takip et takip et takip et
Köşe Yazıları

6 Haziran 2016 - 10:24:30 - 12 Okunma

Menfaat Her şey midir?

Menfaat her şey midir?

            Günümüz insanlığının en tehlikeli hastalığı bu olsa gerek. Çünkü artık insanlar küçük hesaplar ve menfaatler yüzünden artık hemen her şeyi veya herkesi rahatlıkla harcayabiliyorlar.

            Eski dostluklar, eski komşuluklar, eski arkadaşlıklar tarih oldu neredeyse.

            Selam ve gülücükler bile bir çıkar menfaat ilişkisi içerisinde boyut kazanabiliyor. Böylesi bir dünyada saf ve duru bir tebessümün ne kadar anlamlı olduğunu herhalde hiçbir sözcük tarif edemez.

            Bereketsizlik hemen her şeye sirayet etmiş durumda. Yüreğimizi ruhumuzu ve bedenimizi bu hastalıktan arındırmadığımız sürece korkarım koşarak gittiğimiz yer dipsiz uçurumlar olacaktır.

            Bakıyorsunuz ortalama insan ömrü istatistiklere göre bir hayli artmış görünüyor. Tezat şu ki zaman arttıkça yaşanan dolu dolu anlar daha kısa ve daha az. Neredeyse yaşamın tamama yakını boş koşturmacalar içerisinde geçmektedir. Göz açıp kapanıncaya kadar ömür hızla tükeniyor.

            2014 yılında yapmış olduğum bir anket ve değerlendirme sonucunda ortaya çıkan gözlemler şunu göstermiştir. İnsanları 0-20, 21-50, 51 ve üzeri gruplara ayırdığımızda bu gruplar arasında en dikkat çeken gerçeklik yaşanmışlığa dair farkındalık boyutlarıdır. Bunu şöyle izah edebilirim;

            0-20 yaş grubu insanlarının tamama yakınının geçmişe dair anlamlı bir anısı bulunmamaktadır. Yine bu grubun aynı oranda bir kitlesinin yaşadığı anın farkında olmadığı görülmektedir.

            21-50 yaş grubu insanlarda bu oran biraz daha düşmekle birlikte yine manidar seviyede kalmaktadır. Bu insanlarda geçmişe dair anıları bulunanların oranı yarıya yakındır ve yaşadığı anın farkında olanların oranı ise yarıdan biraz fazladır.

            51 yaş ve üzeri grupta insanlarda ise bu oran tam tersidir. Yaşadığı anın farkında olanların oranı ile geçmişe dair anlamlı anıları bulunanların oranı ise tamama yakındır.

Bu verilere baktığımızda 50 yaş ve altı insanlarımızın yaşamlarını kendileri dışında her şeyin etkilediğini görmekteyiz. Bu gruptaki insanlar günün şartlarına öylesine ayak uydurmuşlardır ki kendilerini unutmuş tamamen zaman çarkının bir dişlisi haline dönüşmüşlerdir. Bu yüzden de kendilerince mutlu olabilecekleri kendilerine ait değerler çok az seviyede kalmaktadır. Bu grup günübirlik davranışlar göstermekte ve anlamsız gülücükler içinde sahte bir mutluluk tablosu çizmektedir. Tam tersi hayata bakış açıları negatif eğilimler göstermektedir.

            50 yaş ve üzeri gruba baktığımızda ise geçmiş yıllarda yaşadıkları güzelliklerin etkilerinin onları hala umut dolu kıldığını ve hayata bakışlarının pozitif yönde etkisinin büyük olduğunu görmekteyiz. Geçmiş yıllarda toplum ve birey olmanın en güzel halini tatmaları ve yaşamaları onların bugünlerine bir takım anıların ulaşmasına vesile olmaktadır. Bu yüzden de her şeye rağmen yaşadıkları anın kıymetini çok iyi bilmektedirler. Bazılarınız tabii ki onların yaşları gereği artık yapacak bir şeyleri yok o yüzden böyle bir sonuç çıkacaktır diyebilir. Ama hiç de öyle olmadığını şu şekilde ifade edebilirim. O yaş grubundaki insanların birbirlerini daha çok sevmeleri, dostluklarının bitimsiz olması, birbirleri ile paylaştıkları değerli birçok olayın bulunması onları bu şekilde etkilemektedir. Onların 0-50 yaş döneminde geçirdikleri dolu dolu yaşamın sonucudur bugünkü resimleri. Peki, bu noktadan hareketle şu anki 0-50 yaş grubundaki insanlarımız mevcut boş yaşamları ve koşturmacalar ile yarın o gruba dâhil olduklarında nasıl bir resim verecekler sizce?

            Bu gözlemler ışığında toplumun geleceğe taşınması noktasında tehlikeli bir boyutta olduğumuzu söylemek geleceğe ışık tutmak ve uyarmak adına bizlerin görevidir.

            Cepleri dolarken yürekleri ve ruhları boşalan bir nesil istemiyorsak kendimizi ve sistemimizi gözden geçirmeliyiz.

            Dünün eksiklikleri ile yarının çoklukları arasında sıkışıp kalan ve yaşadığı anın zenginliklerinin farkında olamayan bir nesil istemiyorsak ellerimizi başımızın arasına alıp düşünmeye başlamalıyız.

            İnsanların diploma, etiket, makam, mevki, mal ve mülk ile kendini kaybettiği bir devirde helal ve alın teri ile bir lokmanın tadının hiçbir şeyde olmayacağının manevi dünyamıza izah edilmesi gerekmektedir.

            Menfaat bencil ve bireysel olduğu sürece bu sıkıntıları aşmamız mümkün görünmemektedir.

            Menfaat hepimizin ortak paydası olduğunda; yani sevgiyi hep birlikte yaşadığımızda, dostluğu hep birlikte tattığımızda, huzuru hep birlikte nefeslendiğimizde, birbirimize daha çok güvenip saygı duyduğumuzda işte o zaman en güzel zamandır.

            Teferruatlarda boğulup asıl olanı kaybedenlerden olmamak adına kendimizi gözden geçirme zamanı şimdi.

            Yüreğinde sevgi, kalbinde ve dilinde muhabbet olanlara selam ve hürmetlerimle…

Ünal KAR

 

Şair-Yazar

"Ünal Kar" diğer yazıları için tıklayın.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

PressTR.com © Copyright Tüm Hakları Saklıdır

PressTR

tokat haberleri

tokat haber

tokat haber 60

tokat gazetesi

tokat gündem

tokat merkez haberleri

son dakika tokat haberleri

tokat haberi
tokat haberi oku