takip et takip et takip et
Köşe Yazıları

26 Nisan 2019 - 08:38:41 - 4 Okunma

KOMŞUNUN KÖPEĞİ

KOMŞUNUN KÖPEĞİ

 

Ali,  Yılmaz’ın arkadaşıydı. Dedesi Aliyi ,  “ Alov “ diye çağırırdı.

                Onların bir köpeği vardı. Tüyleri kara, gözleri kara, tırnakları da karaydı.  Hiç aykırı renk yoktu üzerinde.   Evin sevimli köpeğiydi. Renginden dolayı ona da "Garov" diyordu Ali’nin dedesi.

                Evlerimiz yakındı. Bizim kapıda ve onların kapıda çocuklar bir araya gelirdi. Beraber oynayan çocukların yanında garov mutlaka bulunurdu.

                Ali ve Yılmaz garovu çok seviyordu.  Oyunları onunla tamamlanıyordu. Bazı yiyecekleri onun ağzına sokuyorlardı. Garovun sırayla sırtına biniyorlardı. Onları sırtında taşımazdı. Binince ayakta beklerdi. Durduğu yerde biri iner, diğeri binerdi. İkisi binmeye çalışınca altlarından kaçar kurtulurdu.  Sırtındakilerden memnun olduğunu kuyruk sallayarak gösterdiği de olurdu.

                Sırtını sıvazlayınca kuyruk sallar, ağzına ekmek verince kuyruk sallar, Çocukların biri sırtına binerse kuyruk sallardı. Sevinirdi  garov.

                Üç yetişkin kapıda ayaküstü konuşuyorduk. Garov yanımıza geldi. Bizim yanımıza gelince bacaklarımıza süründü.  Paçalarımızı ve ayakkabılarımızı kokladı. Kendini sevdirmek için reklam yaptı.  Uzanıp yattı. Kendini herkese sevdiriyordu.

                Sevimli olsa da tehlikesi unutulmamalıydı. Onu kızdırmak tehlikeli olurdu.  İt ile harara girilmezdi.  Bu sözü de küçükler bilmezdi.

                Biz üç yetişkin konuşurken, Yılmaz ve garov de yanımızdaydı.  İkisi de bizi dinliyordu.

Umulmadık bir şey oldu:

                Garov Yılmazı bileğinden yakaladı. Yere çaldı.  Kuyruğunu bacakları arasına aldı, oradan uzaklaştı. Gidişi suçunu itiraf eder gibiydi.

                Çocuk ciddi yaralanmıştı. Köyde doktor yok. Sağlık ocağı yok. Sağlıkçı yoktu.

                Yaranın üstünden sıkıca bağlayıp kanı durdurdum. Çocuğu sırtıma alıp yola koyuldum.

                Yol boyu tarlalarda çalışanlar vardı. Hiç birinin yanında traktör ve motorlu taşıt yoktu. Olsa yardım isteyip,  daha erken hastaneye yetişecektim. Bir buçuk saatte Tokat- Sivas yoluna çıktım. Devlet hastanesine geldim. Akşam olmamıştı.

                Doktor, olayı duymuştu. Ben konuşmadan anlattı. Garovu jandarma almış, tutuklamıştı. (!).

                Ben köyden ayrılınca, Ali’nin dedesi en yakın köye gitmiş. Olayı sağlık ocağına anlatmış. Onlar da durumu Jandarmaya bildirmesini önermişler.  İlçe merkezine benden önce ulaşıp jandarmaya kendini şikâyet etmişti.

                Hastanede çocuğa gereken tedaviler yapıldı. Kuduz aşısına başlandı. Her gün yapılacaktı aşı.   Köpeğin sağlam raporu gelene kadar sürecekti.

                Kuduz iğnesi, göbek altından yapılıyordu. Doktor, iğneyi yapıyor, çocuk altına yapıyordu.

                14. günde köpeğin “sağlam” raporu geldi. Kuduz olmadığı anlaşılmıştı. On dört gün garov da cezasını çekti. Tedavi bitti. Çocuğun korkusu bitmedi. Yılmaz, şimdi kırk dokuz yaşında. Köpekten çok korkuyor. Olayı bir türlü unutamıyor.

"Osman Kablan" diğer yazıları için tıklayın.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

TAKIMLAR O G B M A Y Av P

PressTR.com © Copyright Tüm Hakları Saklıdır

PressTR

tokat haberleri

tokat haber

tokat haber 60

tokat gazetesi

tokat gündem

tokat merkez haberleri

son dakika tokat haberleri

tokat haberi
tokat haberi oku