takip et takip et takip et
Köşe Yazıları

4 Mart 2020 - 11:08:34 - 624 Okunma

TURNALAR

Dünya üzerinde yaşayan tüm canlılar, evrenin bir parçasıdır. Bir canlı türünün yok olması eko sistemin bozulması demektir. Turnalar tüm dünyada olduğu gibi bizimde türkülerimizde, şiir, motif ve desenlerimizde yer alan bir kuş türüdür. ”Turnalar turnalar gidin turnalar. Gönülden, gönle konun turnalar. Yâre den, yâre ye konun turnalar.”

      Turna( Grus, grus) iri, uzun bacaklı, uzun boyunlu, kısa kuyrukludur. Yaşam alanları, nehir, göl çevresinde ki ıslak çayırlar, bataklıklar, sığ körfezler, pirinç tarlaları, bozkırlardır. Boyu yerden 150 cm, kanat açıklığı 220,250 cm, ortalama ağırlığı 6 ile 8 kilogramdır. Beslenmeleri etçil ve otçuldur. Çimen kökleri ve filizleri, toprak altı gövdelerdeki yumru kökleri; ( patates, yabani hardal, yonca, ısırgan, karga üzümü, yaban mersini meyveleri,) tahıllar” buğday, arpa, yulaf, çavdar, mısır, pirinç, yer fıstığı.” Yediği hayvanlar,( erişkin böcekler, sinek ve larva halindeki böcekler, salyangoz, toprak solucanı, kurbağa, küçük balıklar.) Turnaların Türkiye’de ki üreme alanları; Kızılırmak deltası, Bolu Yeniçağ gölü, Sivas, Erzurum, Erzincan, Muş, Ağrı, Van, Kars bölgelerindeki yüksek çayırlar ve küçük göl kenarları. Türkiye’de kışladıkları alanlar; Çukurova deltası, Göksu deltası, Sultansızlığı, Ereğli ovası, Ceylanpınar, Tuz gölüdür. Turnaların önemli göç yolu; İstanbul, Urfa, Zonguldak, Samsun, Sinop, Trabzon, Artvin, Kars, Hatay, Adana’dır.  “ Bir çift turna gördüm durur dallarda, seversen Mevlayı kalma yollarda, sizi bekleyen var bizim ellerde, doğru bir katara ucun turnalar.” Bir başka türküde;” Allı turna selam götür sevdiğimin diyarına. ”Diye kulaklarımızda yankılanır.

      Turna, özlem, şans, bereket, aşk sembolleriyle anılır. Turna dansını izleyenlere ayrı bir renk ve zevk verir. Turnalar bir biri etrafında dönerek uyumlu dairesel, zikzaklı yürüyüşler yapar. Sıçrama kanat vuruşları, hareketsiz kalma, gagalarıyla yerden aldığı çöpleri havaya atmaları danslarının en güzel yanlarıdır. Bu danslarla eşlerini seçerler. Eşlerine sadık olan turnalar, tek eşli yaşarlar. Eşi ölen turnanın uzun süre yaşamadığı söylenir. “Çekerim turnam sineye derdi, sineye. Bu yıl bize gülmek haram belki seneye.”

       Turna kuşu Japon kültüründe önemli bir yere sahiptir. Japon efsanesine göre bin tane origami turna kuşu katlayan kişiye bir dilek dileme hakkı verilir. Turna kuşu origami katlamasına ne kadar çok insan yardımcı olursa değeri o kadar artarmış. Sadako Sasaki On İki yaşındaki Japon kızın hikâyesi şöyle; “ Japonya’ya atom bombası atıldığında Sadako İki yaşındaymış. Sadako Sasaki On İki yaşına geldiğinde aldığı radyasyon nedeniyle kansere yakalanır. Savaşta öksüz ve yetim kalan Sadako hastaneye yatırılır. Japon küçük kızın ölümü için gün sayan tüm doktorların aksine, Japon küçük kız hayat ve neşe doluymuş. Koridorlarda koşup oynayıp, diğer hastalara yardım ediyormuş. Sadako, hastalar arasında, kendisi gibi kanser olan Seksen yaşında bir kadını çok sever. Ölüm döşeğinde ki bu kadını hiç yalnız bırakmaz. Kadın ölmeden önce Sadako’ya; “ Benim için çok geç ama bizim inanışımıza göre, bir kişi Bin tane turna kuşu yaparsa, her istediği kabul olur. Ben yapamadım, sen yap bu hastalıktan kurtul yaşa.” Demiş son nefesini vermiş.

