takip et takip et takip et
Köşe Yazıları

15 Temmuz 2020 - 12:08:49 - 354 Okunma

Hz. Ömer ve İlim Verdiği Önemle İlgili

“Kişi kendisinden ilim bakımından üstün olana haset etmeyi bırakmadıkça ve kendisinden alt derecede bulunanlara küçük gözle bakmayı terk etmedikçe alim olamaz. Böyle yaparsa işlediği amelden ecir kazanamaz.”

”Kavminizin reisleri olmadan önce ilim öğreniniz. Daha sonra kavminizin reisleri olursunuz da bu büyüklenmenize sebep olur ve neticede sizi ilim öğrenmekten alıkoyar.  Bu durumda cahil olarak kalırsınız.”

“İlim sana fayda vermezse kesinlikle sana zarar da vermeyecektir”.

“Binlerce ibadet ehli kişinin ölmesi, Allah’ın helal ve haramını bilen bir alimin ölmesinden ağır gelmez.”

Kur’an-ı ezberleyen ve ilmin membağları kimseler olunuz. Günlük olarak Allah’tan rızık talep ediniz. Rızkınızın çok olmaması size zarar vermez.

“İlim öğrenin ve onu insanlara öğretin. Vakar ve sakin olmayı da öğretin. Kendisinden ilim öğrendiğiniz ve kendisine ilim öğrettiğiniz kimseye karşı mütevazı olun. Üstünlük taslayan âlimlerden olmayın. İlminiz cehaleti kabul etmez.”

İslam’ı; âlimin yanlış yapması, münafığın Kur’an’la delil getirerek tartışması ve sapıtmış Müslüman idareciler yıkar.

***

Hz. Ömer’in Bir Cuma Hutbesinde;

“Ey insanlar, dünya malına fazlaca heves etmek bazen fakirlik getirir, ondan ümit kesmek de bazen zenginlik getirir. Sizler yiyemeyeceğiniz şeyleri biriktiriyorsunuz. Ulaşamayacağınız emeller peşindesiniz. Ahret işlerini de ertelemektesiniz. Resulullah (sav.) zamanında size vahiy geliyordu. Bize zahirini yansıtan içindekini gizlemiştir, kim alenen bir şeyi yaparsa biz de ona ancak zahire yansıyan durumuyla muamele ederiz. Bize karşı ahlakınızın en güzelini gösteriniz. Yemin olsun ki Allah (cc) gizlediklerinizi bilmektedir.

Bilin ki cimriliğin bir kısmı nifaka girer. Nefisleriniz için en hayırlısını infak edin. ‘kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerdir.’ Ey insanlar, gideceğiniz ahret yurdu için yerinizi iyi seçin, işlerinizi ıslah edin, Rabbiniz olan Allah’tan korkun! Kadınlarınıza ince Mısır kumaşı giydirmeyin, şayet ince değilse giydirebilirsiniz. Ey insanlar, sorumluluğum konusunda yeterli olmayı isterdim. Az da yaşasam çok da yaşasam aranızda hak ile hüküm vermiş olmayı dilerdim. Müslümanlardan beytülmalden hakkını almamış hiçbir kimsenin kalmamasını isterdim. Bu konuda nefsinin onu fitneye asla düşürmemesini isterdim. Allah’ın size rızık olarak verdiği malları iyi yerde kullanın. Az bir yumuşaklık çokça yapılan inatlaşmadan kat kat daha hayırlıdır. Öldürülmek iyilerin de kötülerin de başına gelebilecek bir durumdur. Şehit kendi nefsini hesaba çekendir.”

***

Hz. Ömer’in şura’ya bakışı şöyle idi: Bir sohbetinde “Şura’sız bir işte hayır” yoktur demiştir. Yine “Bir kişinin görüşü tek bir ip misalidir, iki kişinin görüşü yan yana konan iki ip misalidir. Üç kişinin görüşü ise, yan yana konan ve kopmak bilmeyen bir ip misalidir” demiştir. Bu konudaki sözlerinden biri de “Allah’tan korkan kimselerle istişare edin” şeklinde olmuştur. Hz. Ömer (ra) devleti “Şura” esasları çerçevesinde idare etmiştir. Müslümanların görüşlerine müracaat etmeden bir işte karar vermiyordu.

Bir hadisede etrafındakilere “peygamberimizden bu konuyla ilgili bir şey duyan var mı?” diye sorardı. Eğer bir kişi duyduğunu söylerse iki kişinin de ona şahitlik etmesini, aynı şeyi duyduğunu söylemesini isterdi. Eğer peygamberimizin konuyla ilgili bir görüşü olmamışsa istişare yapardı. Ömer (ra) kitap ve sünnette bulunmayan bir işten dolayı istişare heyetiyle istişare ederdi. O yaptığı her işte Allah rızasını gözetmede oldukça sıkı davranırdı. Önce Allah’ı sonra insanları razı etmeyi göz önünde bulundururdu.

“(Dünyalık olarak) size her ne verilmişse, bu dünya hayatının geçimliğidir. Allah’ın yanında bulunanlar ise daha hayırlı ve kalıcıdır. Bu mükâfat, inananlar ve Rablerine tevekkül edenler, büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınanlar, öfkelendikleri zaman bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namazı dosdoğru kılanlar; işleri, aralarında şûrâ (danışma) ile olanlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcayanlar, bir saldırıya uğradıkları zaman, aralarında yardımlaşanlar içindir.” (Şûrâ Suresi 38. Ayet)

Ayet-i Kerime Müslümanlar arasındaki “Şura” ile namazı birbirine yakın iki amel kabul etmiştir. Bu da göstermektedir ki “Şura”nın hükmü tıpkı namazın hükmü gibidir.

(Hz. Ömer’in Hayatı, Şahsiyeti ve Dönemi” kitabından. Yazar: Prof. Ali Muhammede Sallabi)

Derleyen: İsmet YALÇINKAYA

19.04.2020

"İsmet Yalçınkaya" diğer yazıları için tıklayın.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

PressTR.com © Copyright Tüm Hakları Saklıdır.

PressTR

tokat haberleri

tokat haber

tokat haber 60

tokat gazetesi

tokat gündem

tokat merkez haberleri

son dakika tokat haberleri

tokat haberi
tokat haberi oku