Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, canlı yayında Türk SİHA hakkında önemli açıklamalarda bulundu. “Baykar’ın SİHA sattığı ülke Türkiye’ye savaş açarsa ne olur?” sorusuna cevap veren Bayraktar, “Yüksek teknoloji içeren cihazlarımızın ileri seviye yazılımları var. Bu yazılımı yapan ülkeler, bu cihazlara hükmedebilirler.” dedi.
Bayraktar, “Baykar’ın SİHA sattığı ülke Türkiye’ye savaş açarsa ne olur?” sorusuna, “Yüksek teknoloji içeren cihazlarımızın ileri seviye yazılımları var. Bu yazılımı yapan ülkeler, bu cihazlara hükmedebilirler.” yanıtını verdi.
Bayraktar’ın açıklamalarından satır başları şu şekilde:
“Dünya ülkeleri, Türkiye tarafından geliştirilen SİHA’ların muharebedeki başarılarını gördüklerinde, muharebede bir paradigma değişimi oldu. SİHA’lar, keşif maksatlı olarak tasarlandı ancak aynı zamanda silah sistemleriyle birlikte kullanılabilen, düşük hızlarda uçan ve uzun süre havada kalan, canlı görüntüler aktaran sistemlerdir. Bu sistemlerin, mevcut yüksek teknoloji sistemlerine karşı muharebede sağladıkları faydaları İdlib, Libya, Karabağ ve şimdi de Ukrayna’da görüldü.”
Bayraktar ayrıca Kızılelma’nın, savaş uçaklarına karşı muharebe edebileceğini ve süpersonik varyantını da üretebileceklerini açıkladı. Kızılelma, aynı zamanda hızlı hareket edebilecek ve agresif manevralar yapabilecek.
Bayraktar, savunma sanayinde teknolojik ambargoların olduğunu söyledi ve en büyük katma değerin yazılımda olduğunu vurguladı. Örneğin, Bayraktar TB-2 uçaklarının yüzde 93’ünün yerli üretim olduğunu belirtti ve bu oranın bir rekor olduğunu söyledi. Ancak, en değerli öğenin yazılım olduğunu vurguladı. Uçak içinde bulunan 40’tan fazla bilgisayarın ve milyarlarca, milyonlarca satır yazılımın değerli olduğunu söyledi. Bunun yanı sıra, uçakların tasarımının da milli ve özgün olduğunu vurguladı.
“Biz bir Formula 1 ekibi gibi çalışıyoruz ve Akıncı projesinin geliştirilmesiyle birlikte, Kızılelma yazılımıyla satır satır uğraştım. Benim uzmanlık alanım aslında bu tür otomatik uçuş sistemlerinin geliştirilmesi. Ancak, Malazgirt projesi türlü bahanelerle, iftira atarak ve karalayarak o dönemde bürokratlar tarafından durduruldu. Güneydoğu’da yoğun bir şekilde çalıştığımız zamanlarda, arazide 3-4 yıl geçirdim.”