takip et takip et takip et
Köşe Yazıları

25 Aralık 2019 - 09:54:59 - 628 Okunma

KÖYÜMÜN KADINI; OSMANLI KADINDI, HANIMDI, HATINDI

Yırtıldı ruhlara çizdiğim resim
Yazık, kulaklara sığmadı sesim
Yaşadığım şimdi beşinci mevsim
Çağın çilesini sırtıma sardım….Diyor ya şair…

Evet köyümüzün kadınları çileyi sırtına sararlardı..

Ben köyümün kadını bilirim. Bükülmüş belini, ağarmış saçlarını bilirim. Elleri öpülesi nasırlaşmış ellerini bilirim, yüzündeki anlamı bilirim, çilekeş gözlerini, kırışık yüzünü bilirim, bulunduğu yaşamı bilirim, ben kadını tandır başında bilirim, tarlada taşta bilirim, ben kadını bağda bahçede bilirim. Halıda kilimde nakışta bilirim, ahırda aşta bilirim.

Açlığını bilirim, asaletini bilirim, perişanlığını bilirim, ezilmişliğini bilirim, çilesini bilirim.

Ben köyümün kadınlarını ana olarak bilirim.

Sevgileri yüreklerimizin derinliklerindeki ecdadımız, erdem ve tevazusuyla bu günlerde unutulmaya yüz tutmuş kültür ve geleneklerimizi liyakatiyle yaşayıp yaşatırken, hem kendilerine hem de sonraki nesillere, tarifi imkânsız saygı ve itibar bırakmışlardır.

Gönlüyle, yüreğiyle, emeğiyle, saygısıyla, hürmetiyle yaşayan, bulutu beyaz, umudu mavi güzel insanların yaşadığı köylerimizde acı-tatlı günler muhteşem bir kenetlenmeyle karşılanırdı. Büyük-küçük, koru-komşu, akraba-akran hiyerarşisinin en mükemmel şekilde uygulayan köyümün erdemli erkeklerive iffetli kadınları, yeni yetişenlere de örnek olurlardı.

Çocukluğumuzun kuralı, yetişme kültürümüz gereği böyle değerler eğitimi ile büyüdük. Büyükler hepimizin büyüğü, küçükler hepimizin küçüğüydü.

Eskiden, pişirdiği yenen, konuştuğu dinlenilen, ağırbaşlı, vakur, eli uz, Osmanlı, otoriter ve oturaklı, bilgisini, becerisini ve ulu sözlerini tüm genç kızların imrenerek örnek aldığı kadınlar vardı. Bu şahsiyetler statülerindeki itibar ve davranış kurallarındaki ehliyetleriyle en iyi iş-aş bilen hatır hürmetsaab’ı hatınlar diye anılırlardı.

Yaptıkları çörek, çökelik, kaynattıkları bulgur, kestikleri erişte ve mayaladıkları yoğurt, herkesi imrendirirken, yeni gelinler ve gelin olacak genç kızlar, onlardan iş görmenin inceliklerini püf noktalarını öğrenmeye çalışırdı.

Tandırda, kuzineli sobalarda kerme tezeğin ateşinin közünde bir çörek çekerlerdi,  yüzleri nakışlı nakışlı nar gibi kızartılan çörekler, görüntüsü ile gözlerimizi doyururdu. Lezzetine de doyum olmazdı.

O lezzetleri tatmamış olanlara nasıl anlatabilirim ki…

Bu kadınlar analarımızdı, ebelerimizdi, halalarımızdı, bibilerimizdi…

Onlar törelerimizi örf ve adetlerimizi, gelenek göreneklerimizi, adap, edep ve saygı kurallarını, had bilme, misafirin karşılama-uğurlama ve ikram izzet gibi öğretileri eksiksiz uygular ve uygulatırlardı. Genç gelinlere ve gelin olacak genç kızlara ise usul erkân dairesince, onur ve gönül kırmadan tevazuuyla yol gösterirlerdi.

Öyle insanları bundan sonra ne siz nede bizler bulabiliriz.

Yazılarım gönüllerinize hitap ettiği müddetçe, siyasettin ve aktüalitenin sıkıcılığından ve sığlığından değil, ben sizlere hep yerel kültürümüzü, trajik, dramatik ve mizahi bir dille aktarmaya çalışacağım.

Yerel kültürümüzü yaşatmak, dünyanın dört bir köşesine dağılmış vefanın sembolü kıymetli insanlarımızla kucaklaştırmak bütünleştirmek ve hatıralarınızı “Evet, yaa ne güzeldi o günler ” dedirtmek için yazacağım…

Hâr ile demlenen çayın tadını,
Kor ile yanan yürekler bilir…

Sevgi ve saygılarımla

"İhsan Genç" diğer yazıları için tıklayın.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

PressTR.com © Copyright Tüm Hakları Saklıdır

PressTR

tokat haberleri

tokat haber

tokat haber 60

tokat gazetesi

tokat gündem

tokat merkez haberleri

son dakika tokat haberleri

tokat haberi
tokat haberi oku