takip et takip et takip et
Köşe Yazıları

30 Aralık 2019 - 10:07:08 - 162 Okunma

Nur Topu Gibi Bir Otomobilimiz Oldu!

1999 depremine çok üzülmüştüm. O yıl Final dershanesini açmıştık, deprem ve Barış Manço’nun ölümü peş peşe gelmişti. Zamanın hükümeti koalisyon hükümeti ve Başbakan Ecevit idi. O dönemde yaşananları herkes bilir, Allah bir daha yaşatmasın. Depremin hemen arkasından 2000 yılı gelmişti ve biz ona ‘Milenyum’ demiştik. Duam; “Allah’ım yaklaşık 200 yıldır perişanız, başımıza gelmedik kalmadı, elin kâfirinden fersah farsah gerideyiz. 2000 sonrasını bizim için bir uyanış eyle, dünyada Türk çağının yeniden filizlenmesine vesile eyle” şeklinde olmuştu. Bir süre aynı rezillik devam etti, ümitlerim kesildi. Ancak bir süre sonra duam gerçekleşmeye başladı, Türkiye o eski günleri yavaş yavaş geride bırakmaya, kendine gelmeye başladı ama her zamanki düşman yine rahat durmadı ve iç düşmanlarımız da onlarla işbirliği yaparak Türkiye’yi paçalarından sürekli aşağı çekti. Çekmeye devam ediyor ve edecek de. Ancak karınca hızıyla da olsa bazı menzillere varabildik. Bu gün de o menzillerden birine ulaştık. Yerli otomobilin şeklini, şemalini ortaya çıkardık, birkaç prototipini ürettik, test ettik ve seri üretim için gün saymaya başladık. (İktidarın yanlışları ve eksikleri başka bir başlık konusu.)

Otomobil biraz gecikti. Sebebi ülkenin silah sanayine öncelik vermiş olmasındandır diye düşünüyorum. Zira silah sanayinde bir hayli mesafe aldık ve bu alanda %70 millileştik. Bu alanda aşağıdaki yerli ürünleri yaptık ve ihracata da başladık.

1- Som füzesi

2- Roketsan umtas – tanksavar füze sistemi

3- T129 atak helikopteri

4- Bora-12

5- T-155 fırtına obüsü

6- Altay milli tank

7- Akya milli torpido

8- Milgem milli gemi

9- Anka insansız hava aracı

10- Atmaca milli gemisavar

11- Arma zırhlı muharabe aracı

12- BMC kirpi

13- Cobra – zırhlı tekerlekli araç

14- Göktürk milli keşif uydusu

15- Gözcü mini insansız hava aracı

16- Hürkuş eğitim uçağı

17- İDA(insansız deniz aracı)

18- Kasırga tr-300 füze

19- MPT

20- Pars zırhlı muharebe aracı

21- TÜBİTAK akıllı bomba

22- Yerli denizaltı

Bir tek motor kaldı(en önemlisi), inşallah onun üzerinde yapılan yoğun çalışmalar sonunda milli motoru da üreteceğiz.

Bu gün yerli otomobilin tanıtımı yapılırken televizyonda kanalları şöyle bir dolaşayım dedim. KRT, Halk TV, TELE1 dışındaki tüm televizyonlar canlı yayınlarken bu kanallar MÖ’den önceki yayınların tekrarını veriyorlar, sanki uzayda yaşayan uzaylılar gibi dünyadan bihaberlerdi. At gözlüğü takmışlar, çevrelerini göremez halde idiler.

Yerli sanayide başımıza gelenlerin bazıları:

“Nuri Killigil’in 1946 yılında İstanbul Sütlücede milli silah fabrikasını kurar. Fabrikada 2 Mart 1949’da sabotaj sonucu bir yangın yaşanır, Killigil’in yangını kontrol altına almak ve ambarlardaki hazırlanmış mühimmata sirayet etmemesi için içeriye girdiğini, ancak büyük bir patlama sonrası kendisinden bir daha haber alınamaz. Bulunan kemik parçaları cenaze namazı kılınmadan defnedilir.

