takip et takip et takip et
Köşe Yazıları

4 Ağustos 2020 - 09:57:22 - 499 Okunma

UYGARLIK

Uygarlık medeniyettir. Yaşamda güzellik, zarafet, insanca yaşama şeklidir. Çağdaş yaşamaktır. Yeryüzündeki ülkeler değişiktir. Uygarlık, gelenek ve görenek dışında tektir. Yalnız uygarlıkta ileri ve geri ülkeler vardır.

Uygarlıkta, hars(kültür) kardeştir. Harsımızı yükselttikçe uygarlıkta önde oluruz. Uygarlıkta önde gördüğümüz ülkeler harsta ileri ülkelerdir. Bilim, teknoloji, sağlık, tarım…. gibi sanayi dallarında ileri olmaları harsları ile mümkündür. Kimseye muhtaç olmamaları yanında, dünya ekonomisini yönlendirirler. Silah teknolojisinde önde olduklarında herkese kafa tutarlar.

1453 İstanbul’un fethini düşünelim: O gün güçlü olmasak, karış koyacak güçleri olsa, fethi önlerlerdi. Fatih’ten sonra gelen padişahlar Fatih’in yolunda olsalardı Avrupa bizim gerimizde olurdu.

1450 de matbaanın icadı, Rönesans ve Reform hareketleriyle, Avrupa, yeniçağa geçip uygarlıkta ilerlediler. Osmanlılar ve İslam dünyasından geri olan Avrupa öne geçti. Devleti yönetenlerin uğursuz direnişleri yüzünden, Osmanlılar yerinde saymaya başladı. Matbaa ülkeye sokulmadı. 170 yıl sonra ülkeye getirilen matbaada sadece din dışı kitaplar basılmaya başladı. Bu yüzden Avrupa’yı üç yüzyıl geriden takip etmeye başladık. Avrupa fabrikasyona geçip ucuz mal üretirken, elle yapılan mal pahalı oluyordu. Bu yüzden ekonomi çöktü, ülke fakirleşti. Kapitülasyonlarla sömürge ülkesi olduk. 1830 Tanzimat’la, değişiklik yapılsa da, arayı kapatmak mümkün değildi. Avrupa buhar gücüyle aramızı daha da açtı.

Osmanlı imparatorluğu tarih sahnesinden çekilirken hala orta çağı yaşıyordu. Ülke kültür ve uygarlık yönünden çok geriydi. Osmanlıca: Arapça, Farsça ve Türkçe’nin karışımından oluşuyordu. Sarayın ve ulamanın dili olarak kaldı. Halkla ilişkisi olamadı. Osmanlıca yerine Türkçe geliştirilmiş olsaydı, halkın istenci dili olurdu. Bugün üç kıtada Türkçe konuşuluyordu. 1795 mühendishane, 1883 harbiye, 1838 tıbbiye açılmasıyla Türkçe ye yönelinse de arapçanın etkisinden kurtulamadı.

Avrupa’da Hristiyan ümmetinin ortak diki Latinceydi, Rönesans’tan sonra her ülke dillerine dönerek, dillerini kuvvetlendirdiler.

Batıyı küçük görme yüzünden Osmanlılar, batıdaki yenilikleri almaları zor oldu. Savaşlarda üst üste yenilgilerden batıya yönelme başladı. Uygarlıkta geri kalmamızın bir sebebi de budur.

Atatürk yurdu kurtarmakla kalmayıp, uygarlık ve hars yönünden çağdaş olmadıkça, bağımsızlığımızı koruyamayız diyordu. Onun için hemen devrimlere yöneldi. Atatürk “Yaptığımız ve yapacağımız devrimlerin ereği Türkiye Cumhuriyeti halkını bütünüyle uygar bir toplum durumuna getirmektir. Devrimlerimizin temel ilkesi budur.” Atatürk devrimlerini dayatma kabul eden bazı çevreler yanlış düşünüyor. Devrimleri, hars ve uygarlıktan yoksun olan insanların aklına sığdırması zordu. Onun için Atatürk, “İdare-i maslahatçılar esaslı inkılap yapamazlar.” demiştir. Devrimlerle Doğu-Batı çatışması geride bırakılmıştır. Avrupa ile aramızdaki uygarlık farkı en aza indirilmiştir. İlkel tarım uygarlığından, sanayi uygarlığına geçilmiştir.

Atatürk, halkın eğitimsizliğini gördüğünden, en önemli işimiz eğitim dedi. Gerçek zaferin eğitim sağlanacağını bildirdi. Savaş devam ederken 1921 de eğitim kongresini topladı. Çağdaş, müspet bilime yönelik, akla dayalı eğitim istiyordu. Dünyadan ayrı yaşamanın anlamsızlığını biliyordu. Akla dayanmayan medrese eğitimini boş buluyordu. Beyni aydınlatan bilgilere yönelinmeliydi. Uygarlığın böyle gelişeceğini söylüyordu.

Okuması ve yazması zor, birçok işaretlerden oluşan Arap alfabesini bırakıp, Latin harfleriyle okuma-yazmaya geçildi. Okur-yazar sayısı hızla artmaya başladı. Dil devrimi ile halkla ve devletin dili birleşti. Halkın dili hars dili oldu. 1932 de Trük Dil Kurumu kurularak dilimizin gelişmesinde süreklilik kazandırıldı. Ulusal yaşama dönüldü. Atatürk’le Türk edebiyatı doğdu. Halk Evleri ile köylü kentli kaynaştırıldı. Dilin gelişmesi sağlandı.

Köy enstitüleri köylüyü aydınlatmada en önemli eğitim kurumu oldu. Tarım, marangozluk, duvarcılık, sağlık gibi bilgilerin yanında, köylüye okur-yazarlık verildi. Böylece köylü köye bağlanıp, bugün ki kentlere akım duracaktı. Köylünün aydınlanmasından korkan siyasiler bu okulları kapatarak, ülkeye ve insanlarımıza kötülük yaptılar.

Atatürk 1931 yılında kurulan Türk Tarih Kurumu ile Türk uygarlığını meydana çıkardı. Osmanlılarda tarih, Osmanlı tarihi ile sınırlıydı. Orta Asya’dan günümüze kadar, tarih okutulmaya başlandı. Millet kendisini tanıdı. Kültürlü ve uygar insan kendi aklını çalıştırmaya başladı. Özgürlük kültürü gelişti.

Son söz olarak diyorum ki öğretmenlerimize: uygarlıkta ilerlemek için Atamızın sözünü öğrencilerimize kavratın.

“Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.”

Saygılarımla.                   29.07.2020

"Mehmet Tapar" diğer yazıları için tıklayın.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

PressTR.com © Copyright Tüm Hakları Saklıdır.

PressTR

tokat haberleri

tokat haber

tokat haber 60

tokat gazetesi

tokat gündem

tokat merkez haberleri

son dakika tokat haberleri

tokat haberi
tokat haberi oku