takip et takip et takip et
Köşe Yazıları

5 Ekim 2020 - 10:12:14 - 283 Okunma

ÖZLEM

“Zengin isen ya bey derler ya paşa

Fakir isen abdal derler, ya Çingen hâşâ!”

Uğur Yılmaz’ın bir Ekim tarihli videosunu izledim. Neşet Ertaş’ın sesi ve sazıyla seslendirdiği türküsünün eşliğinde dağı, taşı, yolları, evleriyle bizim köyü, Alaca’nın Küre köyünü gösteriyordu. Türkünün nakaratında yukarıdaki ikilik tekrarlanıp duruyordu.

Çoktandır niyetlenip de pandemi nedeniyle gidemediğim köyüme gitmiş gibi oldum. Hiçbir engel olmasa da gidebilseydim eğer, belki de videoda gösterilenlere kuş bakışı bakar, izimin üstüne geri dönerdim. Köyüm, köyümüz diyorum ama sevdiklerimin mezarlarından başka nem kaldı ki orada?

Video, sisli bir havada tam bu mevsimde çekilmiş. Köye gitsem ne görürdüm videodakilerden başka. Anne ve babamın ruhlarına birer Fatiha hediye ettikten sonra kafamı kaldırır, Nadar’ın dereyi, aşağıdaki bağ enkazlarını görür, Ağdaş’ın oralarda mal güderken şiddetli bir yağmura yakaladığımızı, üstüne aldığı eski bir palto ile yardımımıza koşan rahmeti ağabeyim Dikhasan’ı hatırlardım.

Sağa döner, söğütleri, bağların yolunu, dere kenarında koç katımı için ayrılan koç ve tekeleri güderken söğüt dallarıyla oyalanan ağabeyleri anımsar, taze söğüt dalı kokusunun koç ve teke kokusuna karıştığını hissederdim.

Çayırda yakınlarında yetişen bir çeşit kamış kurusuyla yapılan oyuncakları hatırlar, bölünmüş yollarda, Hatap Boğazı’ndan gelip Kureppunarı’ndan aşan her çeşit kara taşıtlarını görürdüm. Bunun tersi de olurdu.

Kureppunarı’ndan ağrı belirir, köyün görüş alanını kat edip Hatap Boğazına doğru gözlerden kaybolurlardı.

Daha ilerde Karkın’ın Koru ve bizim Kırgı, yan yana, omuz omuza sıralanmış Ekim ayının yalnızlığını yaşamaktadırlar. Bu mevsimde kırdan el ayak çekilmiş, Cahit Külebi’nin deyimiyle “Sessizlik, orada çın çın ötmekte”, cinler cirit oynamaktadırlar. Harhar dağındaki tek armut, hâlâ hayatiyetini koruyor, yalnız ve gururla…

Yalnız; ayağımız yalın, başımız kabak, önlüksüz, günlük kıyafetimizle okula gidip gelirken yolumuzun üstündeki evlerin avlusunda ablaların, tuz taşlarının üstünde tozu dumana katarak kendir dövmelerini, yanında ormandan getirilip avlunun bir kenarına yığılmış, taze odun kokularıyla, bacalardan yayılan keskin pekmez ve ekşimeye bırakılmış cibre kokularının birbirine karışmasını göreceğimi sanmıyorum.

Çünkü köyümüzde ne bağ kaldı, ne pekmez… Koca Veysel’in dediği gibi “Gönlümde hayal pilavı yedim ama yedim ama…”

"Rasim Canbolat" diğer yazıları için tıklayın.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

PressTR.com © Copyright Tüm Hakları Saklıdır.

PressTR

tokat haberleri

tokat haber

tokat haber 60

tokat gazetesi

tokat gündem

tokat merkez haberleri

son dakika tokat haberleri

tokat haberi
tokat haberi oku