EVİMDE İKİ BÜRO

İnsanların  Kullandıkları evler  yetersiz olabilir.  Çare bulmak zorunda kalırlar. Çare bulunsa da yeterli olmaz. Daha fazlasına ulaşmak isterler. Tatile gelen torunumdan iki gün önce kargo geldi. Altmış bir ekran monitör getirdi.  “ Medeniyet ilerledikçe ihtiyaç artar. “  Diyen öğretmenim yarım asır önce ne kadar doğru söylemiş. Teknoloji arttıkça ihtiyacın arttığını gördük  bizde.. Genç çiftler ev … Devamını oku

CANIM ÖĞRETMENLERİM

Cumhuriyet,  yirmi beş yaşındaydı. Ben doğdum. Otuz yaşını geçince Cumhuriyet,  ben okul çağına geldim. Okul çağına gelene kadar okulumuzda eğitmen vardı. Eğitmenler, askerde okuma yazma öğrenenlerden köy okullarına gönderilmiş eğitimcilerdi. İki ağabeyim eğitmende okuyordu. Akşam olunca evin ortasına sofra tahtası konur. Tahtanın ortasına camı temizlenmiş, Gazı doldurulmuş lamba yerleştirilirdi.   Ağabeylerimle ben tahtanın etrafını kapattığımız için, … Devamını oku

TAHMİNİ TAHAKKUK ÖDENECEK

Sokaklarda Kan akıyordu.   Toplu yaşanılan yerler taranıyordu. Tarayanların hedefinde hasımları da yoktu. Hedef, öldürmekti. Ölsün de kim ölürse ölsündü. Tokat’ın güzel bir köyünde çalışıyorum. Toplumsal olaylardan uzak güvenli bir yaşantım vardı. Köyde çalışanlar şehir sırasına girer, sırası gelince merkez okullarına alınırlardı.  Şehre gelmem için yaklaşık iki yıl o köyde çalışmalıydım. Bu normal şartlarda böyleydi. Oğlum … Devamını oku

30 AGUSTOS ZAFER BAYRAMI

Gelen bayram mesajlarıyla gurur duydum.  İçlerinden birini çok beğendim. Paylaştım.    Cumhuriyet meydanına gittim. Tören başlamadan biraz önce gitmiştim. Çevreyi inceledim. Bayraklar var. Ses düzeni kurulmuş. Mahalli medya hazır bekliyor. Kısa sürede kalabalık oluştu.  Kalabalık, ayrı iki guruptan oluşuyordu.  Bir gurup sandalyelere oturmuş, hükümet konağına bakıyordu. Diğer gurup Atatürk anıtının önünde toplanmıştı. Bunlarında ayrı ses düzenleri … Devamını oku

AYNI GÜN İSTENMEYEN OLAY

Önceki yazımda mesire yeriyle ilgili bir soru sordum. Burada yüzlerce insan toplanıyor. Zabıta, polis, jandarma ve sağlıkçı yok. İstenmeyen bir olay da kime, nasıl derdimizi anlatabiliriz? İstenmeyen olay aynı gün oldu: Güzel binanın önündeki boş havuzun betonu yanmış, çatlamış.  Bir köpek yavrusu zor da olsa o çatlaktan içeri girmiş. Çıkamıyor. O kadar daracık çatlaktan nasıl … Devamını oku

PİKNİKTE BİR PAZAR

Bugün Pazar. Piknik yapmak için erkenden çıktık. Geç kalınca  orada yer bulmak imkânsız olduğunu biliyoruz.   Burası Tokat’ın en eski mesire yeri….             Giriş paramızı verip,  çöp poşeti aldık. Arabamızı park ettik. Masalar/çardaklar dolu.  Tek katlı, güzel binanın önünde boş bir masa /çardak gördük. Oraya eşyalarımızı koyduk.  Binanın her tarafında bir buçuk metre yükseklikte balkon var. … Devamını oku

EKMEKLER ATILMASIN YEMEKLER DÖKÜLMESİN

Bu gün sevdiğim bir araştırmacı- yazarın yazısı beni çok etkiledi. “Nasıl isyan etmem.” Sorusuyla başlıyordu yazı.. “Yazarken bile vicdanım isyan ediyor. Çöp kutusunda bulduğu ekmeği ısırıp yiyen insan gördüm. İçim ezildi. Şok oldum…” diye devam ediyordu. Ben de okuyunca şok oldum. Nedenini düşündüm. Öğrencilik yıllarım yoklukla geçti. Hangi fırında, bakkalda, birkaç kuruş ucuz olan ekmekleri … Devamını oku

