takip et takip et takip et
Köşe Yazıları

2 Kasım 2019 - 09:45:23 - 67 Okunma

KİMSE “ÜRETİCİ ZEYNEP ŞEHİT OLDU” DEMEDİ

Büyük çayırla çekerek ırmağı arasındaydı çıldır tarla.

En zor iş,  çıldır tarlanın pancar salına gelmesiydi.

Pancar dairesi köyün ekeneğini dörde bölmüş, her yıl bir bölümüne pancar ekme izni veriyordu.  Pancar ekilen o kısma  “pancar Salı” denir. Bu yıl çıldır tarla pancar salı. Pancar ekme sırasında.  Sal dışında kalan tarlalara pancar ekmek yasaktı.

İlkbaharda büyük çayırda büyüyen otların boyunda su birikirdi. Sadece çayırın ortasındaki yapay kanaldan akan sular,  cılızın tarlayı geçer. Çekerek ırmağına dökülür.   Su değirmeninden ırmağa kadar olan bu topraklara  “ harkın karıştığı yer”  denirdi.

Çıldır pancar salıyken Ahmet Zeynep’le evlendi. Ahmet’i babası askere geç gitsin diye küçük yazdırmıştı. Düğünden üç ay sonra Ahmet asker oldu.

Zeynep,  dört kayınbirader ve onların yaşlı anne babasıyla bir evde, asker yolu beklemeye başladı.  Odasında yalnız yatamayacak kadar gençti Zeynep.

Altı yaşındaki kayınla aynı yatakta yatıyordu.

Pancarlar ekildi. Büyüdü. Çapa zamanı geldi. Tarlada çalışmak kolaydı.

Büyük çayırın suyundan geçmek zordu.

Çayırın kenarında lastiklerini çoraplarını çıkarıyor, ellerine alıyorlar. Paçalarını dizkapağının üstüne kadar katlayıp suda yürümeye başlıyorlardı. Hiç birisi de düşmeden çayır boyu yürümeyi beceremiyordu. Kadın ve güçsüz olduğu için en çok düşen Zeynep oluyordu. Düşünce ıslanan giysileriyle çalışarak onları üstünde kurutuyordu.

Pancar işi zordu.  Bir başladı mı, uzun süre devam ederdi. İlkbaharın serin günlerinde başladıkları işi kar yağarken bitirirlerdi.  Kar yağmadan pancar şekeri yüklüğün  ( yatak yığını)  yanına konulurdu. Kış çıkmadan pancar parasını alırlar, ellerine toplu para geçerdi.

Yaz sonunda Ahmet, hava değişimine geldi. Hava değişimi; “  üç ay izinli. “ demekti.  Romatizma nedeniyle gönderilmişti baba evine.

Askerlik süresi otuz ayda tamamlanıyordu.  Bu altı ay için ev halkı sevindi.  İki buçuk yılın yarım yılını evinde geçirmesi sevinmeye değerdi.

Evde tek kadındı Zeynep.

Fırında ekmek yapmak, çeşmeden Heliklerle su taşımak, ( haftada bir) yunnuhta esvap yumak ve kalan zamanda pancar tarlasında çalışmak gelinin işiydi.  Bunlardan kurtuluş yoktu.

Sonbahar soğuklarıyla, pancarlar sökülmeye başladı.

Şimdide güz yağmurları büyük çayırı deniz haline getirmişti.

Pancar sökümünde yine sulu çayırdan günde iki kez geçiliyordu. O taze beden, bu kadar çalışmaya dayanamadı.  Hastalandı. Bilinen koca karı ilaçlarıyla tedaviye başlandı. Sonuç alınamadı.

En yakın hastane, bir günlük mesafede ama hastayı taşımak için at arabası bulmak da kolay değildi. Hastaneye ulaşınca  artık çok geç kalınmıştı.

Bedeni toprağa verilirken, o beyaz teni yaprak gibi sararmıştı.

Bu ölüm sadece aileyi değil tüm köylüyü üzdü.

“Çıldır tarla pancar oldu. Büyük çayırın suyu gelini yedi.” Dediler.

Bu zorluklarla Şeker fabrikalarımız çalışıyor, şeker İhraç ediliyordu.

Kimse “üretici  Zeynep  şehit oldu” demedi.

 

27.10.2019

"Osman Kablan" diğer yazıları için tıklayın.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

PressTR.com © Copyright Tüm Hakları Saklıdır

PressTR

tokat haberleri

tokat haber

tokat haber 60

tokat gazetesi

tokat gündem

tokat merkez haberleri

son dakika tokat haberleri

tokat haberi
tokat haberi oku