takip et takip et takip et
Köşe Yazıları

11 Ocak 2020 - 11:03:33 - 278 Okunma

Kanal İstanbul Polemiği

Bu olay “yaparım-yaptırmam” polemiği altında güme gidecek ve millet bu iki …dik yarışıyla ikiye bölünecek gibi.

Hırslı, acemi ve bir çömezin biri dün akşam bir kanalda “Kanal İstanbul”u yaptırmam diye gerine gerine ahkam kesiyordu.

Kanal İstanbul” ismini de kabullenmiyor, “kanal” deyin yeter diyor.

Her şey kendi istediği gibi gelişiyor, iyi paslar alıyorsa; neşesi, sevecenliği, saygısı, kucaklaması(!) son derece kaliteli bir başkan…

Eğer yanlış pas alırsa, başkasına pas atılırsa ya da karşısına iyi bir libero çıkınca her şey tersine dönüyor, asıl kişiliği ortaya çıkıyor.

Beceriksiz bir defansa karşı ve hatta tek başına çim sahada topu öyle güzel çeviriyor ki hayran kalırsın!

Hatta kalede kova Yaşar olunca golleri art arta sıralıyor. Sanki gösteri futbolu oynuyor.

Ancak karşısına “Dozer Cemil” çıktığında nal topluyor!

Dün akşam yalan yanlış bilgilerle, ses tonundaki yükseklikle, gizli bir saygısızlıkla programın yarısına kadar topu öyle bir çevirdi ki tribünlerden müthiş alkışlar aldı!

Karşı tarafı hipnozlayarak soruları çok kısa bir şekilde geçiştirdi, zamanı kafasındakileri anlatmaya har-cadı. Demirel siyaseti!

Zaman geçtikçe öyle şişiyor, öyle şişiyor ki göreceksiniz.

Çünkü taraftarını konsolide ediyor.

Hükümet karşıtı tüm yapı ve fraksiyonları kendi çatısı altında birleştirdiğini düşünerek, bir balon gibi şişiyor, soru soranları bir toz zerresi gibi görüyordu.

Ama cahil adam!

Kültürün, değer yargıların, duyguların bu topraktan değilse cahilsin kardeşim.

“Yalancının mumu yatsıya kadar yanar” atasözümüzü bilseydi, tribünlere değil kalplere hitap ederdi.

Bireysel değil, kolektif futbol oynardı.

Nitekim, balon doğru söyleyen biri tarafından çok geçmeden söndürüldü.

Acemi başkan “kanal depremi dedikler” dedi.

Uzman profesör, hayır tetiklemez dedi.

Bizim balon, bir anda patlak araba tekeri gibi “fooşşşş” diye hava kaçırdı ve bir anda söndü!

Daha sonra da araba jant üzerinde yürümek zorunda kaldı!

Allah kimsenin hırsını aklının önüne geçirmesin.

10 Ocak tarihinde İstanbul Kongre Merkezi’nde “Kanal İstanbul Çalıştayı” düzenleyeceklerini söyledi.

Teoride çok doğru bir faaliyet.

Ancak 15 gün önce, iki saatlik canlı yayında 15 madde ile “Kanal’ın zararlarını” bilimsel olduğunu iddia ettiği cümlelerle anlattı, bay başkan.

Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu!

Önce “kontrollü deney” yapıp “teori” ortaya koyuyor daha sonra da “problemi belirleme” ve “veriler toplama” yolunu seçiyor arkadaş.

Neye benziyor bu?

Kurt önceden kuzuyu yemeyi kafasına koymuş. Dereyi bulandırması hem yalan hem de bahane.

Nitekim o 15 madde, bir tür beyin yıkama ya da beyinleri iğfal etme hazırlığıdır.

Zira 15 gün sonra (10 ocak 2020) çalıştaya katılacaklara halk aşıklarında olduğu gibi bir tür “ayak verme” olayına benzemektedir.

Bunu da şöyle kamufle etmeye çalışacakmış:

Alanında iyi olan ve düşüncelerine ters fikirlere sahip olan ilim adamlarından katılmayacağı kesin olanları çağırmış bu zeki adam!

Onlar da katılamayacaklarını beyan ettiler.

Bu da, ileride “biz çağırdık ama gelmediler” deyip “zeytinyağı gibi su üzerine kalmayı” da planlamış.

Çalıştayda ne yapılacak?

“Kendin çal kendin oyna türküsü” eşliğinde halk(!) oyunları oynanacak.