HAKLI SİTEM

Benim yazılarımı okuyan arkadaşlarım bilirler. Daha çok çevremde gördüklerimi yazarım. Okuyanlar da yazılarımı beğenirler.             Güzellikleri ve sorunları abartmadan yazarım.             Evimin karşısında, Tepeden camiye inen iki paralel yol var. İki yolun arasına küçük bir park yapıldı. Geçekten güzel park oldu. Emeği geçenlere teşekkür ederim. İki paralel yol ile park, bir birini tamamladı.             Daha … Devamını oku

YEŞİL IRMAK BALIKLARININ İŞİ ZOR

Sosyal medyaya bir resim geldi.  Tarihi taş köprüye ırmağın girişini gösteriyordu. Behzat deresinin yeşil ırmağa döküldüğü yere,  Derenin önüne bir duvar yapılmıştı. Behzat’tan gelen su, orada birikiyor, duvarın üstünden ırmağa akıyordu.   Duvarı görünce neden yapıldığına karar verememiştik.                 İşte resim o duvarı gösteriyordu. Yanındaki açıklama ilginçti: “Dolar artıyor biliyoruz. ..Diyoruz  ki: BALIKLARI DÜŞÜNMEK GEREKİYOR! ELDEN … Devamını oku

YEŞİL TOKAT’I HATIRLADIM DA…

YEŞİL TOKAT’I HATIRLADIM DA…   Katmer kayayı geçip Tokat’a girince başlıyor yeşillik. Bey bağları, Değirmen önü,   Haşdağının tamamı yeşildi. Tam karşısında rekabet eder gibi: Perakende, Galhane, Topçu bağı, Çay bağları vardı.                 Evleri seyrek, yolları daracıktı Tokat’ın. At arabaları ve kağnılar geçecek kadar genişti yolların genişliği. Daha geniş yapılması mümkündü.    Ama o yıllarda ihtiyaç yoktu … Devamını oku

SELDEN ÇOK KORKARIM

SELDEN ÇOK KORKARIM   Evin,  giriş kapısıyla iki penceresi sokağa bakıyordu. İki yanında ve arkasında sokak yoktu. Penceresi yoktu. Kapı kanatlı kapıydı. Duvarları çamur ve taşla örülmüştü. Dama serilmiş çorak pekiştirilmişti. Bu çorak hem damı, hem de duvarları yağmur sularından koruyordu. Damın suları bir noktadan, oluklardan sokağa akıyordu.                 Evin arkasındaki harman damın seviyesine yakındı.  … Devamını oku

TAVUKLAR DA ÖĞRENDİ

TAVUKLAR DA ÖĞRENDİ   Köy öğretmeni için yaz tatilinde görev yerinde kalmak meslek sevgisidir. Hem köylüye öğretir, hem köylüden öğrenir öğretmen. Karşılıklı bilgilenme imkânı vardır.                 Köyde çalışırken tavuklarım vardı. Onların bakımını, Sağlıklı olmalarının püf noktasını öğrendim. Uyguladım.                 Bir kümes yaptım. İçine otuz tavuk koydum. Tavukların hangi dilden anladığını merak ettim. Komşularım: “Cüüü cü … Devamını oku

ÖZELLEŞTİR-ME

ÖZELLEŞTİR-ME   Dört emekli öğretmen  bir araya geldik. Önce sloganı söyledik: “Şeker vatandır. Vatan satılmaz."                  İyi slogan olduğunu, beğendiğimizi kabul ettik. Turhal yoluna koyulduk. Arabada konuşurken endişelendik. Park yeri sorunumuz olabilirdi. Mehmet Tapar, bir tanıdığını aradı. Park konusunda yardım istedi.                 Yol boyunca, çok büyük kalabalık olacağını düşünüyorduk. Tüm ilçelerin, köylerin, bazı komşu illerle … Devamını oku

DEŞARJ OLMAK

“Yazınca deşarj oluyorum. “ Diyor.  Edebiyatçı ağabeyimiz.  Çok doğru bir sözdür. Yazınca ben de deşarj oluyorum.      Dayanılmaz acılara gözyaşı dökmüş oluyorum.                                                    Gözüm yaşaracak kadar gülmüş oluyorum. Bunlarla rahatlıyorum. Edebiyatçı değilim. Edebiyat bölümü okumadım. Lisede aldıklarımı köye götürdüm. Onları yaylada şiir yaptım. Tarlada mani, köyde edebiyat olarak paylaştım. Altmış üç yılında, günlük yazmaya başladım. On beş … Devamını oku