Nuri Demirağ NU.D 36 (1940), NU.D 38 (1944) yıllarında Türk malı uçaklar yapar. Bu uçaklar Amerikan yapımı uçaklarla boy ölçüşebilecek nitelikteydi. O yıllarda Türklerin kendi uçaklarını kendilerinin yapması belli başlı uçak fabrikalarını endişelendiriyordu. İngiliz ve Almanlara göre Amerika’nın endişeleri daha büyüktü.

Ancak Atatürk öldükten sonra bu alana ilgi azalmış devlet desteğini çekmiş, Ahmet Emin Yalman’a ait Acentelik Amerika’ya Türkiye’ye uçak satması için ön ayak olmuş. 1939’da THK, sipariş ettiği 65 adet uçak zamanında teslimat yapılmaması gerekçeleriyle sözleşmeyi feshetti.

Ne gariptir ki THK’nın almadığı bu uçaklar 16.000 uçuş yapar, senelerce uçar ve bir tek kaza dahi olmaz. 1941-44 yılları arasında ABD Türkiye’ye 95 milyon dolarlık savaş malzemesi vermiş ABD’den gelen malzemelere bir bedel ödenmemesine rağmen bu malzemelerin bakımı için her yıl bütçeden 400 milyon TL aktarılır. ABD Yalman’a uçak sanayi konusunda temsilcilik verir. Bütün bunlardan dolayı askeri fabrikalar ve sivil teşebbüsler 15 Mart 1950’de ki kanunla kapatılmıştır.

Devrim otomobilinin başına gelenleri herkes bilir. Hani o Cumhuriyet Bayramı törenine yetiştirilen yüzde yüz yerli iki otomobilden birine benzin koymayı unuttuklarından ancak 100 metre gidebilmişti ya. Oysa ikinci otomobille Anıtkabire rahatlıkla gidilmişti. Ama öngörüsü kıt olan bir cumhurbaşkanı, milli olmayan basının gazına gelerek projeyi rafa kaldırdı. Basiret ve vicdan sahibi olunsaydı bu gün 65 yıllık yerli arabamız olacaktı. Türkiye’de şu anda trafikte kayıtlı 22 milyon 865 bin 921 adet taşıt var. Bunun en az on milyonu yerli olurdu. Almanya ile boy ölçüşecek duruma gelir yurt dışındaki satışlarımız ve yerli sanayimize katkısı ne olurdu, bir düşünün.

Yerli “Gümüş Motor” fabrikası için 1956-1957 yıllarında bir şirket kurulur. Şirket için İstanbul’un biraz para sahipleri 250’şer bin lira vererek toplam 6 milyon lira biriktirirler. Erbakan Hoca işin başındadır. 6 milyon lira para yetmedi, sadece fabrikayı kurabildi. Fabrikayı işletip malları piyasaya sürmek için onun iki katı para lazımdı, yani 12 milyon lira daha. O para temin edilemedi. Zaten ithalatçılar pusuda bekliyorlardı. Sermaye de yetersiz olduğundan dolayı fabrika el değiştirdi. Yurt içi ve yurt dışındaki masonik zihniyetli sermayedarların gayretleri ile fabrika batırılmış ve başka ellere geçmiş. Bizim motor hayalimiz de ileri bir bahara ertelenmiş oldu. Bu gün BMC tamamen yerli motor üretmek için gayret ediyor ama aynı “istemezük zihniyeti” saldırmaya devam ediyor.

Hani zakkum ağacından kanser ilacı yapan bir doktorumuz vardı. Dr. Özeldi, hatırladınız mı? Bundan 25 yıl önce ‘kanserin çaresini buldum’ dediği için ‘şarlatan’ ilan edilmişti. Oysa O, Türkiye’yi dünyanın en zengin ülkelerinden biri yapacak olan bir buluşa imza attığına inanmıştı. Dr. Ziya Özel şimdi Amerika’da. Zakkumdan elde ettiği ilacın ismi ‘Anvirzel’ (An=Anti, Vir=virüs, Zel=Özel’in zel’i) ve şu anda faz-2 testleri yapılıyor. El altından ilaçları 1500-2000 dolardan satıldığı söyleniyor. Kaçan balığı görebiliyor musunuz?

O günün Sağlık Bakanı Bülent Akarcalı idi(basından). Düşünün şimdi açık oturumlarda millete akıl veri-yor bu insanlar. Oğlum basın gidin! Ve bu duruma birileri kına yaksın emi!

