takip et takip et takip et
Köşe Yazıları

3 Temmuz 2020 - 11:43:42 - 549 Okunma

SATI

Üçü kız, üçü erkek altı kardeştik. Kızlar önce doğmuşlar erkekler sonra. Örneğin ben beş numaraydım. Satı, benden dört yaş büyük olan ağabeyimin ilk çocuğuydu. Satı’dan önce de yeğenlerim var idi ama hiç biri evimizde yaşamıyordu. Yani dağ gülüydü onlar. Hepsi ablalarımın çocuklarıydı.

Adamın evine çocuklara aşı yapmak için sağlık memuru gelince dede, kapıda oynayan torunlarını kastederek sağlık memuruna, “Önce bağ güllerini aşıla. Kalırsa dağ güllerini de aşılarsın” demiş. O hesap, Satı evimizin ilk bağ gülüydü.

O yıllarda doğmadan önce çocuğun cinsiyeti pek bilinmezdi. Kimi yaşlı kadınlar, hamileye bakarak bazı tahminler yaparlar, onun da ne kadarının tuttuğu belli olmazdı.

Sabah mal gütmeye giderken, “Bu gün yeğenin doğabilir” dediler. Kalender mevkiinde tek başıma yani arkadaşsız hayvan otlatırken akşama kadar hayaller kurdum.

“Yeğenim acaba kız mı olacak oğlan mı? Kız olursa adı belli. Anamızın adı verilir. Erkek olursa babamın adını koyamazlar ki, zaten ağabeyim Hasan oğlu Hasandı. Üç kızdan sonra doğan ağabeyimin Hasan dede tekkesi aracılığıyla olduğu zannedilerek tekkenin adını vermişler. Hasan oğlu Hasan’ın yakışık almayacağını düşünen bir komşu, çocuğu nüfusa Dik Hasan diye kaydettirmiş. Yeğenim erkek olsaydı da dedesinin adı konulsa bu kez de Dik Hasan oğlu Hasan olacak, bu da güzel olmayacaktı. Zaten kız çocuğu doğmuştu da milleti ad koyma zorlanmasından kurtarmıştı.

Bir bebeğin evimizde nasıl değişiklik getireceği, nasıl dilleneceği, nasıl yürüyeceğini düşünerek akşam ettim.

Gerçi artık yedi sekiz yaşına gelen küçük kardeşim de çocuk sayılırdı ama onun çocukluğunu evimizde yaşayamadık ki… Annem vefat edince kardeşim altı aylıkmış. Komşu köyde gelin olan ablamın da onun yaşında bir kızı vardı. Ben emziririm diye kardeşimi o götürdü. Yani kardeşim bebekliğini evimizde yaşamamıştı. O yüzden bu günlerde doğacak çocuk, evimizin bebeği olacaktı.

Kızımız doğdu. Adını doğal olarak Satı koydular. Artık ev halkı ve akrabalarımızın sevgilisiydi Satı. Herkes üstüne titriyordu. Köyde çocuk sevme şekli tuhaftı. Erkekse babasının ötesine berisine sövdükten sonra babasına, amcasına, komşusuna küfrettirir gülerlerdi. Hem de çocuğun babasının yanında. Şehirde bile arkadaşım Lütfi Sönmez, az sevmedi oğlumu, “Babasının ağzına tükürdüğüm” diyerek. Nolucak, Zile de Alaca’ya yakın sayılır…

Hadi büyükler öyle seviyordu ama benim yaşlarımda 10-12 yaşlarındaki Korisiyn’in (Kör Hüseyin) Celal’in kucağımdaki çocuğu “Maşallah, ne güzel çocukmuş. Babaan çaruğuna…” diye sevmesi hem garibime gitmişti, hem de unutamıyorum. “Ula demiştim içimden bi karış bacağınla büyükler gibi çocuk sevmeye utanmıyor musun? Büyüdün mü de mi öyle seviyorsun, çocuğu!”

Ankara’ya taşınan ağabeyim, çocukların nüfus kâğılarını çıkartsın da göndersin. Okula yazdıracağım diye haber salmış. Alaca nüfus memurluğunda çocukların ne adları, ne kayıtları var. Hatta anne ve babalarının nikâhları bile yok. Üç çocuğa tahmini birer doğum tarihi tespit ettim buna göre nüfus kâğıdı tanzim ettiler. Fakat cüzdanları bana vermiyorlar. “Ana veya babalarına veririz” diyorlar. Sanki bütün işlerini doğru yapmışlar da…

Alaca’nın pazarıydı. Köyümüzden döndü bacıyı getirdim. Yolda “Adım Sultan Canbolat, çocukların anasıyım” diyeceksin, dedim. Böylece nüfus kâğıtlarını aldık da Ankara’ya gönderdim. Oysa Ankara’ya gitmeden önce Satı, köyde okula başlamıştı bile, nasıl kaydettilerse…

O günlere gidince sağlıklar dilediğim şimdi emekli öğretmen ve anneanne olan sevgili yeğenimi hatırladım. Gençler umutla, ihtiyarlar anılarıyla yaşarmış ben de küçük bir anımı paylaşmak istedim.

Hepsi bu…

"Rasim Canbolat" diğer yazıları için tıklayın.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

PressTR.com © Copyright Tüm Hakları Saklıdır.

PressTR

tokat haberleri

tokat haber

tokat haber 60

tokat gazetesi

tokat gündem

tokat merkez haberleri

son dakika tokat haberleri

tokat haberi
tokat haberi oku