takip et takip et takip et
Köşe Yazıları

3 Haziran 2020 - 16:22:28 - 381 Okunma

SESSİZ GEMİ

Artık demir alma günü gelmişse zamandan,

Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol,

Sallanmaz o kalkışla ne mendil ne bir kol.

Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,

Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli,

Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!

Hicranlı hayatın nede son matemidir bu!

Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler,

Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden,

Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden.  Yahya Kemal Beyatlı.

Bu şiir büyük bir aşktan sonra geriye kalan acı dolu kelimelerin sızıntısıdır. Kimse bilmez kimin hangi duyguları yaşadığını. Kimi sevdiğini, nasıl bir duygu ile bağlandığını! Seven kırıldı mı sevdiğini gömer kalbinin derinliklerine, onunla yaşar ölene kadar. Sevmek ve aşk başka bir duygudur.

Yahya Kemal Beyatlı ile Celile Hanım’ın yolu 1916 yılında Bektaşi dergâhında yolları kesişir. Her ikisinin de Bektaşilikle ilgileri yoktur. Bektaşi dergâhına Yahya Kemal’i Yakup Kadri götürür. Celile Hanımı da bir dostu götürmüştür. O sıralarda Celile Hanım eşi Hikmet Beyden ayrılmak üzeredirler. Yahya Kemal bekârdır. Celile hanımı görür görmez âşık olur. İçten gelen duygu yüze ve bedene yansır. Bu duygudan Celile Hanım da etkilenmiştir. Dergâhtaki karşılaşmadan sonra ikili arasında karşılıklı aşk başlar. Zaman içinde Celile Hanım eşi Hikmet Bey’den ayrılmıştır. Celile Hanım kendisinden Dört yaş küçük Yahya Kemal’e kendini kaptırmıştır. Celile Hanım Heybeli Adadaki evi ile Nişantaşı’nda ki kendi evi arasında mekik dokumaktadır. Celile Hanım’ın oğlu Nazım Hikmet Büyükada Bahriye Mektebi’nde Yahya Kemal’in öğrencisidir. Aşkları gizliden gizliye devam etmektedir. Hatta Yahya Kemal Beyatlı Terakki adlı şiirinde sevgisini şöyle dile getirir.

“Yollarda kalan gözlerimin nurunu yordum,

Kimdir o, nasıldır diye rüzgârlara sordum,

Hülyamı tutan bir büyü var, onda diyorum,

Gördüm: Dişi bir parsın ela gözleri vardı.”

Nazım Hikmet hafta sonları annesinin yanına geldiğinde Yahya Kemal’den evde özel ders alır. Nazım Hikmet ikili arasındaki ilişkiyi fark eder. Nazım bir gün ders için eve gelen hocasının cebine bir not bırakır. “hocam olarak girdiğiniz bu eve babam olarak giremezsiniz!” Celile hanım’ın bir şeyden haberi yoktur. Evlilik hazırlıklarına başlamıştır.  Damatlık gömlekler bohçalanmış, yeni ev için eşyalar alınmış, eşe dosta haber gönderilmişti. Yahya Kemal sevdiği kadınla evlenmek isteme. Arada Nazım Hikmet vardır. Olayları duyan Nazım’dan korkan Yahya Kemal bir müddet ortadan kaybolur, görünmez. Yakın arkadaşı Yakup Kadri’ye; “Bu kadar dile gelmiş bir kadınla ben nasıl evlenebilirim? Herkes bana ne gözle bakar” Dedi. Bir sabah Celile hanım’a gelen mektup büyük aşkı tamamen bitirir. Celile Hanım şoklaşmıştır.  Ressamlığıyla ve güzelliğiyle nefesleri kesen, dillerden düşmeyen Celile, Hikmet bey’le1900 yılında evlenmişti. Hikmet Bey, Nazım Paşa’nın oğludur. Evliliğinden Hamiyet ve Nazım adında İki çocukları olur. 1916 yılında şiddetli bir geçimsizlik sonucu boşanırlar.

