Dolar 18,7800 0.36%
Euro 20,1575 1.2%
Gram Altın 1.128,59 -2,33%
Çeyrek Altın 1.905,00 -0,94%
Bitcoin 439135 -0.21186%
Ethereum 31332 0.43342%
Yarım Altın 3.811,00 -0,94%
Tam Altın 7.591,87 -2,02%
ÖYLESİNE…

ÖYLESİNE…

ABONE OL
25 Eylül 2020, 10:04:58

Son günlerde gökyüzünde değişimleri izliyoruz. Güneş her gün biraz daha uzaklardan doğuyor, gün boyu yolculuğunu tamamlayıp akşama teslim oluyor. Bulutlar, serinliği rüzgârla harmanlayıp gezintiye çıkıyor. Yağmur olup yağmasa da gökyüzünde varlığını hissettiriyor.

Gündüzleri yirmi iki dereceye kadar düşen sıcaklıkların akşama ulaştığı saatlerdeki serinliği balkona yansıyor. Kazaksız, hırkasız, yeleksiz üşüyoruz.

Yavaş yavaş sonbahar yerleşiyor, önümüzdeki günlerde kış mevsiminin ayak izlerini görecek, belirtilerini hissedeceğiz.

                On beş dereceye kadar düşen geceler de yürüyüş saatlerimiz dahi değişiyor.

                Rüzgâr esmeyen günümüz yok… Karayel, ağ yel, poyraz gibi kelimelerin nesilden nesile aktarımı devam ediyor. Beyaz saçlılar ata babalarından kalan bilgilerle yarım yamalak birkaç cümle ile açıklamalar yapsalar da çocukluğumdaki köy bilgelerinin yerini tutamıyorlar.

                Gece ve gündüz giydiklerimize dikkat etmemizin vakti geldi.

                Mevsim normallerinin üzerinde sıcak günleri yaşadığımız yaz geride kaldı.

                Toprağın dahi kış hazırlığını görebiliyoruz. Doğada var olan ağaçlar ve bitkilerin çoğu sararmaya, kurumaya, tohum bırakmaya başladı. Yapraklar dalından kopmaya, kendini rüzgâra bırakıp kaderin elinde nereye savrulursa oraya konmaya başladı.

                Her sabah sabah yaptığımız bahçe gezimizde çise yağdığını ayaklarımızın ıslanışından anlıyoruz.

                Bütün mevsimleri seviyorum. Baharda yenide doğuşa, dirilişe, yaz da sebze ve meyvelerin bolluğuna, sonbaharın duygusal günlerine, kışın kar yağışı ve tertemiz havasına bayılıyorum. Hepsi bu kadar değil elbette, o kadar çok şey var ki bayıldığım.

                Yağmurunda ıslandığım, sularında yıkandığım, dalından kopan yapraklar üzerinde yürüdüğüm,  kayak yaptığım güzellikler farklı mevsimlerin hayatımıza ikramlarıdır.

                Mart ortasından itibaren yaşadığım yazlık evimde ilk kez sonbaharı yaşıyorum. On bir yaşında ayrıldığım köyde yıllar sonra dört mevsim heyecanım ve mutluluğum gün be gün bizi etkisi altına alıyor.

                Köyden,  Erbaa ve Tokat’a günü birlik ve birkaç günlük ziyaretler korona virüs tehlikesi ve baskısı altında istenilen tadı vermiyor. Sınırlı ve sinirli dakikalar, kontrollü gülüşlerin de merkezine oturuyor.

                Şehirlerde yaşamak mecburiyetinde olanlara göre çok şanslıyım. Sokağa çıkma yasağı yok.  Bahçemizdeki günlük çalışmalar ve Kelkit kıyında rutin yürüyüşler rahat nefes almamızı sağlıyor.

                Akşamların semaver çay keyfi de katma değer olarak mevcut durumu destekliyor,  besliyor.

                “Aray’dan geliyor. Yazın serinletiyor, kışın üşütüyor. Bazen gökten ateşler çıkıyor, peşinden şiddetli sesler çoluk çocuğu korkutuyor.

                Köyün asil sahipleri sürekli dinleniyor. Emeklilik günlerinin tadını çıkarıyor, dünya hayatlarının son günlerinde huzurlu, mutlu yaşamanın rahatlığıyla günlerini gün ediyorlar. Hemen hemen her eve mutlaka maaş giriyor.

                Yine ihtiyaç fazlası köpek ve kediler var. Sahipsiz. Düzenli yaşantıları ve beslenmeleri yok. İyi niyetli ve hayvan severlerin insafına kalmışlar. Zayıf ve kontrolsüzler.

                Yazlık evler çoğalıyor. İnsanlar zor günlerde sadece kendilerine ait sığınabilecekleri, izole olabilecekleri mekân yapmak için adeta yarış halindeler. Yazlık veya bağ evleri sayısı süratle çoğalıyor.  

           Müstakil evlerde rahat oturuyor, gülünüyor, oyunlar oynanıyor, çocuklar istedikleri gibi hareket ediyor, ziyafetler birbirini izliyor.