       Küçük Japon kız bu ölüme çok üzülmüş. Hayatta kalma arzusuyla geleneksel Japon sanatı olan origamiyle kâğıttan turna kuşu yapmaya başlamış. Neşe içinde yaptığından ilk önceleri çok hızlı yapıyormuş. Bin tane turna kuşu yapmak işten bile değilmiş. Sağlığı bozulunca çalışması zayıflamış. Bu öykü önce yerel, sonra ulusal basına düşmüş. Dünya’nın dört bir yanından insanlar kıza, binlerce turna kuşu göndermeye başlamışlar. Japon kız haberler basına çıktığında elini kaldıramaz hale gelmiş. Hayatta son saatlerini 637. Kuşunu yaparak geçirmiş. Kuşu bitirmiş, gözleri kapanırken, hemşireler, hastabakıcılar postadan çıkan yüzlerce origami kuşuyla odasına girmişler. Küçük Japon kızın beyaz yüzünde bir tebessümle yatağında cansız yatıyormuş. Postacılar aylarca kâğıttan turna kuşu taşımışlar. Sayıları milyonlara ulaşan turna kuşları, Japonya’da şu an bir müzede sergileniyor.”

      “ Telli, telli şu telli turnam. Sanma ki yaralı uçmaz bir daha.” Türküler yaşamımızın bir parçasıdır. Yaşamındaki zorluğu, acıyı, hasreti, sevgiyi hep turnaların kanatlarına yüklerler. Turna kuşu Orta Asya’dan Kore, Japonya, Avrupa’da hemen, hemen Dünya’nın her bölgesinde görülür. Sevilip, sayılan bir kuş türüdür. “ Turnam gelir bizim elden. Yeni kalkmış ağır gölden. N’olur konuş bizim dilden. Üç telli, dört telli. Beş telli turnam…”

      Hacı Bektaşi Veli Vilayetnamesi’nde ilk Müslüman Türk Mutasavvıfı olan Ahmet Yesevi’nin “ Turna”  donuna girdiği kayıtlıdır. Turna Ahmet Yesevi’den günümüze kadar geçen yaklaşık Sekiz asırlık zaman zarfında halk ve divan edebiyatında görülür.

      Alevi cem ayinlerinde (turna semahının) özel bir yeri vardır. On İki genç kız turnalar semahını döner.  On İki imamı temsil eder.( Turnam gelir başı cıgalı. Eğlen turnam eğlen Ali’mi sin sen. Birisi Muhammet biri Ali, Eğlen turnam eğlen Ali’ mi sin sen. Yoksa Hacı Bektaşi Veli misin sen. İki turnam gelir rengi yem yeşil. Biri İmam Hasan ol pak nesil. Biri İmam Hüseyin Cennette bir gül.)

       Biliniyor ki aleviler turna kuşuna sevdalı insanlardır. Türkülerinde, danslarında turna hiç eksik olmaz. Alevilerin turna sevdası İslamiyet öncesi inanışlardaki turna özlem ve geleneklerinden gelir. Aleviler ile alev-ateş-turna arasında bir ilişki vardır. Bu ilişki de insanın binlerce yıl boyu evrenle ve doğayla kurduğu ilişkiye dairdir.

BİR ÇİFT TURNA UÇURDUM.

Bir çift turna uçurdum Yozgat dağından,
İzin aldım ağasından beyinden
Başı mor benekli Çavuş köyünden
Erzurum çölüne konun turnalar.