Yine netekim, alanında yalan söylemesi mümkün olmayan profesör (ama kendisi profesörün bu halini bilmiyor) çalıştaya çağrılmış.

Sayın profesör, katılmayacağını söylemiş.

Bu profesör canlı yayına katılarak “ben böyle bir toplantıya katılmam. Bu konuda alanında yaklaşık on kişi uzmandır ve onlarla katılırım. Öyle bir ordu gibi tribünler önünde bilimsel tartışma olmaz. Gördüm ki hem alanında uzman olmayanlar hem de taraf olanlar çalıştaya çağrılınca katılmak istemedim” deyince bizimki(!):

“Hocamızı bağlamanız yanlıştır. Bence söyledikleri yüzde 30 anlaşıldı, yüzde 70 anlaşılmadı, telefon kalitesinden. Burada dört gazeteci arkadaşımız var. Ben herhangi bir konuğunuz değilim. 16 milyonluk bir kentin belediye başkanıyım. Ben depremi tetikler demedim. Söylediğim şey net. Açıklamam toplantı tutanaklarım burada var.” ” diyerek yan çizdi.

Bu ne matematik kafa, hayran kaldım!

%30 ve %70 olayını bir bilişte, şak diye ölçen kafa Einstain’den daha üstün kafa. IQ’su ölçülebilirliğin dışında.

Bu, yan çizmeden sonra o neşeli, kendine güveni tam, sevecen tavırlar gitti yerini asabi bir başkan aldı.

Arada kostüm değiştirmedi, anlık bir değişim gerçekleşti.

Oysa maçın ilk yarısında “cumhurbaşkanı beni çağısın, onu ikna eder ve bu projeden vazgeçiririm” di-yordu.

Ulan bir profesör seni bukalemun gibi renkten renge soktu, yılların siyasetçisini ikna etmekten bahsediyorsun!

Yine bir atasözümüzle cevaplayalım:

Kendisini ”dev” aynada gören kedi kendisini ”Aslan” sanırmış…

Bu tiplerin panzehir bulundu mu?

Evet bulundu.

Ne yapmak lazım?

Kendi mahallelerinden ama bilimsel bakış açısından taviz vermeyen, vatansever, yalan söylemeyen birilerini bulacaksın ve adamın düşüncelerini çürüteceksin.

Çünkü partilerindeki böyle adamları partiden attılar ve rahatlıkla yalanlarını bu milletin bir bölümüne yutturuyorlar.

Bu adamlar ancak böyle yerin dibine geçirilir.

16 milyonluk bir kent kime teslim edilmiş? Anladınız mı?

Dünyanın başkentini kim yönetmeye çalışıyor?

Aslında çok zeki ama akılsız olan bu adam İstanbul’u yönetemeyeceğini bildiği için güreşi başka arenalara taşıyıp kabiliyetsizliğini kamufle etmeye çalışıyor. Mesele bu.

Uzatmadan bir fıkra ile bitireyim!

Bekri Mustafa, yoksul bir mahallede “Küçük Ayasofya Camii”nin önünden geçmektedir…

O sırada musallada bir tabut vardır, fakat namazı kıldıracak imam ortalarda yoktur.

Cemaatin, beklemekten canı sıkılır ve başında kavuğu, sırtında cübbesiyle oradan geçen Bekri Mustafa’yı “hoca” zannederek namazı kıldırmasını söylerler.

“Yok, ben hoca değilim” dese de, dinlemezler ve zorla öne geçirirler.

Bekri Mustafa namazı kıldırdıktan sonra tabutun örtüsünü açar ve ölünün kulağına bir şeyler fısıldar.

Cemaat, ölüye ne söylediğini merak eder.

Bekri Mustafa gülerek cevaplar:

“Sen şimdi aramızdan ayrılıp ahrete gidiyorsun. Eğer orada, bu dünyanın ahvalini sana sorarlarsa, Bekri Mustafa Ayasofya’ya imam oldu dersin. Onlar durumu anlar…” dedim.

 

İsmet YALÇINKAYA

09.01.2020

"İsmet Yalçınkaya" diğer yazıları için tıklayın.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

PressTR.com © Copyright Tüm Hakları Saklıdır.

PressTR

tokat haberleri

tokat haber

tokat haber 60

tokat gazetesi

tokat gündem

tokat merkez haberleri

son dakika tokat haberleri

tokat haberi
tokat haberi oku