takip et takip et takip et
Köşe Yazıları

3 Temmuz 2020 - 11:42:31 - 201 Okunma

KİMİ ÖNEMSEYECEĞİNİ BİLEN DOSTLUK

Sevgili dostum,

Ne kadar birbirimize sevgi ve saygıyla yaklaşsak da, maddi ve manevi olarak birbirimizi desteklesek de maddi olarak ikimizin imkanı farklı senin ya da benim maddi olarak güçlü olmamız o kadar önemli değil. Önemli olan maddi olarak farklı olmamızın ikimizin de farkında olması ve bunu da övünülecek bir konu yapmamamız. Gücümüz oranında birbirimize destek olarak sen benim ben de senin maddi gücümüzü, başkalarına faydalı olacak şekilde artırmaya bakmamız.

       Değerli dostum,

       Ama gençleri biliyorsun, bir arkadaşına misafirliğe gitse ve arkadaşının babası da geliri gideri üzerine gençlerle konuşuyorsa gençler etkileniyorlar. Bu yüzden ben ve sen de gelir ve giderimi ailede sohbet konusu yapmayız. Biliriz ki, gençler duyduklarını konuşmaya başlarsa ve duydukları da yanlış şeylerse  “Onlarda var da bizde neye yok” yanlış düşüncesine kapılarak anne ve babasını suçlamaya başlarlar. Sanki anne ve babası isterse gelirini çok artırabilir zannederler. Halbuki aile gelir gideri ailenin geliri ve gideridir. Herkes bağlar. Gençler yanında o yüzden gelir ve gider sohbeti yapmayız. Ama çocuklarımızın başka çocuklar içinde mahcup olmaması için de çaba harcarız. Bu da hayatın gerçeği. Çocuklarımızda  “onlarda varda bizde neye yok”  diye sormazlar. Çünkü herkesin geliri aynı olsa dünyada farklılıkları yaşamanın anlamı kalmazdı.

        Değerli dostum,

        Bize düşen kimin gelirini ne giderini ne bunları konuşmak yerine, bizim gelir ve giderimizi de başkalarının çocukları yanında konuşmak yerine, kendi gelirimizi imkanlar ölçüsünde nasıl artırabiliriz,  bunun hesabını kendimiz yaparak hatta bunu çocuklarımıza bile yansıtmamalıyız. Bize düşen çocuklarımızın yanında konuşulacak konu onların güzel yetişmesi mesleklerinde ve sosyal hayatlarında nasıl başarı sağlayacakları olmalıdır. Onlara bu konuda destek olursak mesleki ve sosyal hayatları gelişirse daha Üniversite okurken zamanla onların maddi hayatı da gelişecektir. Bu bilinç ve farkındalığı onların anlayacağı ve kabulleneceği şekilde vermeliyiz ama zorlamadan baskı yapmadan. Yoksa ters olur her şey. 

        Değerli dostum,

        Hayatta neyi önemsersek o bizim hayat biçimimiz veya mutluluğumuz olur. Mesela maddi şeyleri çok önemsersek, bizden çok maddi şeye sahip olanı insan genelde kıskanır. Manevi şeye sahip olanlar kıskanmaz. Çünkü manevi zenginlikte insan sınırını bilir ve sınırından fazla olana sahip olamayacağını bilerek sabreder. Maddi şeylere çok önem verenler, başkalarını genelde akıllı görmez ve değerli şeylerini onları genelde kandırarak ya da zor durumda olmalarından faydalanarak almak ister. Tabii ki farklı olanlarda vardır genelde.

        Değerli dostum,

        Bizim önemseyeceğimiz şeyler sadece bize değil aynı zamanda çocuklarımıza da torunlarımıza da faydalı olabilmeli. Muhatap olacağımız insanlarda aynı şekilde çocuklarımıza ve torunlarımıza faydalı şeyler bırakan insanlar olmalı. Bu da olabilse bilgi ve sevgi olmalı. Ama bizim toplumumuzda bu engelli, kadın,  senin her dediğine evet demeyen sınıfından olursa sevilmez.