Ne çok olur Erzurum’un ağası beyi,
Önüne gelir Bayburt’un dağı,
Çiftlikli çimenli yolların sağı,
Aşkale ovasına konun turnalar.

Aşkale ovasında tellerin ırğa.
Dertlidir âşıkların sinesi doğra
Mihman düşme turnam Tokat’a uğra
Kaz ova çölüne uğran turnalar

Ne tez gelir Kaz Ovanın baharı yazı
Önüne gelir Yenihan’ın düzü
Çiftlikli çimenli koca Sarız’ı,
Üleş’in gölüne konun turnalar.

Üleş’i sorarsan dolu Ermeni
Delik taşa çıkıp ta mehdin vermeli
Şol gidi mancılığı gözden ırmalı,
Kızlar kalesine konun turnalar

Kızlar kalesinden hemen ucun
Çavdarın gediğini selamet geçin.
Zeytinli Ermeniden bir kadeh için.
Maraş’ın ardına konun turnalar.

Maraş’ın ardı Gâvur dağları
Çıkam Erciyes’i Gesi bağları
Elleri mızraklı Türkmen beyleri,
Saç suna suyuna konun turnalar

Saç suyuna suyandan Gürün’e uğra
Aşıntı deresinde batsın gerekmez neyne,
Elbistanlı beylerine çok selam söyle,
Amik ovasına konun turnalar.

Amik ovasında içerler şarap
Küçüğü büyüğü dil bilmez Arap.
Yiğidin vatanı vay gidi Halep,
Yükünüzü Reyhanlı’da tutun turnalar

Cesura göy nücüğüm cesura
Seyran ettim gelip geçen yesire,
Kuş doğandan öte koca Mısır’a
Süt deniz çölüne konun turnalar.

Karacaoğlan der ki dediceğim olursa
Şol gidi Halep mahsul verirse
Ben bir turnaya kefil olursa
Kastım ceremenizi görün turnalar. ( Çukurova yöresine ait olan Karacaoğlan şiiri Yaşar Kemal tarafından derlenmiştir. Türkü olarak ta söylenmektedir.)

Bir başka ezgide; “ ben derdimi hangi dağa, Yüreğimi hangi suya diyemiyorum. Sen benimsin bahar gözlüm, Yarınlarda ikimizin, yürüyoruz? Turnalar sevdiğim oy…” Bir başka telin sesinden, ezginin dilinden ; “ Telli turnam selam götür, Sevdiğimin diyarına. Üzülmesin ağlamasın, belki gelirim yanına cananım…” Turnalar kadar asil, eşine dostuna sadık, inancına bağlı, uzun uçan, birlik, dirlik içinde yaşamak dileklerimdir.

     Eko sistem: Belirli bir alanda bulunan canlılar ile bunları saran cansız çevrelerinin, karşılıklı ilişkileri ile meydana gelen ve süreklilik arz eden çevreyle ilgili sistemlere ekosistem denir.( Besin ağı ile de şekillendirilir.)

     Motif: 1-Kendi başlarına bir bütün, birlik olan ve yan yana gelince bir bezek, süs oluşturan süsleme öğelerinden her biri. 2- Bir yapıtta sık, sık yinelenen süsleyici öğe.

       Origami: Kâğıt katlama sanatıdır. Japonca ( oru)  katlama (kami ) kâğıt anlamına gelmektedir.

        Irğa: Eski dilde talihli, şanslı.

        Mihman: Konuk( misafir)

        Mancılık: Topun icadından önce kale kuşatmaları sırasında ağır taş ve gülleleri fırlatmak için kullanılan aracın adı.

                    Süleyman Erkan 20-02-2020 Perşembe Hasköy-Beyoğlu-İstanbul.

"Süleyman Erkan" diğer yazıları için tıklayın.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

PressTR.com © Copyright Tüm Hakları Saklıdır.

PressTR

tokat haberleri

tokat haber

tokat haber 60

tokat gazetesi

tokat gündem

tokat merkez haberleri

son dakika tokat haberleri

tokat haberi
tokat haberi oku