takip et takip et takip et
Köşe Yazıları

1 Ekim 2020 - 11:47:29 - 329 Okunma

CAN DOSTU

Her yıl 1-7 Ekim Camiler ve Din Görevlileri haftası olarak kutlanır. Vaazlar verilir, sohbetler düzenlenir, konferanslar düzenlenir, arada bilgi şölenleri de yapıldığı olur.  Bu günlerde hemen her zaman aklıma, cami-cemaat ve toplum ilişkisindeki aksayan yönler dile gelir. Bir türlü yazamam. Fakat bu defa yazmadan çekinmeyeceğim.

                Elli yıl önce bir sohbete katılmıştım. Sohbeti yapan kardeşimiz.”Eğer bir caminin olduğu yerde; o mahallenin, dertlisinin dermanı bulunamıyorsa, hastasına şifa aranmıyorsa, yoksulun ihtiyacı giderilmiyorsa, hastaları ziyaret edilmiyorsa, yaşlıları koruyup kollanarak hal ve hatırları evlere gidilip sorulmuyorsa, o caminin toplum için bir fonksiyonu olmadığı gibi o camiinin cemaati de tam olarak kâmil iman seviyesine kavuşmuş olamazlar. ”  diye söylemişti.  O gün bu düşüncesine katıldığım gibi bu gün de katılıyorum.

                Düşününüz iki cihan serveri Rasulullah Efendimiz (s.a.v) Medine-i Münevver’deki mescidinde Müslümanların sosyal, dinî, ekonomik ve her tülü ihtiyaçlarını gideriyordu. Onun yanına gelip de derdine derman olunmayan hiç bir kimse yoktu. Savaşa orada karar veriliyor, barışa orada karar veriliyordu. Efendimiz, Müslümanların hem imamı, hem siyasi lideri olduğu gibi hem de bütün dertlerinin dermanı bir icraat makamındaydı.

                Bugün camilerimizdeki imalarımızın namaz kılma memurluğundan ötede pek fazla bir şey ifa ettiklerini söylemek saf dillik olur.  Bir de uhrevi âleme göç eden camii cemaatinin defin törenlerinde Kur’an okumak… Arada düğünlerde dua ve niyazda bulunmak da onların görevleri arasında…

                Cami ve din görevlileri haftasında, toplumumuzun can damarı olan sosyal dokunun bunca zedelendiği, örselendiği bir ortamda din görevlilerimize çok daha fazla iş düştüğü yadsınmaz bir gerçektir.  İmamlarımızın toplum içinde pedagojik bir formasyonu üstelenmesinin zamanı çoktan gelip geçmiştir. Camide imam, imamdır. Buna diyeceğimiz bir şey yok.  Fakat toplum içinde imam: en yakın dost,  akrabadan daha yakın akraba, ağabeyden daha sıcak kardeş yetimlerin yanında babadan daha müşfik bir baba veya dede olabilecek bir görevi üstlenmezseler, çocuklarımızın gelecekte birçok sorunla karşı karşıya kalacaklardır. Yalnız imamlar değil, imaların eşleri de bu görevi üstlenerek toplum içinde ve özellikle kadınların arasındaki soysal dokuyu sağlamlaştırmak için büyük bir gayretin içine girmelerinin zamanı çoktan gelip de geçmiştir.  En kısa zamanda Sağlık Bakanlığı ile Diyanet, işbirliği yaparak imamlarımızı, müezzinlerimizi, diğer cami görevlilerimizi ve onların eşlerini bu tür dokuları topluma kazandıracak bir eğitimden geçirmeleri icap eder.

Hiç şüphe yok ki kadın vaazlarımız, kadın hocalarımız, Kur’an kursu görevlilerimiz var. Onlar kendi konumlarında görevlerini yerine getiriyorlar. Fakat benim istediğim; daha yakın, daha sıcak, daha kucaklayıcı, daha sarıp sarmalayıcı, resmi kisveden uzak “can dostu”  olan bir vasıfla, toplumun ruh sağlığını düzenleyecek bu güzelliği bir an önce faaliyete geçirilmesidir.

İçinde yaşadığımız pandemim sürecinde toplum sağlığında yıkıntı ve çöküntüyü bir nebze olsun tamir etmenin yollarından biri de bu olabilirdi.  Ne yazık ki, böyle bir kurumunun olmayışı ya da yetersiz kalışı gelecekte çok acı sonuçlar doğuracaktır.

Dilerim Allah’tan yalnız ülkemizde değil; bu musibetten bütün insanlığı tez zamanda kurtarsın. 

Hafta başından Katil Ermenistan’ın Azerbaycan kardeşlerimizin topraklarına saldırması da yüreğimizi bir kez daha yakmıştır. Fakat Azerî kardeşlerimizi aslanlar gibi bu saldırıya karşı koyması, düşmana hak ettiği cezayı vermesi, bizi son derece sevindirmiştir.  Yüreğimizde Azerbaycan sevdası hiç tükenmedi, tükenmeyecektir.  “Tek Millet, İki Devlet” olmak yerine, “Tek Millet Tek Devlet”  olacak bir güzellik varken bu acıları sancıları bize yaşatanlara bu millet er geç hak ettiği cezayı verecektir. 

Bugün dünden daha çok zafere yakınız… Hür ufuklarda bayrak bayrak dalgalanır;  tek yürek halinde Anadolu’dan Hazar’a doğru rüzgâr olur eser; Fırat olur, Dicle olur, Aras olur akarız… 

Hayırlı Cumalar

Fotoğraf: Medine-i Münevvere’den Bir Görünüş (14 Mart 2014)

"Mehmet Emin Ulu" diğer yazıları için tıklayın.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

PressTR.com © Copyright Tüm Hakları Saklıdır.

PressTR

tokat haberleri

tokat haber

tokat haber 60

tokat gazetesi

tokat gündem

tokat merkez haberleri

son dakika tokat haberleri

tokat haberi
tokat haberi oku