     Sevgili dostum,

       Genelde şöyle bir kanı vardır. Seveni severler sevmeyeni sevmezler diye. Bu doğrudur. Mevki ve makam sahipler veya ünlü insanlar olunca bu oluyor ama sıradan insanlar olunca bu mantık geçerli değil. Ünlü insan yaparsa  “sanatçılığının gereği” fakir insan yaparsa  “ahlaksızlığının gereği”  olur. Engelli doğruyu söylerse kimse takmaz. Ama mevki makam sahibi bir söylerse alkışlanır. Mevki makam sahibi doğruyu söyler ve aynı zamanda halkı ayrımsız sever de haksızlıklara karşı çıkarsa, halkın ayağına giderse daha çok sevilir. Peki,  mevki makam ya da ünü olmasa sevilir mi? Bu konuda biraz düşün. Biz ise bizi gerçekten seven değer veren insanları severiz değil mi?    

        Sevgili dostum,

        Çok okumak insanı bilge yapar. Bir konu seçmek mesela İktisat dalını seçmek ve hep İktisat okuyarak  “İktisat alimi” daha genel deyimi ile “profesörü” oluruz ama bu insanı her konuda bilge yapmaz. Bilgi hayata uygulanmazsa da faydalı olmaz. Ama bunun yanında psikolojik roman, iletişim romanları da okur hayata uygularsa, dalında isim yapmış dostlarından başlayarak bunları da öğrencileri ile tanıştırmak için çaba harcar, yazar dostlarının eserlerini de öğrencileri ile paylaşırsa, onlara değer verip ailece görüşürse muhtemelen sadece kendi değil öğrenci ve ailesi de bu geniş bakış açısından faydalanacaktır. Yoksa ne olacak sence biraz düşün.

         Değerli dostum,

          Ben dostlarımın, başta sen olmak üzere gelişmesini çok istiyorum. Buna da gönüllüyüm. Mesela Akademisyen dostlar, bizden isterse çok faydalanabilir ama isterse. Zaten bunu yapan da var ama çoğunluğunun da bahanesi çok. Bakış açısı farklı. Onlar istemedikçe bunu de değiştiremeyiz. Buna da saygılı olmak lazım. Tabii gelişmek isteyen insan da bir yolunu bularak gelip faydalanıyor bizden. Bizde severek istekli olana yardım ederiz. Ama sınırımızı zorlarsalar o zaman uzak kalmayı da bilelim ki başkalarına faydalı olalım derken biz zarar görmeyelim. Değil mi?

           Sevgili dostum,

           Gerçek dostluk sadece sosyal alanda değil, iş alanında, özellikle akademik hayatta farklı insanlarla öğrencileri tanıştırma kaynaştırma sanatı olmalı. Öğrenciler farklı insanlarla iletişim kurmasını Üniversitede öğrenmeli ki hayatta iletişimde zorluk çekmesin. Benim anlatmak istediğim bu. Yoksa evde okuyarak kendimizi geliştirmek en tembelce gelişim olur. Tembellik ise bize yakışmaz. Bize ancak bilgi ve sevgimizi paylaşmak yakışır. Biz önemseyelim önemsenecek olanı. Onlar bizi önemsemiyorsa bu bizim sorunumuz mu? Bugün önemsemeyen belki yarınlarda çok önemsemek zorunda kalır da bulamaz. Ne demiş atalarımız  “Zamanın kime dost, kime düşman olacağı bilinmez” eski Türk filmlerini hatırla. Horladıkların zamanla senin varlıklarının sahibi olabilir senin şaşıracağın şekilde. O yüzden kimseyi küçümsemeden değer vererek bir hayat kurmalı insan kendine ve ailesine.

               Can dostum,

               Sana mektup yazarken gene daldan dala atladım. İnternetin ve bilgisayarın olmadığı zamanlarda her gün mektuplar yazardım mektup arkadaşlarıma bazıları ile 30 -40 SENE SONRA BİLE GÖRÜŞÜYORUZ. Bu mektuplarda belki torunlarımızın okuyacağı mektuplar olur. Bugünden onları önemsediğimizi görerek bizi sevgi ile anarlar inşallah. Biz daha görmeden onları sevgi ile bilgi ile mektuplarla anıyoruz zaten.

"Turan Yalçın" diğer yazıları için tıklayın.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

PressTR.com © Copyright Tüm Hakları Saklıdır.

PressTR

tokat haberleri

tokat haber

tokat haber 60

tokat gazetesi

tokat gündem

tokat merkez haberleri

son dakika tokat haberleri

tokat haberi
tokat haberi oku