takip et takip et takip et
Köşe Yazıları

11 Şubat 2020 - 09:54:07 - 352 Okunma

KADİM ŞEHRİMİZİN KADİM İNSANLARI

Şehrimizin kimliğini oluşturan, yedi bin yıllık tarihiyle yüksek medeniyetin izlerini hâlâ içinde barındıran, yaşam tarzlarıyla, genel kültürüyle, tarihiyle, ananesiyle, organik tarımıyla, endemik bitki örtüsüyle, her biri birer tarihi eser olan binalarıyla, coğrafyasıyla, tertemiz akan ırmaklarıyla,  ovaları ve dağlarıyla, iklimi ve insanı mutedil olan bu memleketin ruhu hala yaşıyor.  Tüm bu güzellikleri özünde taşıyan ve davranışlarıyla mayalandıran, kadim insanımızın karakterini yansıtan öykülerine şahitlik edeceğiz bu yazı dizisinde. Ve geçmişle bağ kuracağımız geleceğimize yön vereceğimiz bir yolculuğa çıkacağız.

Tokat Gazetesi’nde 11.02.2020 tarihinde başlatacağımız yazı dizisinde “KADİM ŞEHRİMİZİN KADİM İNSANLARI”nı  daha yakından tanımak, insana dair  olan demlenmiş yaşam öykülerini  dinlemek ve tecrübelerinden faydalanmak için çıktığımız bu yolculukta değerli gazeteci Şule Şahin  hanımefendi ve grafiker Seda Batur hanımefendiyle birlikte ilk konuğumuzun öyküsünü dinlemek için yola çıktık. Her yönüyle duruşuyla, kültürüyle, bilgisiyle, seyyahlığı ile öğretmenliği, şair ve yazarlığı ile müzisyen yönüyle dolu dolu bir gün geçirmemize sebebiyet veren ve 2750 kitabıyla evinin  salonunu kütüphaneye çeviren, entelektüel kişiliği, dost ve babacan tavrıyla dünya insanı olan, çelebi misali üç kıtayı ve 18 ülkeyi gezen, elektrik mühendisi, eski TOŞAYAD Başkanı Remzi Zengin hocamı daha yakından  tanıyacağız. Şimdi bu söyleşiyi sizlerle paylaşmak istiyorum.

-Söyleşimize hoş geldiniz Remzi Hocam. Bize gönül kapılarınızı açtığınız için çok çok teşekkür ediyorum.

– SİZİ KISACA TANIYABİLİR MİYİZ?

-Öncelikle hoş geldiniz. Allah başarılı kılsın. Memleketimiz için çok güzel bir çalışmaya imza atıyorsunuz. Faydalı olmasını diliyorum.
İnsanoğlunun ömrü çok kısa. 68 yıllık hayat nasıl geçti anlayamadık.
Kimseye kalmamıştır, hanlar, hamamlar, saraylar,

                Baki değildir evladım, şanlar şöhretler, makamlar.

1952 yılında Tokat’ta dünyaya geldim. İlkokul, orta, lise öğrenimini Tokat’ta tamamladım. Üniversite sınavlarına hazırlandım, Ankara ODTÜ Fizik bölümünü kazandım fakat tercihimi Ankara Devlet Mimarlık Mühendislik Akademisi’nin elektrik bölümünden yana kullandım. 1975 yılında mezun olarak okulumu tamamladım. Ve TEK’te mühendis olarak göreve başladım. Ve zaman içinde TEDAŞ Tokat İl Müdürlüğü görevine kadar yükseldim.  35 yıl devlete hizmet ettikten sonra 2010 yılında emekli oldum. İki yıl Tokat Kent Konseyi Kültür Sanat Çalışma Gurubu Başkanlığı yaptım. Aynı zamanda İLESAM üyesiyim.  Tokat Şairler Ve Yazarlar Derneği (TOŞAYAD)’ın kurucu üyesiyim.  2010 yılından 2018 yılına kadar TOŞAY)’ın başkanlığını yaptım.  Yazdığım yazılar ve şiirler Kümbet Dergisi’nde ve Heerilife dergisinde yayınlandı. Ayrıca şiirlerim, Tokat Şairler ve Yazarlar Derneğince 3 cilt olarak yayınlanan “TOKAT’TAN MISRALAR” şiir antolojisinde ve Azerbaycan’da yayınlanan BUTA Türk Dünyası Şairleri Almanax’larının üçünde yer almaktadır.

-BİRAZ İŞ HAYATINIZDAN BAHSEDEBİLİR MİYİZ?

