takip et takip et takip et
Köşe Yazıları

31 Ağustos 2020 - 09:54:12 - 343 Okunma

SHÇEK BİZİM EVİMİZDİ

(Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu)

Bu kanun, 24. Mayıs. 1983 yılında yürürlüğe girdi. Amacı ailesi olmayan veya ailesinden koparak ortada kalan çocukların, topluma faydalı bireyler olarak yetiştirilmesiydi. Kanun çıktığında bende bir eğitimci olarak kurumda çalışıyordum.  Gücüm ve imkânlarım dâhilinde çocuklara faydalı olmaya çalıştım.

Otuz yıl sonra geriye dönüp baktığımda,  O çocukların ailesine, çevresine,  ülkesine faydalı olarak yetiştiklerini görüyorum. Onlarla gurur duymaktayım.

On beş yıl çalıştığım kurumdan yetişenlerin tam sayısını veremeyeceğim ama bu gün ülkede söz sahibi oldular.

O gün çocuk, bugün büyük olanların bazı anılarını burada paylaşmak istedim:

“Annem, dayıma gideceğini söyledi. Yanımdan ayrıldı. Odadan ayrıldı. Ben odada bekledim. Akşam oldu. Gelmedi. Beklerken, odaya dayım geldi. Annemin kocaya gittiğini söyledi. Dayımdan bunu duyunca ben çok kötü oldum. Halen annemin beni bırakıp gideceğine inanmıyorum. (K:B:) “

“ Yurda annemle geldik. Müdür yardımcısı odasında oturduk. Bir süre konuştuktan sonra, Müdür yardımcısı anneme: “ Artık sen gidebilirsin. Bu bizim oğlumuz.”  Deyince çok duygulandım. Kendimi tutamayarak ağladım. Çünkü ilk kez annemden ayrılıyordum. Annemin evlenmesini normal karşılıyorum. Üvey babam, çok iyi bir insan. Zaman geçtikçe onu da sevmeye başladım. Onu,  öz babamın yerine koydum.  (B:A:)”

“İlkokul öğretmenimle aram hiç iyi değildi. Hep yurt çocuklarını sınıfta bırakacağını söylüyordu. Beş yaşımda ablamdan ayrıldım. Şimdi ortaokul birinci sınıftayım. Ablamı buldum. Onu bulmakla çok mutlu oldum.  (R. Ç.)”

“Annem, hayatın zorluklarına karşı koyarak, ablamla beni büyüttü. Okul çağına getirdi. Muhitimiz kütü olması, beni kütü etkiliyordu. O çevreden uzaklaştırmak için, annem bizi yurda verdi. ( G. S.)”

“Ben Uşak Yetiştirme yurdunu çok seviyordum. Oradaki öğretmen ve idarecilerde beni çok seviyordu. Buraya geleli üç gün oldu. Kimseyi tanımıyorum. Tanıyınca, alışınca belki burayı daha çok severim. Belki daha mutlu olurum. Şimdi karar veremiyorum. Ne olacağımı bilmiyorum. (E. A.) “

“Kardeşim ikizler vardı. Biri İzmir’de yaşıyordu. Babam onun yanına gitti. Beraber kalıyorlardı. İzmir’deki kardeşim, öldü. Onun ikizi olan kardeşim Uşak’taydı. İzmir’deki kardeşimin öldüğü gün, O da Uşakta öldü. Biz üvey annemle hep kavga ederdik. Onu hiç sevmedik. Yanında olduğumuz sürece çok sıkıntılı günler geçirdik. Bu kavga ve sıkıntılardan kurtulmak için, babam, ağabeyimle beni yurda getirdi. (C.Ç.)”

“Öğretmen ödev verdi.” Falan gazeteyi okuyun. Okulda anlattıra cam.” Dedi. Çok korktum. Gazeteyi anlatmam mümkün değildi. Sabah, karnım ağrıyor diye okula gitmedim. Akşam okul çıkışı arkadaşlarıma sordum.  Öğretmen gazeteyi anlatılmamış. Ben aileme boşa yalan söylediğim için aklıma geldikçe hep üzülüyorum. (M. K.) “

“Öksüzlüğün ne demek olduğunu annem ölünce anladım. Babamın bizi yurda vereceğini öğrenince çok üzüldüm. Aklım da kafam da karıştı. Çok düşündüm. Doğruyu buldum. Anladım ki, babam bizi sevmiyor ve istemiyor. Onun için yurda verdi. (G. P.) “

Anlatılanları noktasına virgülüne dokunmadan yazdım.  Bugün görüştüklerinde edindiğim izlenim şu:

Bunların hepsi bugün, çoluk çocuklarıyla hatta torunlarıyla, mutluluk dolu bir ailenin reisi olarak yaşamlarını sürdürmektedir. Hepsine sağlıklı uzun ömürler dilerim. 23.08.2020

"Osman Kablan" diğer yazıları için tıklayın.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

PressTR.com © Copyright Tüm Hakları Saklıdır.

PressTR

tokat haberleri

tokat haber

tokat haber 60

tokat gazetesi

tokat gündem

tokat merkez haberleri

son dakika tokat haberleri

tokat haberi
tokat haberi oku