takip et takip et takip et
Köşe Yazıları

3 Ocak 2020 - 10:20:56 - 166 Okunma

YEĞENLERİMİN İSİMLERİ

Üç erkek kardeştik. Ağabeyimin, benim ve küçük kardeşimin çocuklarının isimlerini ben koydum.

Ağabeyimin iki kız, bir oğlu oldu Büyük kızının doğduğunu Kalender’de mal güderken öğrendim. Evimizde dünyaya gelen ilk yeğenimdi. Yeğenimin adına karışmadım. Çünkü onun adı belliydi. İlk kız çocuğuna annemizin adının verilmesi doğaldı. SATI adına kimsenin itirazı olmadı.

İkincisi erkekti. Nereden geldiyse aklıma, ERDAL dedim. O da öyle kaldı.

Üçüncüsü kız oldu. Ortaokul arkadaşlarımızdan Necdet’in bizlerden küçük bir kız kardeşi vardı. Sevimli, afacan, nazlı ceylan gibi hareketli, güzel bir Abaza kızıydı. Çerkezlerin her türlü iyi huylarını nefsinde toplamış gibiydi. Ne zaman karşılaşsak ağabeysine gösterdiği sevgi ve saygıyı benden de esirgemezdi. Ondan esinlenerek küçük yeğenime de onun adını ŞENAY sözcüğünü önerdim. İtiraz gelmedi. Ama Şenay da vefası, sıcak yaklaşımı, cömert sevgisi, güzelliği gibi birçok iyi özellikleriyle adaşını aratmadı.

Gelelim benimkilerine: iki oğlumdan büyüğüne ad verirken çok düşündüm. Benim sülalemden bir ad seçsem belki eşimin ailesi üzülür, onlardan seçsem bizimkilere izah edemem. Bir sorun da kendi adımla ilgiliydi. Köyde adımı doğru dürüst kimse telaffuz edemiyor. K,L,R gibi harflerle Türkçe kelime başlamaz. Başlarsa da yanlış söylenir. Konya’yı Gonya, Rasim’i İrasim, Limon’u İlimon yaparız. O halde seçeceğim ad, hem söylenirken değiştirilmesin, hem eşimle kendi ailem arsanda sorun yaratmasın. Aynı zamanda mutlaka E harfiyle başlasın. Çünkü ilk erkek yeğenimin adının ilk harfi E ile başlıyordu Geçmişlerimizin inancımıza da uygun olarak erenlerden birisi, EREN olsun dedim.

Sekiz Mayıs 1980’de ikinci oğlumuz doğdu. Annesi, “Çocuk, Yunus Emre haftasında doğdu. Adı EMRE olsun mu?” deyince babam geldi aklıma. Hasan EMRE oldu. Meğer eşimin dedesinin adı da Hasan’mış.

1970 yılında Ankara’da yedek subay okulu öğrencisiyken küçük kardeşimin oğlu oldu. Adını koymamı istediler. E ile başlayan isimlerin hepsini gözden geçirip ERKAN olsun dedim. Baba itiraz etti. Erkân sözcüğü Alevilikte kutsal kelimelerdendir. Bunu sevmedim dedi. Erkan, erkân sözcüklerini tartışırken ne senin dediğin ne benim, çocuğa ERHAN diyelim dedi. Kardeşim, babamıza benzemiş galiba. Çünkü babamız da ileride çocuklar hata yapar küfre maruz kalırsa o küfrün kutsallara gitmemesi düşüncesiyle adımızı, Ali, Hasan, Fatma yerine Şaziye Rasim, Adil koymuş. Böylece ERHAN isminde mutabık kaldık. Son oğlumuza ERCAN deyip kurtulduk.

Kardeşimin çocuklarının yaş aralıkları kısa. İkisi de beraber büyüdüler. Ankara’nın bir gecekondu semtinde oturan kardeşimin çocukları ERHAN ve ERCAN, “Yazın amcam gelince bizi Gençlik Parkı’na götürecek ”diye yolumu beklerlermiş.

Ayrıca babaları, kapının önündeki kayısının bir dalını da “Bu dal, amcanızındır” diye koruma altına alırmış, her yıl.

"Rasim Canbolat" diğer yazıları için tıklayın.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?




PressTR.com © Copyright Tüm Hakları Saklıdır

PressTR

tokat haberleri

tokat haber

tokat haber 60

tokat gazetesi

tokat gündem

tokat merkez haberleri

son dakika tokat haberleri

tokat haberi
tokat haberi oku