-Memleketimden, ilk kez okumak için ayrıldım. Ankara’da dört yıl kaldıktan sonra okulumdan mezun oldum. Büyük bir özlem ve hasretle memlekete 1975 yılında bir mühendis olarak geri döndüm. Bu arada askerliğimi yedek subay olarak Elazığ’da yaptım ve ilk kez bir bayramı memleketimden ve ailemden uzakta geçirdim. Çok üzülmüştüm, hiç unutamıyorum. Asker dönüşü tekrar TEK’te işe başladım. O zamanlar köylerde elektrik yoktu. Tokat’ın 680 köyünden  sadece 63 tanesinde elektrik vardı. 10 yıl içinde yaklaşık olarak  620 köyün elektriğini biz bağladık. Bu sayede gitmediğimiz köy kalmadı. Elektrik Mühendisi olarak girdiğim kurumda 35 yıl çalıştım. TEDAŞ Tokat İl Müdürlüğü’nden emekli oldum. İki yıl özel bir şirkette çalıştım. İki yıl Tokat GOP Üniversitesi Meslek Yüksek Okulunda öğretim görevliliği yaptım. Öğrenciler yetiştirdim. Öğretmenlik mesleğini de böylece tatmış oldum. İki sene GOP üniversitesi danışma kurulunda bulundum.

-BİZİMLE UNUTAMADIĞINIZ BİR ANINIZI PAYLAŞABİLİR MİSİNİZ?

-Çok etkilendiğim unutamadığım ilk aklıma gelen hatıra şöyle;
Niksar’ın Ayva Köyü’ne elektrik bağlamaya gittik. Akşama kadar çalıştık. İşimiz bitti. Toparlandık. Köylüler yemeğe kalın dediler.  Çok ısrar ettiler. Biz de zahmet vermeyelim diye gerek yok dedik, teşekkür ettik ve bir minibüs adam, işimiz bittikten sonra arabaya bindik. Şoför de bindi, arabayı çalıştırdı. Bir dakika sonra geri indi. Minibüsün etrafında bir tur attı ve ‘tekerin havasını indirmişler’ dedi. Biz de inmek zorunda kaldık, köylünün hazırlamış olduğu ikramlarından yedik.  Köylüler de çok sevindiler. Bizi göndermemek için böyle bir yöntem bulmuşlar. Yine Pazar’da bir köye elektrik verdik. İşimiz erken bitti, şehre geldik. Ve aç olduğumuz için bir lokantaya girdik. Arkamızdan köyün muhtarı da girdi. Bizimle aynı masaya oturdu. Yemeğimizi yedik,  Yediğimiz yemeğin parasını ödemek için köyden gelmiş ve bizi takip etmiş. Bu olayı da hiç unutmadım. Çok etkilendiğim bir anımdır. Misafirperverliklerini hiç unutamıyorum.

-Etkilenmemek elde değil Anadolu’nun bilge köylüsünün o ince ruhlu zekâsıyla karşılaşmak bizi de çok duygulandırdı. Saflığın, cömertliğin ve vefanın bir göstergesi olarak kendisine hizmet edene olan saygısını ve minnettarlığını bu şekilde gösteren adam gibi adamların diyarı. “Köylü yurdun efendisidir “sözünü davranışlarıyla yansıtan bilge köylüye selam olsun.

-YAŞAM FELSEFENİZ NEDİR?

-“İLHAM GELİRSE ŞİİR YAZARIM, PARA BULURSAM DÜNYAYI GEZERİM” felsefesiyle hayatıma yön veriyorum. Bu cümleyi slogan haline getirdim. Beni özetleyen bir cümle. Okumayı çok seviyorum. Kitaplarıma çok değer veriyorum. Okuyorum doluyorum ve taştığım zaman yazıyorum.

-“SEYYAH OLUP ŞU ÂLEMİ GEZERİM
BİR DOST BULAMADIM GÜN AKŞAM OLDU”
dizelerindeki gibi sizde bir dost bulabilmek için mi dünyayı geziyorsunuz? Nerelere gittiniz?
-Hemen aklıma. Peygamber efendimizin bir hadisi şerifi  geldi:  “Seyahat ediniz, sıhhat bulunuz” (Ahmet b. Hanbel, 3/280) diyor peygamberimiz. Ben de sıhhatimi gezmeye borçluyum. Yine yüce kitabımız Kur-anı Kerim’in 15 ayrı ayetinde gezmekten bahseder. Bunlara bir kaç tane örnek verecek olursak Ali İmran suresinin 137. Ayetinde şöyle der: “Muhakkak sizden evvel birçok vak´alar gelip geçmiştir. Artık yerde dolaşınız da bakınız ki, tekzîp edenlerin akıbetleri nasıl olmuştur?”. Yine Ankebut suresinin 20. ayeti “(Ey Resulüm) de ki: «Yerde yürüyünüz de bir bakınız ki, (Allah) yaratmaya nasıl başlamış?” (Ömer Nasuhi Bilmen Tefsiri). Gezmek görmek benim şükrümü arttırıyor. Binlerce kez hamd ediyorum Allah’a.

