takip et takip et takip et
Köşe Yazıları

6 Ocak 2020 - 09:55:37 - 545 Okunma

Kasım Süleymani Olayı

Amerika, Kasım Süleymani ve Ebu Mehdi el-Mühendis’in bulunduğu arabayı Bağdat’da füze ile vurdu. Saldırıda her ikisi ile birlikte birkaç kişi daha öldü. Bir terör devleti Müslüman ülkelerin liderlerini Müslüman bir devletin başkentinde kalleşçe öldürüyor. Bu yetkiyi bu cesareti nereden aldı? Kendi kendine terörist ilan ettiği insanı kimseye sormadan gelip evinde vurması sözün bittiği yerdir. 2003 yılında benzer bahanelerle Irak’a saldıran ve milyonlarca insanla birlikte Irak liderini de öldüren aynı kovboy kılıklı yamyamlar değil miydi? Adamlar aynı pervasızlığı devam ettirirken biz ne yaptık, akıllandık mı? Hayır. Biz ayrılmaya, bölünmeye, kafayı kuma gömmeye devam ettik!

Süleymani Kuran ve Sünnet ışığında bakıldığında hiç de kabul görmeyecek işlere imza atan bir Müslüman değildi. Bu yüzden Allah katında doğru olmayan işlere imza atmış, Müslümanlara zulmetmiştir. Şia doktrinini yayılması için Müslüman, kâfir demeden gayrimeşru işlere imza atmıştır. Suriye’de, Lübnan’da, Yemen’de milyonlarca Müslüman’ın ölümünde, sürgün edilmesinde, aç ve sefil kalmasında parmağı olan, şia projesinin yürütülmesinde etkili olan bir fügür olmuştur. Bu yüzden Müslümanlar nazarında iyilikle yâd edilmeyecek biridir. İslam dünyasında fitnenin başı olan İran devlet politikasının güç kullan yüzüydü o. Bu yüzden ölümü normal bir ölüm olsaydı İslam dünyası için sevinç kaynağı olabilirdi. Ancak bu ölüm İslam dünyası için pek de hayırlı olabilecek bir ölüm değildir.

Süleymani bir kâfir devlet, Müslümanların başına yüzyıldır bela olan bir firavun tarafından katledilmiş-tir. Bu yüzden Süleymani’nin ölümüne hiçbir Müslüman sevinemez/sevinmemeli. Bu ölüm yarın bir başka mezhebe mensup yöneticinin başına da gelebilir. Tıpkı Mursi’nin, Kaddafi’nin, Saddam’ın başına geldiği gibi. Nasıl ki onların ölümüne sevinenler bir yanlışın içine girdiyse Süleymani’nin ölümüne sevinen Müslümanlar da aynı yanlışın içine girmiş olurlar.

Sosyal medyada Kasım Süleymani için söylenenler:

Kasım Süleymani’nin ölümü, sadece İran değil terör örgütü PKK ve YPG için de kayıptır. Çözüm sürecinde PKK’nın silah bırakmasını engellemeye, Fırat Kalkanı, Afrin ve Barış Pınar’ını sabote etmeye çalıştı. PKK’nın en büyük hamisiydi.

“İslam içi Armageddon” savaşı için yapmadığı vahşet kalmamıştı. Bir savaş suçlusuydu. ABD’nin Irak’ta yaptığını o Suriye’de yaptı…

Amerika binlerce Müslüman kanını akıtan Kasım Süleymani’yi ve Haşdi Şabi zalimi el-Mühendis’i öldür-dü.

*Amerika, mazlum duruma düşürerek İran’ın önünü açıyor! Sünnî-Şiî çatışmasının fitili ateşlendi!

*Allah, mazlum Müslümanları şer şirret güçlerden ve şebekelerinden korusun!

On binlerce masumun kanı vardı ellerinde. Yeri cehennem olsun.

İşte böylece Allâh-u Te‘âlâ’nın bir kânunu dahî yerini bulmuştur ki; “Şüphesiz Allah bir zâlimden in-tikâmını diğer zâlimle alır”.

Kimse ABD’nin elinde müslüman kanı olduğunu inkar etmiyor. Dünyanın başına gelmiş en büyük bela ABD’dir. Ama bu, Süleymani’nin bir katil olduğu gerçeğini değiştirmez.. Şimdi soralım; hangisi mezhepçilik. Bu gerçeğe rağmen Süleymani’ye ağıt yakmak mı, katile katil diyebilmek mi?

ABD Dışişleri Bakanı Pompeo, Kasım Süleymani’nin ölümü üzerine Irak’taki kutlama gösterisini paylaşıyor. ABD, İslam dünyasındaki mezhepçilik belasını oya gibi işlediği için Ortadoğu’da tutunuyor. İslam dünyası, bu hastalıktan ötürü kana ve gözyaşına boğuluyor.

Kasım Süleymani ve El-Mühendis emperyalizme, Siyonizme ve onların maşası IŞİD, Nusra gibi terör örgütlerine karşı kahramanca savaştılar. Mazlum halkların mücadelesinde bayrak oldular. ABD yönetimi alçakça katletti. Yüreğimiz İran halkıyla beraber!

İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı General Kasım Süleymani ve Haşdi Şahabi Komutan Yardımcısı Mühendisi, Karadeniz’den Umman Denizi’ne uzanan insanlık cephesinin şehitleridir. Batı Asya topraklarının ve denizlerinin ABD ve İsrail teröründen arınması ve barışa kavuşması uğruna hayatlarını vermişlerdir. Onlar, hepimizin şehidi oldular.

