takip et takip et takip et
Köşe Yazıları

29 Temmuz 2020 - 11:36:22 - 480 Okunma

İSTEYEN DEĞİL KATKI SUNAN KIZIM

        Değerli kızım,

        Şöyle bir ironik yazı okumuştum. “İnsan çocukken babam alsa da yesek der, büyüyünce de verse de yesek der, baba yaşlanır bu sefer ölse de yesek der.” Biraz da espri olsun diye söylenen bu söz çoğu zaman doğrudur.  Nesiller baba ve dedelerinin mirasını yer ama çoğu insan bunu bile bile yaşlanınca bile torunlarına mal biriktirmek için uğraşırlar da ihtiyacı olana vermek konusunda cimri mi cimri kesilirler. Hatta kendi sevmedikleri ama çocuklarının faydalanabilecekleri akrabalarını bile sürekli kötüleyerek, eleştirerek çocuklarının faydalanmasını engellerler. Neden? O kötüledikleri akrabalarının Mirastan yeterince onlara hakkını vermediklerini düşünürler. Rabbena hep bana hep bana mantığı ile dini ve milli değerleri istismar etmekten bile çekinmez. İnsanoğlu çoğunlukla egosu ve maddenin esiridir çünkü, farkına varamasa da.

         Değerli kızım,

         “Dervişin fikri neyse zikri odur” derler. Çok insan küçük yaşta Yüce Yaratanın en büyük nimeti olan aklını kullanamayıp da  “Neden çalışayım, annem var babam var, çalışmasam da biri bana bakar” zihniyeti ile veya aile baskısı ile eğitimini önemsemez, “okumak çok zor” der. Tabii insan gözünde ne büyütürse onu büyük görür. Önyargılar insana yön verir. Halbuki ilk başka hem kendi hem de çevrenin baskısı ile gözünde büyük gördüğü şey, işin üstüne azimle gidince aslında hiç de korkulacak kadar büyük ve zor olmadığı görülür. Bunu hayatımda çok ama çok yaşadım.  Lisede sınıfta kalırken, Üniversite okumak hayal zannederken bir şu an İki defa Üniversite bitirmenin, kitaplar yayınlamanın sevincini yaşadım. Bilinçsiz insan, Hep isteyendir, sıra vermeye, katkı sumaya gelince cimridir. Her şeyi karşısından ya da devletten o da olmazsa Yaratandan bekler. Ama  “Şükredin”, “sabredin “emrini görmemezlikten gelir. Engelli çocuklarının, akrabalarının eserlerini önemsemez de başkalarının eserlerini gereksiz yere göklere çıkarırlar. Niye çevresindeki başarılı insanı takdir etmek, desteklemek nefse,  egoya zor gelir de ondan. Ama sevdikleri akrabalarının veya tanımadıkları hiç yüzgöz olmadıkları insanların başarılarına alkış tutarlar.  

           Sevgili kızım,

            Aklıma fıkra gibi ama gerçek bir hikaye geldi anlatayım.

           Cimri adam denize düşmüş, arkadaşı  “ver elini demiş” de adam tutmamış. Yanındaki arkadaşı “ver elini demeyeceksin   ‘elimi vereyim,  tut diyeceksin’ “  deyince adam hemen tutmuş. Yani hep fedakarlık edeceksin vereceksin, yani sen hep feda edeceksin ama onlar hep kar edecek. Onları kurtarmak için bile uzat elini demeyeceksin “elimi vereyim” dediğin zaman elini tutarlar ama sonra kolunu da kurtaramazsın! O yüzden onlardan uzak duracaksın ki onlarda  kısa zamanda kar ettiklerini  zannettikçe uzun zamanda bir dostu kaybettiklerini görsünler.  

            Sevgili kızım,

             Bir insan bedensel engelli değilse her şeyi ailesinden bekliyorsa veya yan gelip yatıp sonra da Yaratandan istiyorsa “ bu bedensel olmasa da düşünsel engellidir” derim. Çalışmaya, okumaya gayret etmeye bir engeli yoksa insanın okuyarak öğrenmesi kolay. Ama okumayı da sevmek o kadar zor. Şeytan ilk ve önemli emir “oku” emrini seveni ,sever mi peki? Çünkü insan egosu çalışmayı sevmez.

