takip et takip et takip et
Köşe Yazıları

26 Eylül 2019 - 09:36:22 - 262 Okunma

OKUMA SERÜVENİ

İnsanoğlu doğumundan ölümüne kadar kaç yıl yaşarsa yaşasın hiç şüphe yok ki son nefesine kadar öğrenme becerisinin en üst düzeye çıkmasıyla meşguldür. Zira son nefesinde bile kendisine kabir ve kabir ötesinde yaşayacağı olaylardan izler gösterilir.  Orada yaşayacağı olayları yavaş yavaş ruh dünyasının açılan göz bebekleriyle öğrenmeye başlar.

Biz yazımıza doğumla başlayan bir okuma serüveninden söz etmemize rağmen, şurası su götürmez bir gerçektir ki; okuma serüveni, aslında doğumdan çok önce başlar. İnsanoğlu anne rahmine düştüğü andan itibaren annenin çevresinde algıladığı her şeyle donatılmaktadır. Annenin yediği, içtiği, gezdiği,  gördüğü, duyduğu, dinlediği ve okuduğu her şey bedeninin süzgecinden geçerek doğuma doğru bir maceraya çoktan başlamış olan bebeğin ruh dünyasına tesir eder. Zira bizim inancımıza göre ruhlar bedenden önce yaratılmıştır.

Çocuk doğduktan sonra ve anne karnındayken edindiği alışkanlıkları çevreye duyarlı olmaya başladığı andan itibaren aramaya başlar.  Gördüğü varlıkları algılaması, tanıması, dokunması, hatta yemeye çalışması, sonra farkına varması “Bu nedir, neye yarar, yenir mi, zararlı mı?…” gibi yüzlerce sorularla çevresindeki olan bitenin farkına vararak ruhunu bezemek için özümseme yapması; çocuğun çocukluktan bireyselleşmeye doğru gidişinin bir tezahürüdür.

Çocuk kitapla tanışmaya başladığında daha farklı davranışlar sergiler.

Çocuk kendisine sunulan kitabın kılavuzluğunda, bir yandan görerek, bir yandan dokunarak hem öğrenme ihtiyacına cevap aramaya gayret eder, hem de yetişkinlerin kitabı okumasıyla kitaptaki nesne ve varlıkları adlandırmaya başlar.

Çocuk, gerektiğinde başkasına ihtiyaç duymadan kapağını ve yapraklarını çevirerek renk ve çizgiyle oluşturulmuş kurgunun kılavuzluğunda düş ve düşünce serüvenine çıkma denemelerine başlar. Bu denemeler, çocuğun bilgi ve dil gelişimi için, doğal birer öğrenme ortamı meydana getirir.

Okul öncesinde, okul çağına oradan ergenlik çağına doğru bin bir deneme yanılma ile kendi benliğini doğru olarak kazanan bir insanın, kitapla dost olmasından daha tabii bir şey yoktur.

Önemli olan bu sürecin doğru kişiler tarafından; en tabii, en heyecanlı ve insanın öğrenme yeteneği tesir edici bir şeklide yönlendirilebilmesidir.

Geçtiğimiz yıl  “Kim Milyoner Olmak İstiyor” yarışmasın bir milyon liralık soruyu açtıran on dokuz yaşındaki delikanlının yılda en az 135 kitap okuduğunu kaç kişi biliyor acaba?

Okuma, insana sadece bir kültür, bir öğrenme genişliğinden öteye insanın toplumsal hayatta farklı bir boyuta çıkmasına etken olan önemli bir olgudur.

Üç yıldır Tokat’ta yapılan KİTAP FUARI bu olguya son derece olumlu bir hizmet vermektedir.

Bu hizmeti her türlü zorluklara rağmen Tokat’ın ayağına getirenlere binlerce teşekkür ederim.

Şehrimize gelen ve gelecek olan yazarlarımızın, körpe dimağlar üzerine ne büyük tesirler bırakacağını hemen anlamak mümkün olduğu gibi, asıl büyük tesiri daha uzun zaman içinde gözlemlemek mümkün olacaktır.

Ebedi Bir Devlet Saltanı Kurmak isteyenlerin yapacağı en büyük yatırım, insana yapılan yatırımdır.

İşte Tokat Kitap Fuarı için yapılan yatırım da insan için yapılan yatırımların en büyüğü ve en mânâlısıdır. Bunu zaman içinde göreceğiz.

Ben şimdiden TOKAT KİTAP FUARINA katılacak dostlara hoş geldiniz diyor, sevgili okurlara da bol kitaplı günler diliyorum.

"Mehmet Emin Ulu" diğer yazıları için tıklayın.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

PressTR.com © Copyright Tüm Hakları Saklıdır.

PressTR

tokat haberleri

tokat haber

tokat haber 60

tokat gazetesi

tokat gündem

tokat merkez haberleri

son dakika tokat haberleri

tokat haberi
tokat haberi oku