Yahya Kemal Beyatlı aşkını bir anısında şöyle anlatır: “ 1916 yılından 1919 yılına kadar bir kadına deli gibi âşık oldum. Bu kadın yazın adada otururdu. Bende oradaydım. Deli divane olmuştum. 1916 yılı Sonbaharı’nda Nişantaşı’ndaki evini düzenlemek için İstanbul’a iniyordum. Ben müthiş muzdariptim. Artık vapur giderken iskeleden mendil sallamalar, ağlamalar! O gidinceye kadar ada dopdolu idi, gider gitmez boşalıverirdi. Bir gece ada otelinde otururken, yandaki İki kişinin ‘ Berlin Büyükelçisi bu gece davet veriyor… İstanbul’daki bütün güzel kadınlar davetli’ lafını ettiklerini duydum… Müthiş bir acıyla yerimden kalktım… İskeleye doğru gittim… Son vapur çoktan kalkmıştı… Sert bir lodos esiyordu… Karma karışık, ancak ne olursa olsun sandalla Maltepe’ye geçmeye karar verdim… Sandallara gittim, yanaşmadılar… Çok para verince biri ikna oldu… Açıldık, bir süre sonra lodos büsbütün arttı… Deniz çalkalanıp duruyordu… Sandalcı bana küfretmeye başladı… Ölmek üzereydik ama ben sadece sevgilimin katılacağı geceyi düşünerek müthiş bir kıskançlık duyuyor ve bir an önce orada olmak istiyordum… Hemen bir kahvene ye girip, araba bulmaya çalıştım… Yoktu… Bunun üzerine Maltepe’den Bostancı’ya yürümeye karar verdim… Tren yoluna çıkarak koşmaya başladım… Maltepe, Bostancı arasının bu kadar uzun olduğunu o zamana kadar fark etmemiştim…”

“Kan ter içinde Bostancı’ya geldim… Vakit hayli geçti… Karakola gittim  ‘ Bana bir araba bulunuz, hastam var’ dedim… Yine bir sürü para verdim… Arabayla yola koyuldum… Kadıköy oradan Üsküdar… Karşıya geçtim… Doğru Nişantaşı!..Sevgilimin oturduğu aparmanın kapıcısı ahbabımdı. Penceresini vurarak onu uyardım. ‘Benimki evde mi’ diye sordum? Adam halime bakıp şaşırdı: ‘ Evde bu akşam çıkmadı! Dedi, ‘ Ne diyorsun? Diye bağırdım. Bütün katlettiğim mesafe sanki başıma yıkılmıştı. Eve kaçta geldiğini araştırtırdım… Adam çarnaçar çıktı. Bir münasebetle hizmetlisine sormuş, uyuyor! Demiş. Geldi haber verdi… Sanki dünyalar benim oldu… Apartmanın karşısında bir arabacı meyhanesi vardı. Orada sabaha kadar içtim… Sabahleyin doğru eve çıktım… Benim halim berbat. Toz toprak içinde olduğumu görünce şaşırdı ve hemen anladı… Sarmaş dolaş olduk…”  Sessiz gemi şiiri yalnızca ölümle ilgili değil, Celile’ye olan aşkının ölümüyle de ilgilidir.

Bu aşk hikâyesinden sonra Parise giden Celile resim eğitimi alarak İstanbul’a döner. Bir paşazade ile kısa süreli bir evlilik yaşar. Yahya Kemal İstanbul’da kalır. Hayatına giren birçok kadına rağmen evlenmez. Yahya kemal milletvekili olur.

1938’de Celile Hanım Milletvekili Yahya Kemal’e oğlu için bir mektup yazar. Oğlu Nazım Hikmet tanınmış bir şairdir. Siyasi görüşleri nedeniyle tutuklanmıştır. Tutuklu olan oğlu Nazım Hikmet için yardım istiyordu. Yakup Kadri eski aşkının mektubuna yanıt vermez. Yüz üstü ortada bırakır.

1950’li yıllarda Celile Hanım oğlu Nazım Hikmet için Galata Köprüsü üstünde alcık grevine başlamıştır. Önünden gecen Yahya kemal, Celile’yi görür ama görmemezlikten gelir, geçer gider.  Celile Hanım 1956 yılında hayatını kaybeder. Yahya Kemal İki yıl sonra defterinin arasından çıkan bir gül ve not kalır. “Aşkından vazgeçmediğim kadının o veda gecesi nadide göğsünden aldığım çiçektir…1919 “

Yahya kemal’le Celile Hanım (1916-1919) yılları arasındaki geçen sevgi ve aşk günlerinde birçok şiirlere ilham olmuştur. “Vuslat, Telakki, Erenköy’de bahar, Eski mektuplar, gibi şiirleri Celile Hanım’a yazmıştır.

SÜLEYMAN ERKAN. 16-05-2020 Cumartesi Hasköy-Beyoğlu İstanbul.

"Süleyman Erkan" diğer yazıları için tıklayın.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

PressTR.com © Copyright Tüm Hakları Saklıdır.

PressTR

tokat haberleri

tokat haber

tokat haber 60

tokat gazetesi

tokat gündem

tokat merkez haberleri

son dakika tokat haberleri

tokat haberi
tokat haberi oku