          Sevgili kızım,

           Ailem çiftçi olmasına rağmen ben tarlada çalışmayı sevmezdim. Kimse de bizi kitap okumaya teşvik etmezdi. Ben bir gün kitap okumaya azmedince ve durmadan okuyunca başarılarda benimle gelmeye başladı. O zaman anladım ki, tarlada çalışmayı sevmiyorsak okuyarak lise Üniversite tamamlayarak, bir devlet ya da özel sektörde masa başı iş yaparak hayatımızı kazanabilirdik. Bunu da sabırla yapacaktık ve uzun vadeli işti. Sabredince bu da kolay oldu.

          Sevgili kızım,

          Kimse insanı başarısızlığa sürüklemiyor. Televizyonda boş, sadece tüketimi özendiren film ve diziler, boş konuşan güya aydın insanlar din adına, sağlık adına, ahkam kesiyorlar ama bunu da babalarının hayrına değil ya ünlerini pekiştirmek ya da para kazanmak için yapıyorlar. Bu da gençlerin kitap okumaktan ve gelişmelerine engel olmaktan başka işse yaramıyor. Bu yüzden insan okulda başarılı olmak ve sınav kazanmak için evde kendine plan ve program yaparak gayret ederse hem Üniversiteyi kazanır hem de hayatından mutlu olur. Ama bunu da aşk meşk romanları ile değil nasıl verimli çalışacağımızı anlatan kitaplar ve baba,  annelerin ağabeylerin tecrübelerini dinleyerek uygulayarak olur. “Sizin zamanınız başka bizimki başka” diyerek değil. Onların hayatından ders alarak onların yaptığı hatalardan ders alarak aynı hataları yapmamak için.  

         Sevgili kızım,

         Her anne ve baba çocuklarının güzel Üniversite kazanmasını, bunu başarı ile tamamlayarak güzel meslek sahibi olmasını ve mesleğinde başarılı insan olmaları için. Gençlere düşen de baba ve anneye her şeyde karşı çıkmak ve ters konuşmak davranışlarını terk etmek olmalı. Baba ve annenin yanlışı da söylenir ama sert olarak değil. Aynı yanlış anne ve babanın yanlış davranışlarını kızmasınlar diye tepki vermemek ile de yaşıyor insanlar. Baba ve anneye her şeyde muhalefet etmek de yanlış olduğuna inandığın davranışlarını kızmasınlar diye her zaman onaylamak da doğru bir davranış değil.

          Sevgili kızım,

           Yapılan bir araştırma gönüllü olarak iyilik kampanyalarına katılanların ve hep katkı sunanların evde oturan veya gönüllü yardım kampanyalarına katılmayanlara nazaran ruhen daha sağlıklı oldukları her zaman anlatılmaktadır. Bunu sen öğretmenlerine, komşu ve akrabalarına baktığın zaman rahatça göreceksin. Çoğu insan güya seni seviyormuş gibi görünerek  “ bizi ziyarete gelmiyorsun” diye suçlarken “ ben de bir gün çocuklarımı alarak size geleyim, sende çocuklarıma kitaplar hediye edersin onlarda okuyarak gelişir hem ben mutlu olurum, hem çocuğum okuyarak gelişir” diye düşünemezler. Çünkü evlerini dergah kendilerini evliya zannederler!

         Canım kızım,

         Okur musun okumaz mısın bilmem ama sana, dostlarıma ağabeyine mektuplar yazmak bana büyük mutluluk veriyor. Ben yazarak görevimi yapayım. “Kızım sana söylerim gelinim sen anla, damadım sana derim oğlum kulak ver” misali. “Söz uçar yazı kalır, zamanla okuyan ibret alır” misali biz yazalım görevimizi yapalım. Paylaşalım, artık gerisi bugün yaşayan ve gelecek nesillerin .Tüm ailemi ve sizleri sevgiyle kucaklıyorum.

"Turan Yalçın" diğer yazıları için tıklayın.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

PressTR.com © Copyright Tüm Hakları Saklıdır.

PressTR

tokat haberleri

tokat haber

tokat haber 60

tokat gazetesi

tokat gündem

tokat merkez haberleri

son dakika tokat haberleri

tokat haberi
tokat haberi oku