takip et takip et takip et
Köşe Yazıları

10 Haziran 2020 - 12:41:40 - 234 Okunma

YASALAR ÇALIŞANA DESTEK OLURSA…

Şanslı olduğuma inanıyorum. Cumhuriyetin gençlik yıllarında doğdum.

Cumhuriyet okullarında okudum. Beni okutan öğretmenler köy enstitüsü çıkışlıydı. En iyi eğitimcilerdir.

Öğretmen okulunu devlet parasız okulunda yatılı olarak okudum. Okula adım attığım gün, Kendimi öğretmen saydım. Mezun oldum. Atama beklemedim. Hemen görev yerime gittim.

Ülkede her geçen gün değer kazanan eğitimde, önce duraklama sonra gerileme başladı. Benim öğrenciliğim sona erdi.

İlk hedefim devlete faydalı olmaktı. Bunun içinde göreve sıkı sarıldım. Artık kendimi görevime atanmış. Hep daha başarılı çalışmalarım oldu.

Tüm desteğimi devletten aldım. Her yılbaşında maaşım artıyor, onun dışında çeşitli ödenekler elime geçiyordu.

Her mali yılbaşında bu ödenekler de artmaya devam ediyordu.

İlk görevime köy okullarında başladım. Köylü devlet ilişkilerini yakından takip ettim. Bana maaş veren devlet, sıkıştığı durumlarda köylünün imdadına da yetişti.

Kalkındırmak için, teşvikler verdi. Katkılar sundu. Tarım ve hayvancılıkta hep destek oldu. İhracatı artırdı. Fabrikaları tam kapasite çalıştırdı. Devlet, köylünün ürünlerini zamanında ve değerinde aldı. Et balık kurumu, Toprak mahsulleri ofisi her geçen gün büyüdü. Köylünün büyümesine de destek oldu.

Tarımı destekleyen devlet, memuruna da teşvikler verdi. Bunun adına da “ vergi iadesi” dedi.

Vergi iadesi ile her çalışan devletin vergi memuru oldu.

Artık kimse vergi kaçınıyordu. Maaşı kadar fatura toplayan çalışan, faturaları devlete veriyor, karşılığında para alıyordu.

Herkes bunu önemsedi. Birbirlerinden fatura isteyenler olduğu gibi, Faturam yetersiz diye alışverişe gidenler de oluyordu.

Miktarı az olsa da bu küçük paralar bizim gibi memurları mutlu ediyordu. Bulmuş gibi oluyorduk. Devlete vergi veriyor. Esnafı da vergisini ödemek zorunda bırakıyorduk. Karşılığını da iade olarak alıyorduk.

Devlet çalışanına bakıyor, çalışan devlete fedakarca çalışıyordu.

O yıllardan bir anımı aktarmak istedim:

Fatura teslimi için son gündü. Yarına kalmamalı. Bugün verilmeliydi. Odamın kapısını açtım. Koridorun diğer ucunda bir grup personel toplu halde konuşuyorlar. Anladım fatura konuşuyorlardı.

Seslendim: “faturası noksan olan.” Hepsi yanıma koştular. (fatura vereceğim sandılar.) Yanıma geldiklerinde:

– Maaşımın yarısı kadar toplayamadım,

– Bu ay maaşımı babam harcadı. Hiç fatura almamış,

– Annem hep dayımın dükkanından alır. Dayım da fatura vermez.

– …..

– ….

İyi ki geldiniz. “ benim faturam da tamam değil. Gelin dertleşelim.” Diye şaka yaptım. Hepsi yanımdan gülerek ayrıldılar.

O kanun yıllarca yürürlükte kaldı. Faydalandık. Ancak bürokrat olan bir aile büyüğüm:

“ Oğlum kanunlar meclisinden beş santim olarak çıkar. Ucunda menfaat, varsa bir metreye kadar söndürülür.” Demişti. Denetim olmayınca vergi iadesi kanunu, çok iyi sonuç vermedi.

Vergi ödemeden binlerce lira iade alanlar oldu.

Haksız kazanç ile köşeyi dönenler oldu.

Bu suçun adına da naylon fatura denildi.

Günümüzde buna benzer bir düzenleme yapılacak. Kaç santimlik yasa çıkacak, ne kadar söndürülecek, önümüzdeki günlerde göreceğiz. 29 -05 -2020

"Osman Kablan" diğer yazıları için tıklayın.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

PressTR.com © Copyright Tüm Hakları Saklıdır.

PressTR

tokat haberleri

tokat haber

tokat haber 60

tokat gazetesi

tokat gündem

tokat merkez haberleri

son dakika tokat haberleri

tokat haberi
tokat haberi oku