takip et takip et takip et
Köşe Yazıları

10 Haziran 2015 - 08:09:59 - 20 Okunma

Sorgu

Zaman su gibi akıp gittikçe bizlerden de bir şeyler kopardığının, bizlerden de parçalar alıp götürdüğünün neden farkına varamayız ve kendimizi bu amansız keşmekeşin ellerine nasıl teslim ederiz?

İlkbaharın tüm güzelliği ile rengârenk kendini hissettirdiği bu günlerde doğanın ortaya koyduğu bu coşku bizlerde ne gibi etkiler yapar?

Ruhumuzda, yüreğimizde, benliğimizde ve hayatımızda taşımış olduğumuz onca görünür görünmez yükün ne kadarının farkındayız?

Biz kimiz, neyiz ve ne kadar kendimizi görebiliyoruz?

Varlık amacımız, dünyaya bakış açımız ve konumumuz kimler için ne kadar ve neden önemli?

Sorgular iç dünyamızda fırtınalar estire dursun cevaplarının karşılığı altında ezilmemek adına ne kadarını duymak, görmek, anlamak isteyebiliriz?

Yaşamla mücadelemiz kim ve kimlere hizmet etmek için?

Güneşin en kızgın hali ile beynimizi kavurduğu bir anda dudaklarımızda bir yudum su için ortaya çıkan hasret çatlakları oluşurken nasıl olurda kinin, nefretin, sevgisizliğin, bencilliğin arttığı bir dünyada kalplerimizde bir yumuşama ortaya çıkmaz?

Kimsenin kimseyi umursamadığı bir yaşam alanı oluşturma ve ikame etme hangi mühendislik dalının projesidir?

Bu ve benzeri milyonlarca sorunun temel nüvesinde insan vardır ve insan odaklıdır.

Zaman su gibi akıp gittikçe farkına vardığımız veya varamadığımız ve dolayısı ile bizleri doğrudan etkileyen sadece birkaç soruyu paylaşmak istedim.

Kendimizin farkına varma zamanımızı sorgulamamız ve bunun üstünde kafa yormamız lazım diye düşünüyorum. Bir şekilde kader denilen çizgide başlangıç ve bitiş noktası arasında ilahi kudretin yazısı dışında yine bize verilen akıl, mukayese ve sonuca varma gücü de şüphesiz İlahi Güç tarafından bizlere ikram edilmiş en büyük hazinedir.

Yaşanmış ve yaşanacak her şey mutlak iradenin teminatı altında biz insanlara verilmiş bu melekelerle şekillenmektedir.

Kendimizi hissetmeli, kendimizi yaşamalıyız. Bu yaşam felsefesi bencillik gibi görünse de aslında bütüncül bir yapının algoritmasının mihenk taşıdır.

Biz iyi olmadığımız sürece etrafımızdaki insanların iyi olmasını veya onlara etkimiz göz önüne alındığında onlardan güzel bir şeyler beklemek izah edilemez.

İrademiz, yüreğimiz, ruhumuz ve benliğimiz özgürlüğünü ilan ettiğinde kendini bulacak ve kendini daha iyi anlayacak, anlatacaktır. Kendisine saygısı olmayan birinin başkasına saygısını bekleyemezsiniz.

O yüzden kişi kendinde olanlara sahip çıkmak ve tüm enerjini buna yoğunlaştırmak zorundadır. Kendisinde olmayan kendisinden uzaklaşan, kendisini kabullenmeyen her ne varsa bu o kişiyi zaten hak etmiyor anlamı taşır ki, o kişiyi hak etmeyen birçok eylem, oluşum ve bireyin ardından üzülmek yersiz ve anlamsızdır.

Tüm bu sorgulara olan mesafe kalp ile vicdan arasında ki en kestirme yol kadar olmalıdır.

İç güzelliği dediğimiz o huzur ancak insanın kendi eli ile inşası sonucu ortaya çıkmaktadır. Zaman su gibi akadursun, bizlerde rüzgârların önünde uçuşan yaprak misali oradan oraya savrulalım bir tek gerçek var ki; senden gidenlere değil, sende olanlara zaman ayırmaktır huzur.

Huzur tadında bir zamanda tebessüme kim hayır diyebilir ki?

 

 

 

 

"Ünal Kar" diğer yazıları için tıklayın.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?




PressTR.com © Copyright Tüm Hakları Saklıdır

PressTR

tokat haberleri

tokat haber

tokat haber 60

tokat gazetesi

tokat gündem

tokat merkez haberleri

son dakika tokat haberleri

tokat haberi
tokat haberi oku