           Yaz başında dolu vurmasına rağmen, meyve ve sebze de çok bol bir sezon geçirdik. Karpuz, domates, biber, patlıcan, salatalık, fasulye, lahana, çilek, elma, şeftali, erik, incir, üzüm daha neler, neler…

                Her sabah köyden her yaştan insan taraya, bağa ve bahçeye gidiyor. Gidiş ve geliş saatleri hemen her gün aynı. Selamlaşıyor, hal hatır soruyoruz. Bir sabah köydeki mahalleden komşumuz, köy büyüğümüz nine sırtındaki çuval yormuş olacak ki duyabileceğim kadar bir “of” çekip bizim bahçe kapısının önüne oturdu. Bir bardak su alarak hemen yanına koştum. Bir elini başına koydu. Besmele çekti. Suyu içti. “ Su gibi aziz ol oğul. Su verenlerin çok olsun.” Derin bir nefes aldı. Çuvalı evlerine kadar götürebileceğimi söyledim. Kabul etmedi. “Yavaş yavaş giderim. Bu benim yaz boyunca yaptığım iş. Rahat ol.” Dedi. Bir isteği olup olmadığını sordum. Gülümsedi. “Yok” dedi. “ sağ ol, var ol” diye de ekledi. Çok hafif ve kısa adımlarla yaklaştığınız insanların mutluluğu bize de yansıyor. “sabır, şükür, iyi niyet, bölüşmek, paslaşmak, birlikte çalışmak” daha neler neler…

                Bir tas ayran, su, bir sıcak çay, bir Tokat yazması, çorap, ilif, bir demek çiçek mutluluk için yetiyor da artıyor bile. Dünya hayatından hiçbir beklentileri yok. Makam, mevki, rüşvet, araba, çok para diye bir gündemleri de yok. Çocukları ve torunları ile sadece huzur ve mutlu yavanın devamı dualarının ana merkezini oluşturuyor.

                Bir akşam eşi ile semaver çayı için davet ediyorum. Gözlerinin içi gülüyor. “ Herife söylerim. Keyfi yerinde olur, diz ağrıları da müsaade ederse geliriz.”  Kelkit ırmağı üzerindeki demir köprüden geçip eve doğru çuval sırtında, belini hafif bükmüş yoluna devam ediyor.

                Kim bilir, eşimin bahçemizden topladığı çiçekleri, kırk iki yıllık eşine sunacağı dakikaların heyecanı bize gönderdiği dualara karışıyordur.

                Duygu yüklü dakika ve saatlerim her gün çoğalıyor.

                Osman BAŞ

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Diyarbakır Nöbetçi Noterler Hakkâri Nöbetçi Noterler Gümüşhane Nöbetçi Noterler Erzurum Nöbetçi Noterler Erzincan Nöbetçi Noterler Elazığ Nöbetçi Noterler Edirne Nöbetçi Noterler Hatay Nöbetçi Noterler Isparta Nöbetçi Noterler Mersin Nöbetçi Noterler Konya Nöbetçi Noterler İzmir Nöbetçi Noterler Kocaeli Nöbetçi Noterler Kırşehir Nöbetçi Noterler Kırklareli Nöbetçi Noterler Kayseri Nöbetçi Noterler Kastamonu Nöbetçi Noterler Kars Nöbetçi Noterler Çanakkale Nöbetçi Noterler Çankırı Nöbetçi Noterler Çorum Nöbetçi Noterler Giresun Nöbetçi Noterler Denizli Nöbetçi Noterler Gaziantep Nöbetçi Noterler Eskişehir Nöbetçi Noterler Niğde Nöbetçi Noterler Mardin Nöbetçi Noterler Manisa Nöbetçi Noterler Muğla Nöbetçi Noterler Kütahya Nöbetçi Noterler Malatya Nöbetçi Noterler Kahramanmaraş Nöbetçi Noterler Muş Nöbetçi Noterler Nevşehir Nöbetçi Noterler Sinop Nöbetçi Noterler Rize Nöbetçi Noterler Sivas Nöbetçi Noterler Sakarya Nöbetçi Noterler Tekirdağ Nöbetçi Noterler Samsun Nöbetçi Noterler Ordu Nöbetçi Noterler Siirt Nöbetçi Noterler Tokat Nöbetçi Noterler Trabzon Nöbetçi Noterler Şanlıurfa Nöbetçi Noterler Yozgat Nöbetçi Noterler Aksaray Nöbetçi Noterler Karaman Nöbetçi Noterler Van Nöbetçi Noterler Zonguldak Nöbetçi Noterler Uşak Nöbetçi Noterler Bayburt Nöbetçi Noterler Kırıkkale Nöbetçi Noterler Tunceli Nöbetçi Noterler Bartın Nöbetçi Noterler Yalova Nöbetçi Noterler Şırnak Nöbetçi Noterler Ardahan Nöbetçi Noterler Karabük Nöbetçi Noterler Iğdır Nöbetçi Noterler Batman Nöbetçi Noterler Kilis Nöbetçi Noterler Osmaniye Nöbetçi Noterler Bursa Nöbetçi Noterler Burdur Nöbetçi Noterler Bolu Nöbetçi Noterler Bitlis Nöbetçi Noterler Bingöl Nöbetçi Noterler Bilecik Nöbetçi Noterler Balıkesir Nöbetçi Noterler Düzce Nöbetçi Noterler Aydın Nöbetçi Noterler Artvin Nöbetçi Noterler Antalya Nöbetçi Noterler Ankara Nöbetçi Noterler Amasya Nöbetçi Noterler Ağrı Nöbetçi Noterler Afyonkarahisar Nöbetçi Noterler Adıyaman Nöbetçi Noterler Adana Nöbetçi Noterler İstanbul Nöbetçi Noterler