takip et takip et takip et
Köşe Yazıları

12 Ekim 2020 - 10:20:09 - 237 Okunma

NALBANT

Günümüzün taşıtları hava, kara deniz ulaşım araçları teknolojinin son nimetleriyle insanlığın hizmetine sunulmuştur. Aylarca gidilen yollar artık saatler sonunda sonuçlanabiliyor. Bugünkü taşıtları Yetmiş- Seksen yıl önceleri pek nadir görürdük.

Medeniyeti günümüze taşıyan tekerleklerdir. Tekerleğin bulunuşuyla insanların bir yerden bir yere gidişleri kolaylaşmıştır. At, katır, eşek, deve sırtında yolculuk yapanlar tekerlek sayesinde kağnı, arabalar sayesinde insan ve yüklerini kolaylıkla taşıyabiliyorlardı. Kağnı ve arabaları hareket ettirmek için hayvanların gücünden yararlanılıyordu. At, manda, öküz gibi büyük baş hayvanların güçlerinden yararlanılıyordu. Bu hayvanlarla bazen döven sürülür, bazen çiftte koşulup tarla sürülür, Bazen kağnı ve arabalarla yüklerini taşırlardı. Eskilerde her evde bir koşum hayvan mutlaka bulunurdu. Atı, katırı, eşeği, malı davarı olan aileler zengin sayılırdı.

Koşuda gücünden yararlanılan hayvanlara iyi bakılırdı. Yemlenir, tımarları yapılır, taranır, altları süpürülüp, kuruluk serpilirdi. Birde bu hayvanlar nallanırdı. Ayaklarındaki yumuşak doku ( süngerimsi) yıpranmasın, taşlarla, çakıllarla parçalanmasın diye hayvanlar nallanır. Nallanan hayvan yere daha sağlam basar hareket kabiliyeti yüksek olur.

Nallar saçtan özellikle kesilir. Hayvanın ayak özelliğine göre kesilir. Üçerden altı delik açılarak hayvanın ayağına çakılır. Nalbant ustaları nalı yapan ve çakan ustalardır. Nalbantlar hanlara yakın veya hayvan barınağı olan yerleri bulunurdu. Hayvanların çakım işleri yapılırdı. Kim bilir ayağına ilk nal çakılan hayvan ne kadar korkar, ürker. Nalbantlar haftanın belirli günlerinde köylere gider köyde hayvanların nallarını çakarlardı. Nalbant Hasan usta bir gün at nallamaya çağırmışlar. Atın nalı uygun olmadığından” birkaç gün sonra atın nalını çakayım” der. At sahibi “ bu nalbant nazlanıyor” diyerek başka nalbanda atını çaktırır. Bu nalbant nalı çakarken çiviyi hayvanın etine yakın bir yerden çakar. At nallandıktan sonra aksar birkaç gün sonrada yürüyemez. Bir hafta sonra Hasan ustayı çağırırlar. Hasan usta atın nalını söker ki ne görsün! Çıkardığı çivinin yerinden intihapla kan akar. Babadan öğrenme tedavi yöntemini atın ayağına uygular. Önce intihap almış yeri bıçakla ete kadar derince oyar. Sonra bir çubuğa kendiri sarar katranı kaynatır. Çubuğa sarılmış kendire batırarak, açtığı yaranın içine kaynamış katranla doldurur. Soğuduktan sonra hayvanın nalını çakar. Hayvan rahatlar. Eski sağlığına kavuşur.

“Pireyi nalladı”  sözü o küçücük canlı pire nallanmaz. Ama yaptığı işin ciddiyetini ve önemini bileceksin. Her işin ve mesleğin mutlaka püf noktası vardır.

Tokat’ta babadan kalma nalbantlık mesleği yürüten Mehmet Fakirseven eski Kürt Mehmet’in garajında bir aşkla mesleğini yürütüyor. Mesleğinin son neferlerinden olan nalbant Mehmet; “ bu işi severek, isteyerek yapacaksın. Sevmezsen yapamazsın. Ayrıca disiplinde şart” diyordu.