Dünyanın en alçak noktası Lut Gölü’nü görmeye gittiğimizde deniz seviyesinden 442 m aşağı indik ve elimizdeki pet şişelerin basınçtan büzüldüğünü gördük. Tekrar deniz seviyesine çıktığımızda pet şişe normale döndü. Zaten fazla kalmadık rehberimiz ‘buraları çabuk geçelim, negatif enerjiden etkilenmeyelim dedi. Güney  Afrika’da safariye katıldık. Uganda’da Nil Nehri’nde rafting yaptık. Güney Afrikada, Jonannesburg’da timsah ve pitonlarla kucaklaştık. Herkese öneriyorum. Kendilerine fırsat yaratsınlar, imkânlarını zorlasınlar ve gezsinler.

Üç kıtayı gezdim. Yurtiçinde gezmediğim üç, beş il kaldı. İnşallah oralara da gideceğim.18 ülkeye gittim:

Sri Lanka, Uganda, Güney Afrika, Maldiv Adaları, Dubai, Arnavutluk, Kıbrıs, Bosna – Hersek, Mısır, Suriye, Azerbaycan, Gürcistan, Nahcivan, Arabistan, İran, Bulgaristan, İspanya ve en son Kudüs’ü gezdim.

-KAÇ ÇEŞİT KOLEKSİYONUNUZ VAR. İLK OLARAK NE ZAMAN BİRİKTİRMEYE BAŞLADINIZ?

Evet, amatör bir ruhla, koleksiyoner bir yanım var, 50 yıldır biriktiriyorum. Beş çeşit koleksiyonum var diye biliriz. Para koleksiyonu, pul koleksiyonunu, kartpostal koleksiyonu, kibrit kutusu koleksiyonu, kitap koleksiyonu, gazete, dergi koleksiyonu da diyebiliriz. 1963 yılında kibrit koleksiyonuna başladım. Bugün bini aşkın kibrit kutum oldu. Bu konuda Türkiye’ de bir ilk olabilirim. Pul koleksiyonuna 1968 yılında başladım. Elimde birçok ülkenin pulu var. Flatelist (pul sevenler) ile mektup arkadaşlıklarım oldu. Mesela Filipinlerle mektuplaştık. Pullar hangi ülkeye aitse o ülke hakkında size bilgi verir, böylelikle kültürünüz artar. Eskiden böyle  sosyal medya, internet, telefon  yoktu. Mektuplaşma vardı. Ve pullar çok kıymetliydi. Kartpostal koleksiyonum toplamda 600’ün üzerinde. 250’si Tokat resimlerinden oluşuyor. Koleksiyonerliğin temelinde merak ve biriktirme  yatıyor. Her bir parçada hatıram var. Özellikle
kitaplarıma kıyamıyorum. 2750 kitabım var. Evimin salonunu kütüphaneye çevirdim. Yılda ortalama 50-60 kitap okuyorum.

 -ŞİİR KİTABINIZ NE ZAMAN ÇIKIYOR? KÜLTÜREL ANLAMDA YAPTIĞINIZ ÇALIŞMALARDAN BAHSEDEBİLİR MİSİNİZ? HOBİLERİNİZ VAR MI?

En kısa zamanda 70 şiirden oluşan kitabım okuyucusuyla buluşacak inşallah. Genellikle tema olarak memleket, vatan şiirleri yazıyorum.
TOŞAYAD olarak kültür sanat adına birçok program yaptık. TOŞAYAD VE İLESAM sayesinde yurt dışına şiir programlarına katıldık. Birçok programa imza attık. 2006’da 2 yıl Tokat Kent Konseyi Kültür Sanat Grubu Başkanlığını yürüttüm. Niksar Belediyesi’yle birlikte  8 yıl  Cahit Külebi “Memleketime Bakış” konulu Şiir Yarışmaları düzenledik. Zile Belediyesinin katkılarıyla 3 yıl Mustafa Necati Sepetçioğlu “Hikâye ve Roman” yarışmaları düzenledik.
Kümbet dergisi Kültür Turizm Bakanlığı tarafından desteklenen bir dergi. Bütün  illerdeki kütüphanelere gönderiyoruz. Bu çalışma devam etmeli. Bu çalışmalar  sayesinde birçok insanla tanıştık, yeni yerler gördük. Yeni kültürlerle iç içe olduk. Sanatın gücüyle birçok dostluğa imza attık.