Bu kafa yapısı bu memlekette hiç bitmedi. Atatürk ölünce meydana çıktılar ve hala devam ediyorlar. Ne yazık ki, aynı “istemezükçüler” yerli otomobil için de devreye girdiler… Şimdi bu araba için aynı zihniyet ne diyor bir bakalım:

Kılıçdaroğlu, “Hani oturdular, büyük gösteriler yaptılar. İş adamları bir araya geldi. Bakanlar, Başbakanlar, Cumhurbaşkanları bir araya geldi. Otomobil üretiyoruz dediler. Hani nerede? Milleti kandırmak için… Nerede?” açıklamasında bulunmuştu.

Aynı zihniyetin İBB Başkanı İmamoğlu “Emeği geçen herkese ülkem adına teşekkür ederim” dedi. Han-gisi gerçek? Liderini mi kurtarmaya çalıştı? Bilemiyoruz.

“Yerli otomobilin başlatma tuşu ve menüsü İngilizce çıktı!”

“Prototipi İtalya’dan getirilen ‘yerli otomobil’ sosyal medyada alay konusu oldu.”

“Yerli otomobilden bir detay daha paylaşıldı: Kaputu da var!”

“Vites topuzu da var bunun!”

Madem elektrikli otomobil yapamayacaklar, bari elektrikli süpürge yapsınlar. Sanayi Bakanlığının imajını kurtarsınlar.” (Tahsin Tarhan)

“Bu ülkeye tek bir çivi çakılmasına bile tahammülü olmayan zavallı yaratıklara ve yurduna düşman olanlara rağmen Türkiye bu tür projeleri gerçekleştirmeye devam edecek ve bu söyledikleri çok yakında millete eğlencelik olacaktır.

1970’li yıllarda şunu söylerdik: “Türkiye Alman’lardan daha kaliteli bilye yapabilseydi bırakın Müslüman ülkelere makine satmayı bir toplu iğne bile satamazlar.”  Ne oldu bu kafalara da şimdi yerli olan her şeyi eleştiriyor, bir kulp bulmaya çalışıyorlar? Geçmiş dönemlerin iktidarları milli iktidar olsaydı Türkiye’nin sanayide bir eksiği kalır mıydı? Dünyada 1,5 milyar Müslüman’ın yaşadığı ülkelerin otomobili, uçağı, tankı, tüfeği ne malı olurdu? Elbette çoğu sanayi mamullerinin üzerine TM yazardı. Bizim zenginliğimiz ne olurdu ve bununla bağlantılı olarak düşmanlarımızın milli gelirleri ne olurdu? Avrupa’nın, Amerika’nın, Rusya’nın bizim hinderlantımıza sanayi ürünü satması bu kadar kolay olur muydu? Aynı tarz ürünlerin arasından hangileri tercih edilirdi? Buna bağlı olarak oralardaki diğer yatırımlardan alacağımız pay bu kadar mı olurdu? Hatta ve hatta bu topraklarda terör olur muydu? 12 Eylüller yaşanır mıydı?

Otomobilin şekli, şemali, teknolojisi en üst düzeyde. Arkasındaki konsorsiyum ve irada eksiksiz gözüküyor. İnşallah beklentiler gerçekleşir ve dünya çapında bir markamız haline gelir. Dünyanın dört bir yanında dolaşan bir TM otomobilin varlığı bu ülkeye güven verir ve tüm sektörlere bir ufuk açar. Millet olarak bu milli markaya sahip çıkmak zorundayız. Çünkü bu otomobil hiçbir siyasi partinin malı değil, 82 milyonun malıdır. Kim yaparsa yapsın; yerli, milli ve isabetli olan her şeye sahip çıkmak zorundayız.

(Not: Dün Boğazda bir gemi kazası oldu. Aynı zihniyet ve hükümet düşmanları faciaya ramak kalan bu kazayı hükümetin kurguladığını ima eden paylaşımlarda bulundular. Yuh yani.)

 

İsmet YALÇINKAYA

28/12/2019

"İsmet Yalçınkaya" diğer yazıları için tıklayın.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?




PressTR.com © Copyright Tüm Hakları Saklıdır

PressTR

tokat haberleri

tokat haber

tokat haber 60

tokat gazetesi

tokat gündem

tokat merkez haberleri

son dakika tokat haberleri

tokat haberi
tokat haberi oku