takip et takip et takip et
Köşe Yazıları

11 Temmuz 2016 - 13:25:44 - 19 Okunma

Kırık Dökük Bir Bayram Arifesi

Bir bayram sabahına doğru uzanan yolculuğumuzda kırık dökük bir yüreğin ve ruhun çırpınışlarını duyumsadım.

Nereden nereye geldik sorgusundayım şu an yaşadıklarımın. İçimde ne bir heyecan kıpırtısı ne de gözlerimde bir tebessüm kıvılcımı mevcut.

Birkaç gündür sürekli insanları izliyorum, zamanı izliyorum, kendimi izliyorum. Dünyayı ve biz büyüklerin gerçekliliğini henüz görmeyi başaramayan birkaç çocuk gülüşü dışında hiçbirimizin yüzü gülmemesi tüylerimi diken diken ediyor.

Özellikle Ramazan Ayı’nın kendine has güzelliği ve samimiyeti hepimizi etkisi altına alır insanların birbirine davranışında bir nezaket, içtenlik ve huzur yaşanırdı. Şimdi o huzuru o samimiyeti ve içtenliği mumla arar olduk.

Birbirimize bakış açımız değişti. İlişkilerimiz içsellik ve derinliğin ötesinde tamamen yüzeyleşti.

Yapılan yardımlar, zekâtlar, fitreler, iyilikler bile şekil değiştirdi. Bu güzellikler yapılırken bir ibadet inceliği ile yapılır ne alanlar ne verenler bunu asla abartmazdı. Bugünlerde yapılan tüm yardımlar tıpkı ibadetler gibi riyakârlık ve gösteriş içerisinde yapılıyor. Davranışlarımızın özünü anlamak yerine farkında olmadan kırıyoruz yürekleri ve kırıyoruz adam sandığımız yüreğimizi.

Dini ve vicdanı bir görev olmasının ötesinde mekanikleşmiş bir davranış bozukluğu değil midir yaşadıklarımız, yaşattıklarımız?

Vicdanı ve inanç boyutunun ötesinde görev addedilerek yapılan davranışlar ne kadar samimi ve huzur verici olabilir ki?

Umutsuzluk veya yaygaracılık değil benim yaptığım. Sadece umutlarımızın tükenmemesi ve kendimizi birey olarak, toplum olarak toplamamız yönünde serzeniş. Bu serzenişi de önce kendime yapıyorum zaten.

Bugün selam verirken içten ve güler yüzle selam vermediğimiz insanlar bizim insanlarımız.

Bugün sıkıntı içinde olup da bizlerin desteğine ihtiyaç duyan ama davranışlarımız ile ezdiğimiz insanlar bizim insanlarımız.

Bugün anne babasına koşarak gitmesi gerekirken onların varlığını kendi varlıklarından üstün görmeyen insanlar bizim insanlarımız.

Bu dünyadan kim malıyla, mülküyle, sevdiği ile birlikte gitti.

Bizi bunların hiçbiri kurtarmaz. Yarın huzuru ilahide zenginliğimiz, makam mevkiimiz, etiketimiz değer görmeyecek.

Helal olsun duydun mu falanca bilmem kaç bin tane yardım paketi vermiş, cümlesini kuran kadar o cümleden haz alan yardımsever! de aynı akıbeti paylaşır.

Yardımlaşmak,  hediyeleşmek, paylaşmak, cana can olmak, bir yaraya merhem olmak, yoğun halinden anlamak, varlığın haline şükretmek, ihtiyaç sahibine koşmak çok güzeldir. Bu güzellikleri yaşarken lütfen insan olmanın onur ve erdemi ile hareket edelim.

Zamanın yüreğinin karardığı bugünlerde bizler yüreklerimizin kararmasına izin vermeyelim.

Çok zor değil, sadece sevelim, sevilelim.

Gücümüz yetiyorken yapmamız gerekirken yapmadığımız davranış ve söylemler yüzünden pişman olacağımızı hesap edelim.

Bizim riyaya ihtiyacımız yok. Bizim sıcak bir yüreğe ihtiyacımız var. O yürek de hepimizde mevcut.

 

03 Temmuz 2016

Ünal kar

 

Şair-yazar

"Ünal Kar" diğer yazıları için tıklayın.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?




PressTR.com © Copyright Tüm Hakları Saklıdır

PressTR

tokat haberleri

tokat haber

tokat haber 60

tokat gazetesi

tokat gündem

tokat merkez haberleri

son dakika tokat haberleri

tokat haberi
tokat haberi oku