Hobi olarak saz çalmasını öğrendim, kaval çalıyorum. Müzikle ilgim amatör seviyede ortaokul yıllarında başladı.

– ÇOCUKLUĞUNUZA DAİR HATIRLADIĞINIZ  OYUNLAR NELERDİR? TORUN İLE EVLAT ARASINDAKİ FARK NEDİR?
                Esnaf bir babanın, ev hanımı bir annenin üçüncü çocuğuyum. İki ablam var. Ben en küçükleriyim. Çocukluğum  çok güzel geçti. Yokluk çekmedik. Mutluyduk. Sokaklarda oyun oynayarak büyüdük. Çelik çomak, saklambaç, hırsız polis, bilye, topaç (lök) çevirme oyunları. Bütün bu oyunlar bizim arkadaşlarımız arasında sosyalleşmemizi sağladı. Şimdi çocuklar çok şanssız. Sokak nedir bilmiyorlar. Yalnız büyüyorlar. Bilgisayar oyunlarıyla oynuyorlar. Üzülüyorum.
Evliyim. Üç çocuğum, bir kızım, iki oğlum var. Üç tane torunum var. Torun baldan tatlı. Çocuklarım okudular. Kızım Ziraat mühendisi, oğlum Elektrik Elektronik mühendisi oldu. Diğer oğlum biyoloji bölümünü bitirdi. Çocuklarımın yetişmesinde annelerinin rolü çok büyük oldu. Emeği çok fazla. Eşime bu anlamda çok çok teşekkür ediyorum.
-KADİM ŞEHRİMİZİN KADİM BİR İNSANI OLARAK  HAYATI BİR KAÇ CÜMLEYLE ÖZETLERSEK NE DERSİNİZ?
                Hayat herkese farklı şeyler öğretir. Benim gençlere tavsiyem;  “Çalışanlar her zaman muvaffak olamazlar ama muvaffak olanlar her zaman çalışanların içinden çıkmıştır.” tavsiyesine uyarak başarılı olmak için çok çalışmalılar.  Zamanlarını çok iyi kullansınlar. Bir amaçları olsun gençlerin. Çok okumalılar. Her yönden bilgileri olsun  ama bir konuda ihtisaslaşmalarını öneriyorum. Tarihimizi iyi okusunlar. Türk klasik eserlerini mutlaka okumalarını tavsiye ediyorum. Geçmişimizi iyi öğrensinler, geleceği  iyi inşa edebilmeleri için.

Kul olarak Allah senden razı olursa, ‘iyi insandı’ dedirtebiliyorsan arkandan. Ne mutlu sana…

Kimseye kalmamıştır hanlar,  hamamlar  saraylar,

Sana da kalmaz evladım, şanlar şöhretler makamlar.

“Çok iyi bir kimse idi” diyorlar ise arkandan,

O zaman, öbür dünyada yapışmaz kimse yakandan.”

diyor bilge insan Remzi Zengin hocam.

Âlimler konağı, fazıllar yurdu, şairler yatağı olan memleketimiz Tokat’ın yetiştirdiği şair Remzi Zengin hocamla dolu dolu geçen söyleşimizin sonuna geldiğimizde üzerimize düşen payı ziyadesiyle alıyor ve kulaklarımıza küpe olan cümlelerin derinliğinde özü hatırlıyor, müziğin notalarında, kavalın sesiyle “dağlar seni delik delik delerim,  kalbur alır toprağını elerim” dizelerini  mırıldanarak, bam teline bastığımız saz eşliğinde “gönül gel seninle muhabbet edelim” türküsünün dizeleri dökülüyor dilimizden… Çalışmanın,  üretmenin, okumanın, sanatın insana kattığı değerlerle  olgunlaşmanın en somut örneğini dinlediğimiz öykümüzde, umarım sizlerde kendinizden bir şeyler bulacak ve unuttuğumuz, ötelediğimiz bir şeyler varsa yeniden hatırlamamızı sağlayacak. Hiçbir şey için geç kalmış sayılmayız. İçimizdeki güzelliği, cevheri keşfetme yolculuğunda herkese farkındalıklar diliyorum.

Zeynep Zengin hanımefendiye bizi evinde ağırladığı için çok teşekkür ederiz.

Teşekkürler, teşekkürler

Güzelliklerde buluşmak dileğiyle…

Dünya Köylüsü

Ayla Bağ

"Ayla Bağ" diğer yazıları için tıklayın.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?




PressTR.com © Copyright Tüm Hakları Saklıdır

PressTR

tokat haberleri

tokat haber

tokat haber 60

tokat gazetesi

tokat gündem

tokat merkez haberleri

son dakika tokat haberleri

tokat haberi
tokat haberi oku