Nalbant Mehmet Fakirsever ; “İki türlü at nalı yapılır. Yük hayvanlarına yapılan nallar düz olur.  Ortasında küçük bir delik olur. Bu delikten atın ayağına hava girerek tırnağın büyümesi sağladığı gibi bakteri ve mikrop üremesini de engelliyor. Yarış atlarının nalları ay şeklinde içi boş olur. Avrupa da yapılan nallar aliminyüm karışımı hafif madenden yapılır. Tıpkı spor ayakkabısı gibi.” Birde büyük baş hayvanlara nallar çakılır. Hayvanın tırnak ölçüsüne göre yapılmış nallar hayvanın vücut yapısına göre ayarlanıp çakılır. Nalbant Mehmet,” büyük baş hayvanların ayağına urgan atılır, birkaç kişiyle birlikte devrilir. Ayağının altına kağnı tekerleği konularak hayvanın ayağı havaya kaldırılır. Nalbant elini çabuk tutarak kısa sürede nalı çakmalı, aksi taktirde hayvan çatlayabilir. Atlar, eşekler, katırlar ayakta çakılır. Birde bazı yörelerde ineklere de nal çakılır. Hayvanlar dağda taşta yayılırken ayakları zarar görmesin diye.”

İnsanların yokluk döneminde zor şartlarda yaşarlarken, hayvanlara da eziyet etmekten geri kalmıyorlardı. Ağzı dili olmayan hayvanların kim bilir ne dertleri vardı.

Dağdan kütür, kütür hezen indirir.

İndirirde ateşlerde yandırır.

Her evin devreğin öküz döndürür,

İrençberler hoşça tutun öküzü.

Öküzün damını alçak yapın,

Yaş koman altına kuruluk serpin,

Koşumdan koşuma gözlerin öpün,

İrençberler hoşça tutun öküzü.

Abdal Pir sultan’ım kaynar coşunca,

Tekne hamur kalmaz ekmek pişince,

Adem, at öküzün çifte koşunca,

İrençberler hoşça tutun öküzü. Pir Sultan Abdal.

“At ölür meydan (nalı) kalır, yiğit ölür şanı(namı) kalır.” Yapılan işler, eserler ve iyilikler kalır. Senden sonra şanla şerefle anılır.

“Yok devenin nalı.” Bir olayı gereğinden fazla abartılı kullanıldığında söylenen ata sözüdür. Deveye nal çakılmaz. Çünkü bu hayvanın sert tırnağı yoktur.

“Hem nalına hem mıhına vurmak.” Her iki tarafa da şirin ve güzel gözükmek. İki tarafı da idare etmek manasında kullanılan bir ata sözümüzdür.

“Bir mıh bir nalı, bir nal bir atı, bir at bir yiğidi, bir yiğit bir vatanı kurtarır.” O yiğitte Mustafa Kemal Atatürk’tür.

Nalını, mıhı anlatırken aslında yaşamın içinden bir mücadeleyi anlatmaya çalıştım. Yaşamakla ilgili bu söyleşimi bir şiirle bağlamak isterim.

Yaşamak şakaya gelmez,

Büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın.

Bir sincap gibi mesela!

Yani, yaşamanın dışında hiçbir şey beklemeden.

Yani bütün işin gücün yaşamak olacak.

Yaşamayı ciddiye alacaksın.

Yani o derecede, öylesine ki!

Mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,

Yahut kocaman gözlüklerin,

Beyaz gömleğinle bir laboratuarda,

İnsanlar için öleceksin.

Hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için.

Hem de hiç seni buna zorlamamışken,

Hem de en güzel, en gerçek şeyin,

Yaşamak olduğunu bildiğin halde.

Yani öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,

Yetmişinde safra, mesela zeytin dikeceksin.

Hem de öyle çocuklarına falan kalır diye değil.

Ölmekten korktuğun halde, ölüme inandığın için.

Yaşamak yani ağır bastığında. Nazım Hikmet Ran.

Süleyman Erkan 10.10.2020 Cumartesi Bedesdenlioğlu-Tokat

"Süleyman Erkan" diğer yazıları için tıklayın.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

PressTR.com © Copyright Tüm Hakları Saklıdır.

PressTR

tokat haberleri

tokat haber

tokat haber 60

tokat gazetesi

tokat gündem

tokat merkez haberleri

son dakika tokat haberleri

tokat haberi
tokat haberi oku