SITAJER ÖĞRETMEN KÖYDE

Staj köyümüz güzeldi. Bakışlı köyü.   Şehir merkezine ve Öğretmen Okuluna çok yakındı.                 Sekiz arkadaş lojmanda kalıyoruz. Okul müdürümüz akşam Tokat’a geliyor, sabah köye dönüp dersine yetişiyordu. Her gün bir kişi nöbetçi kalıyordu.  Nöbetçi derse girmiyor, ev işlerini ve temizliği yapıyordu.                 Evde temizlik ve yemek yapmak için gerekli malzemeler vardı.                 Yemek yapmayı bilmeyenler … Devamını oku

HAŞ DAĞINDAN BEY BAĞINA

HAŞ DAĞINDAN BEY BAĞINA   İlkokulu bitirdim. Tokat’a geldim. Haş dağında bir eve yerleştim. Dört odalı evin iki odasını bana verdi ev sahibi. Gazi Osman Paşa Lisesinde ortaokul okuyordum. Sabah evden okula, Öğlende okuldan eve; öğleden sonra tekrar okula, son dersten sonra tekrar eve gidiyordum. Günde dört kez Haşdağına  çıkıp iniyordum. Üç gün önce bakanın … Devamını oku

ELEŞTİRİ DEĞİL HATIRLATMA SORUMLULUĞU

ELEŞTİRİ DEĞİLHATIRLATMA SORUMLULUĞU   Tokat, derin bir vadiye oturmuştur. Ortasından Geyras  Deresi geçiyor. Şehri ikiye bölen dere, Tokat çıkışında Yeşil Irmakla birleşir. Her geçen gün büyüyen şehrin, mahalleleri iki taraftaki yüksek dağların eteklerine tırmanır.                 Altmış yıl önce Yeşilırmak geçince bağlar ve bahçeler vardı.    En fazla iki katlı evlere,  “ Bağ evleri “ denirdi.                 … Devamını oku

O BENİM KÖYÜM

Köy doğuya bakıyordu. Arkasındaki tepeler ağaçsızdı. Köy, o tepelere yaslanmış gibiydi.   Binaları yaşlı binalardı. İki katlı dört konak vardı.  Bunlar köyün içine dağılmış durumdaydı.                 Ufuktan çıkan güneş ışıkları ilk bu köye ulaşırdı.  Ortasındaki cami ve minare, güneş ışığını ilk görenlerdi.  Güneş çıkınca minarenin gölgesi, Kuyucağa kadar uzanırdı.                 Cami, büyük kesme taşlardan yapılmıştı. Selçuklu … Devamını oku

O GÜNÜ HATIRLADIM

Okulum tek derslikliydi. Derslikten büyük bir salon gibiydi. Beş sınıf bir arada ders yapıyorduk. Ben dördüncü sınıftaydım. Tek öğretmenimiz vardı. Her ders saatinde bir sınıfla ders yaparken, dört sınıf verilen ödeve çalışırdı. Son ders bitince o gün her sınıfa bir saat ders verilmiş olurdu.                 Dördüncü sınıfta okuyordum. Yağmurlu bir gündü. Dershane sıcaktı. Öğretmen birinci … Devamını oku

İBEK ve EMMİ

Diş hekimliği fakültesinden çıktım.  Karşı kaldırıma geçtim.                 Şehir merkezine doğru yürüdüm. Diş doktoru dişlerimi muayene etmişti.  Dilimle sanki dişlerimi kontrol ediyordum.  Gerek yoktu.  Ama ben bunu istem dışı yapıyordum.                 Esnaf dükkânlarını yeni açıyordu. Sabah saat dokuzdu. Açılmış dükkânların sayısı daha fazlaydı.                 Karşıdan bana doğru gelen genç durdu. Önce ceplerini aradı. Anahtar çıkardı. … Devamını oku

MEDENİ OLMAK ADAM OLMAKTIR

Temeli çocukluğumda atılan bir bina vardı.   Bina, dere kenarınca uzanan binaydı. Lise olarak yapılmıştı. Halen lise olarak hizmet veriyor. Eski Sivas yolu ile Yeni Gazi Osman paşa Bulvarı arasın da görkemli bir binaydı.  Önünden çok geçiyordum.  O yılların en güzel binasıydı.  Her görüşümde hayranlıkla izlemekteydim. Bina çok katlı değildi. Yakınında onu gölgeleyecek çok katlı … Devamını oku