takip et takip et takip et
Köşe Yazıları

3 Kasım 2011 - 08:09:39 - 135 Okunma

TOPLUMLARI ZENGİNLER Mİ YÖNETİYOR?

Geçenlerde bir arkadaşımız dünyanın en zengin üç ismi hakkında bilgiler gönderdi.


Bunlar:


Carlos Slim Helu ve Ailesi – 1990’da Meksika’da yapılan özelleştirme sonrasında sahip olduğu Telekom sayesinde dünyanın en zenginleri listesinde birinci sıraya oturdu.


Bill Gates – Microsoft sayesinde ikinci sırada.


Warren Buffet – Amerikalı yatırımcı ve sanayici üçüncü sırada.


Arkadaşımız bu zenginlerin temel zenginlikleri yanı sıra, her birinin kazançlarını başka nelere yatırdıkları ve ayrıca ne gibi toplumsal sorumluluk katkıları olduğu konusunda da bilgiler veriyordu.


İşte bu bilgilerin ardından başka bir arkadaşımız şöyle bir soru yöneltti:


“Şimdi ben soruyorum: Her şeyi denetim altına alan bu yapılanmalar ‘halkın seçtiği’ kişilere ‘yönetimi’ bırakır mı?”


Evet can alıcı bir soru bu. Başka bir anlatımla acaba gerçekten halk tam bir seçim mi yapıyor yoksa, evet yoksa, ona bunları seç diyen görünmeyen bir etki var mı?


Bence bu konu da o kadar siyah beyaz mantığı içinde ele alınmamalı. Bunu bu tarz ele alan bir görüşe göre her şey egemen güçler tarafından tayin edilir. Hatta bu görüşte olanlar o kadar ileri giderler ki memleketi kimlerin yöneteceğini üç beş holding patronu ve zenginler kulübü üyelerinin otel lobilerinde karar verdiklerini söylerler.


Toplumların tarihsel gelişimi incelendiğinde henüz krallıktan derebeyliğe ve oradan burjuva sınıfının güçlenmesiyle demokrasiye geçiş evrelerinin ilk basamaklarında bu mümkündü.


Toplumların gelişmişlik düzeyleri ilerledikçe yetki dağılımı da çeşitlenmeye başladı. Hele son yıllarda iletişimdeki gelişme insanların daha çabuk bilgilenmelerine ve belli konularda daha çabuk bilinçlenmelerine olanak sağladı. O yüzden birilerinin (yani zenginlerin) bir araya gelerek toplumu kimin ya da hangi anlayışın yöneteceğine karar vermeleri pek o kadar kolay olmasa gerek…


Bunu böylece vurguladıktan sonra onların etkileri hiç yok denebilir mi? Elbette vardır. Kısaca çıkar çevreleri olarak oluşan gruplar elbette toplumu kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmek için çaba sarf ederler. Bunlar, oluşturdukları dernek, düşünce kuruluşu, lobi faaliyeti, cemaat veya bir başka biçimde kendilerini belli ederler. Belki toplumun büyük bölümü bunlardan habersizdir. Ama işte demokrasinin güzel yanı da bu değişik çıkarların bir şekilde uzlaşarak toplum yönetimine katılmaları veya seslerini duyurabilmeleridir.


Bir önemli nokta da zenginlerin veya etki çevrelerinin bile yeni çeşitlerinin çıktığını, çıkarların farklılıklar gösterdiği toplumun durmadan yenilenen, değişime uğrayan canlı bir organizma olduğunu da göz ardı edemeyiz.


O yüzden ben, üç beş zenginin elbette taşıdıkları sorumluluk gereği toplum yönetiminde etkilerinin olabileceğini düşünürüm ama onların her şeye egemen olduğu görüşünde olanlardan değilim.

"Ercan Süsoy" diğer yazıları için tıklayın.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

PressTR.com © Copyright Tüm Hakları Saklıdır.

PressTR

tokat haberleri

tokat haber

tokat haber 60

tokat gazetesi

tokat gündem

tokat merkez haberleri

son dakika tokat haberleri

tokat haberi
tokat haberi oku