İsimlerini vermediğim yukarıdaki paylaşımlardan bir kısmı doğru bir kısmı ise yanlış olup ideolojiktir. Ama “hırsızın hiç mi sucu yok” babından Amerika’ya laf eden pek olmadı. Sağcısı da öyle solcusu da! Bir paylaşımda ise mezhepçiliğin bizi getirdiği durum ve düşmanın Müslümanları mezhepçilik üzerinden bölmesi, zayıflatması ve parçalaması üzerine durmuştur. Tespit, el hak doğrudur. Üzerine durulması gereken konu da budur. İşimiz Süleymani meselesi değildir. Elbette İran bağımsız bir devlet olarak vatandaşının intikamını alacaktır, haklıdır da. Ancak Müslümanlara zarar vermeden bu işi yapmak zorundadır, yapacaksa eğer. Onun dışında Müslümanların birinci işi, şu mezhep sorununa Allah rızası için eğilmeleri meselesidir. Kılıçlarını kınına sokarak, masaya peşin hükümlerle oturmayarak, yumrukları sıkmadan. Aksi takdirde sarı öküzler tek tek avlanacak. Bana sıra gelmez, ben yırtarım demek aptallıktır. Zira dün en yavaş koşan ceylan avlanmıştır, yarın da bu günün yavaş koşan ceylan avlanacaktır!

Peki bu konuda Allah ne diyor?

“Hep birlikte Allah’ın ipine “Kur’an’a” sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz.” (Âli İmrân: 3/103)

“Dinlerini parça parça edip fırkalara, hiziplere bölünenler var ya, senin onlarla hiçbir alakan yoktur. Onların işi Allah’a kalmıştır. Allah onlara, yapıp ettiklerini haber verecektir.” (En’âm: 6/159)

“Dinde doğru olun (dini ayakta tutun) ve onda ayrılığa, tefrikaya düşmeyin.” (Şûrâ: 42/13)

“Kendilerine açık-seçik kanıtlar geldikten sonra, çekişmeye girip fırkalar halinde parçalananlar gibi olmayın. Böyle olanlar için çok büyük bir azap vardır.” (Âli İmrân: 3/105)

“Yüzleri ateşte çevrildiği gün, “Eyvah bize! Keşke Allah’a itaat etseydik Peygamber’e de itaat etseydik” derler. Ey Rabbimiz! “Biz reislerimize ve büyüklerimize uyduk da onlar bizi yoldan saptırdılar” derler.” (Ahzab: 33/ 66-67)

Konuyu fazla uzatmaya gerek yok. Ben demiyorum, Allah diyor! Allah’ın ayetlerini gale almayan, onları bilerek ya da bilmeyerek (bilmemek ayıptır, çünkü akıl vermiş) yanlış yorumlayanlar düşmanın maskarası olmaktan kurtulamayacaklar. Hem bu dünyada hem de öbür dünyada zelil olacaklardır.

Ne Olacak Müslümanların Hali?

Şiilik, sunilik, Alevilik

Yoktur İslam’da böyle bir ayrılık

Allah’ın yolu tektir

O da Kur’an ve sünnetidir.

Ayırdılar bizi gaflette iken

Uyanmadı Müslüman, hala uykuda!

Bölük pörçük ettiler bizi

Hepimiz geldik kafir oyununa!

Bedir, Uhut, Hendek…

Kime karşı ve niye yapıldı?

Hicreti Mübareğe reva gören kimlerdi?

Şimdi de yapılan aynı şey değil midir?

Neye çağırıyorsun insanları sen?

Allah’a, peygambere mi?

Yoksa; Ali’ye, Veli’ye, Şia’ya mı?

Ya da şeyhine, pirine, gavsına mı?

Tutturdular bir mehdi türküsü!

Biri der İsa gelecek gökten!

Bizimkisi de bekler Ali’yi!

Hepsi de unutur gelecek kıyameti!

Bak oğlum, Amerika tepende

Arkanda kıs kıs güler İsrail

Arkanı dönünce gösterir sana Sun-i İslamı

Hala peşindesin Şii, Vahhabi nizamın

Demedi mi sana yüce yaradan?

Sımsıkı sarılın benim ipime!

Ayrılıkta kayıp ve azap vardır

Bölünüp parçalanmayın şeytan oyunuyla

Din verdi, akıl verdi, petrol verdi

Zekat, fitre, sadaka verdi

Karşılığında cennet verdi, şan verdi

Taptın dünya malına, buldun belanı!

Bana Türk, sana Farisi, ona da Arap derler

Yaradan demedi mi “üstünlük takvada”

Ama düşman bunu kaşımayı pek sever

Irkınla binersin düşman kayığına!?

İsmet der ki geldik yolun sonuna!

Aynı tas aynı hamam bu dünya

Allah’tan istedik, ona buyurduk asırlarca

Düşünmedik ki kabahat bizim sırtımızda.

İsmet YALÇINKAYA

04/01/2020

"İsmet Yalçınkaya" diğer yazıları için tıklayın.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?




PressTR.com © Copyright Tüm Hakları Saklıdır

PressTR

tokat haberleri

tokat haber

tokat haber 60

tokat gazetesi

tokat gündem

tokat merkez haberleri

son dakika tokat haberleri

tokat haberi
tokat haberi oku