takip et takip et takip et
Köşe Yazıları

4 Ekim 2019 - 10:00:53 - 150 Okunma

TEBLİĞ – DUYURU – ÖĞÜT – UYARI

S.A… Saygıdeğer okurlar; Öncelikle her birinizi en samimi duygularımla selamlayarak esenlikler diliyorum. Bu yazımı 3 bölüm halinde ve cuma günleri sizlere sunmaya çalışacağım. Beni bu yazıyı hazırlamaya iten sebepleri, son yıllarda hayli yaygın hale gelen, gerek resmi, gerek sivil olanlarda, gerek mürekkep yalamış, gerek ümmi olanlarda, gerek sağcıyım, gerek solcuyum diyenler de gördüğüm peşin fikirlilik, tahammülsüzlük, sevgisizlik ve ille de nezaketsizliktir şeklinde özetleyebilirim. Bu durum, çoğu zaman bilgi kirliliğinden dolayı meydana geldiği gibi bazen trollük görevi sebebiyle, bazen birilerine olan aşırı sevgi veya nefret yüzünden, bazen bilgisizlik ve cehalet yüzünden, bazen de menfaat ve çıkar sağlamak olduğunu görüyor veya müşahede ediyorum. Bu durumun sebebinde daha başka faktörler de olabilir belki ama bütün bunların ötesinde asıl sebebin, insanımızın TEBLİĞ konusunu unutup yabancı kalması olduğuna inanıyorum.

Erbabının bileceği gibi, tebliğin kelime anlamı için, bir şeyi veya bir haberi sözle, yazıyla veya farklı vasıtalarla, hatta farklı davranış ve duruşlarla bir başkasına duyurmak diyebileceğimiz gibi, dini anlamını da kısaca, Peygamberlerin vahiy yoluyla aldıkları bilgiyi insanlara ulaştırmasıdır şeklinde özetleyebiliriz. Ben bu yazımda tebliğin İslam’daki yeri ve şekli üzerinde durmaya çalışacağım. Genellikle TEBLİĞ olarak ifade ettiğimiz bu konu, birçok ayette tebliğ olarak geçerken, bazı ayetlerde duyuru ve öğüt şeklinde, bazı ayetlerde de uyarı olarak geçtiğinden yazımın başlığında birlikte kullandım.

Tebliğle ilgili olarak Kur’anda 70 civarında ayet olup, konuyla yakından ilgilenen birçok kişinin görüşüne göre tebliğ, cihad ibadetinin ilk aşamasıdır. Buna delil olarak da henüz kıtal anlamındaki cihattan bahsedilmeyen Mekke döneminde nazil olan Furkan suresi 52. ayet gösterilir. Bu ayette Mevla’mız: (Mademki yalnız seni gönderdik) Öyleyse kâfirlere boyun eğme ve bu kuran ile onlara karşı olanca gücünle büyük bir mücadele ver. Burada kastedilen mücadele silahlı bir mücadele şeklinde değil nasihat, öğüt, uyarı, duyuru, yani TEBLİĞ şeklinde yapılacak olup Tebliğ, sadece MEKKE dönemi ile sınırlı olmayıp, bütün zamanlar için geçerli olan ve kur’ani esas ve usullerde yapılacak bir yükümlülüktür. Durumun daha iyi anlaşılması için tebliğle ilgili birkaç ayet daha vermek istiyorum. Maide süresi 67 ayet: Ey Şanlı Resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan Peygamberlik görevini yapmamış olursun. Şura suresi 48. ayet: Ey Muhammed! Senin sözlerine aldırmıyorlarsa ve senden yüz çeviriyorlarsa şunu bil ki biz seni onların üzerine bir bekçi olarak göndermedik. Sana düşen sadece duyurmaktır. Kaf süresi 45. ayet: …Sen onlara karşı zor kullanacak değilsin. O halde sen benim tehdidimden korkanlara bu Kur’an ile öğüt ver. İsra suresi 105. ayet: Ey Peygamber! Biz seni ancak uyarıcı ve müjdeci olarak gönderdik.”  Bu noktada hemen şunu ifade edeyim ki, yukarıdaki ayetlerin muhatabı sadece peygamberler değildir. Peygamberlerin tebliğde bulundukları insanlar da, bunu diğer insanlara ulaştırmakla mükellef olup, bu mükellefiyetlik kişinin bilgi ve tecrübesiyle orantılıdır. Nitekim Allah Resulü veda hutbesinde şöyle demektedir. “Benim söylediklerimi, burada olanlar, burada olmayanlara bildirsin. Olur ki, bildirilenler sözlerimi burada olmayanlardan daha iyi anlar ve itaat ederler.” Sadece bu hadisi şerif bile tebliğin önemini ve gereğini açıkça ifade etmektedir. Bu vesileyle tebliğle ilgili birkaç hadisi daha nakletmekte fayda umuyorum. (İnsanları) Allah’a çağıran, Salih amel işleyen ve –Ben Müslümanlardanım- diyen bir kişiden daha güzel sözlü kim olabilir. (Fussilet 33) 2- Doğru yola davet eden kimse, bu davete uyanların aldığı sevap kadar sevap alır (Müslim, İlim, 16; Ebu Davut, sünnet, 6; Tirmizi, İlim, 15). 3- Benden bir ayet bile olsa insanlara ulaştırınız (Buhari Enbiya, 50). 4- Kullarını Allah’a, Allah’ı da kullarına sevdiren, yeryüzünde nasihat ederek ve İslam’ı anlatarak dolaşanlar kıyamet gününde nurdan minberler üzerinde otururlar (Ali el Muttaki, 111,685-686,Beybaki, Şuab, 1, 367). Konuyla ilgili başka pek çok ayet ve hadis olsa da aktardığım hadisler, Müslümanın diyen herkesin tebliğ yapmasının gereğini, önemini ve kıymetini ortaya koymakta ve Tebliğ görevinin sadece belli bir grup veya bir sınıf tarafından değil, gücü nispetinde her Müslüman tarafından yerine getirilmesi gereğini ortaya koymaktadır. Genel görüşe tebliğin ümera-idareciler tarafından elle, alimler-bilenler tarafından dille, ümmiler-halk tarafından da kalple yapılması uygun bulunmuştur. İkinci bölümde buluşmak ümidiyle cuma gününüzü tebrik eder saygılarımı sunarım. En doğrusunu Allah bilir.

  1. 10. 2019

Nizamettin Aydın

"Nizamettin Aydın" diğer yazıları için tıklayın.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

PressTR.com © Copyright Tüm Hakları Saklıdır

PressTR

tokat haberleri

tokat haber

tokat haber 60

tokat gazetesi

tokat gündem

tokat merkez haberleri

son dakika tokat haberleri

tokat haberi
tokat haberi oku