takip et takip et takip et
Köşe Yazıları

27 Eylül 2019 - 09:56:59 - 62 Okunma

SABAHINA ŞÜKÜRLER OLSUN…

Güneşi bulutsuz bir Eylül sabahına uyanıyorum. Şafak sonrası aydınlığında bahçeye iniyor, biber ve domates topluyorum. Yaklaşık otuz çam, kırk da meyve fidanı var. Henüz yaşlarını doldurmadılar.  Çamlarla yaptığım sohbette yaz boyunca bakımlarının düzenli yapıldığını anlıyor, teşekkür alıyorum. Meyveler biraz nazlı. Hali hayatlarından memnun olanlar ve olmayanlar. Ayvanın beklediğimden çok gelişmesi ve boy atması, dut ağacının büyümesi, cevizlerin hayatlarından memnun olmaları sabahımı güzelleştiriyor, huzur ve mutluluğumu besliyor.

Giriş kapısından eve doğru sağlı ve solu çiçekler halen canlılar.  Sarı kırmızı, pembe, beyaz, krem, turuncu renklerle bahçeye sonbaharın tüm güzellediklerini sunuyorlar. Tohumlarını olgunlaştırmışlar, bir sonraki yıl için toplanmaya hazırlar. Gecesefası, kasımpatı, rengârenk yıldız ve sardunya çiçeklerine sınırsız zaman ayırıyorum. Olgun ve çok tatlılar. Kuruyan yapraklarını alıyor, tek tek sohbet ediyorum. Size can verene şükürler olsun.

Dereotu, marul, maydonuz, reyhan, tere, roka yenmek için hazır bekliyorlar.

Sabah bahçe sohbeti sonrası yürüyüşe çıkıyoruz. Eşimle birlikte her sabah aynı saatlerde farklı güzergâhlarda kırk beş dakika yürüyoruz. İkinci sabahımızı Kelkit ırmağı kıyısına karar kılıyoruz. Kuzey doğu istikametine doğru yürüyoruz. Kavak ve söğüt ağaçları altında böğürtlenler var. Hemen hemen bütün böğürtlen büklerine uğruyor, ilk gıdamızı tikenler arasında yetişen bu özel ve faydalı yiyecekle alıyoruz. Aralıklarla kuşburnu görüyoruz. Olgunlaşmış, reçel için hazır, toplanma vaktindeler.

Tabii Kelkit ırmağının suyunun sesi öylesine vakti güzelleştiriyor ki izahından çok yaşanmalı diyorum. Bu sese aşina değil, âşık olduğumu izah edemediğim, beni anlamamak için rol ve riya yapan en yakınlarımı dahi yine hatırlıyor, her zaman ki gibi iç çekiyor, üzülüyor, unutulmazlarım arasındaki kayıtlarıma alıyorum.

Çocukluğumda,  gençliğimde hayvan otlattığım, yıkandığım bu topraklarda atmış yaş üzerinde yürüyorum. Adım adım, nefes nefes gençleşiyorum. Eşim aralıklarla sesleniyor, “burada daha çok böğürtlen var, şu çiçeklere bak, karşıda pompa var, buradan nereye su gönderiliyor.” Kendi eksenimde dönüyorum. Soruların tüm cevaplarını bilmeme rağmen eve bırakıyor, kendimle olmanın tadını ve lezzetini çıkarıyorum.

Beton köprüye varmadan, baba ocağının da bulunduğu mekâna geldiğimde, ırmağın kuyusuna oturuyorum. Dut, çınar (kavlağan) ve söğüt ağaçları Kelkit’e ne kadar da yakışıyor.

Karpuz yapardık. Çok güzel de olurdu. Yerli karpuzlar. Kavunlar. Küçük bölüme de sebze yapardık. Kendi yiyeceğimizi karşılamak için. Ne tatlıydı ektiklerimiz. Hormonsuz. Yüzde yüz yerli ve güvenilir.

Irmak kenarından ayrılıyoruz. Mahalledeyiz. Evlerin önünde sabah hareketliliği başlamış. Komşu Halil Bey yaz mevsiminde köyde, kışın İstanbul Beykoz’da oturuyor. Sabah torunu ile yürüyüşe çıkmış. Ayaküstü sohbet ediyoruz. Son günlerde cevizlerle uğraşmış. Elleri renk değiştirmiş, ceviz karası. Belli ki İstanbul’u özlemiş. İşleri bir an önce bitirmek istiyor.  Abdullah Bey ineklerin karnını doyurmak için çayıra çıkarmış. Gülümsüyor. İnekleri göstererek ; “ Bunlara bakarsak, onlarda bize bakıyor. “ Et, Süt, yoğurt, çökelik, tereyağı, ayran bunlar bir evde varsa daha neye ihtiyaç.”diyor.  Haklısın diyorum. Doğal ve güvenilir gıda maddelerine hepimizin ihtiyacı var. Yol boyu sağlı sollu selam vererek ilerliyoruz. Bahçede temizlik yapan, anne tarafımdan da akrabam olan Ahmet abi elma ağaçlarını gösteriyor. Yiyen yok, toplayan da. Haydi, biraz toplayın. Eşimle gönül işi olsun biraz alıyoruz. Mutlu oluyor. Komşu Meliha abla yeğenine hamur kesmeye gidiyor. Hamur sofrası ve oklavasını da almış sonbahar hazırlıkları ve hamur açma işlerinde birlikte yapılan çalışmalar hakkında eşime bilgi veriyor. İşte bizim kitaplara imece olarak geçen konuların köyde halen uygulamalı olarak yaşadığının şahitleriyiz.

Kırk beş dakika olarak planladığımız sabah yürüyüşümüz iki saati geçiyor.

Balkonda, sabah kahvaltısı için hazırız.

Çay, peynir, zeytin, yeşil soğan,  domates, biber, yumurta ve ekmek, hepsi bizim ürünümüz. Yüzde yüz yerli ve milli. Şükürler olsun.

"Osman Baş" diğer yazıları için tıklayın.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?




PressTR.com © Copyright Tüm Hakları Saklıdır

PressTR

tokat haberleri

tokat haber

tokat haber 60

tokat gazetesi

tokat gündem

tokat merkez haberleri

son dakika tokat haberleri

tokat haberi
tokat haberi oku