takip et takip et takip et
Köşe Yazıları

13 Temmuz 2020 - 10:04:40 - 470 Okunma

Hz. Ebubekir’in Vefatı Öncesi ve Hz. Ali’nin Onun Cenazesi Başında Söyledikleri

Bu gün de “Hz Ebubekir’in hayatı, Şahsiyeti ve Dönemi” kitabından sizin de severek okuyacağınız bir bölümü size olduğu gibi aktaracağım. Allah ondan ve Hz. Ali’den razı olsun.

Hz. Aişe Anlatıyor:

“Ebubekir vefat ettiği hastalığa yakalandığında yanına gittim. Son nefeslerini veriyordu. Şu şiiri söyledim:

Andolsun ki, toprak böyle bir gençten müstağni değildir…

Bir gün ölüm hırıltısı gelip de göğüs daralacak olursa.

Bana kızgın bir şekilde baktı ve:

‘Ey müminlerin annesi, öyle değil. Ancak Allah’ın şu sözü en doğrusudur:

‘Derken ölüm sarhoşluğu hak olarak gelmiş olacaktır. Kendisinden nefret edip kaçtığın şey işte budur.’ (Kaf, 19) dedi. Sonra da;

‘Ey Aişe, ailem içinde benim için senden daha sevimli biri yok. Sana bir bahçe vermiştim. Şimdi nefsim-de huzursuzluk hissediyorum. Onu miras malları arasına koy.’ dedi. Ben de ona:

‘Tamam, koyarım.’ dedim ve onu geri verdim. Ebubekir dedi ki:

‘Müslümanların işini yüklendiğimiz günden bu yana onların ne dinarını ne de dirhemini yedik. Sadece onların dövülmüş hububatını yedik ve kaba elbiselerini giydik. Şu Habeşli köleden, şu sulama devesinden ve şu eski püskü elbiseden başka onların feyinden ne azı ne de çoğu yanımızda yok. Öldüğümde onları alın Ömer’e götürün. Beni onların mesuliyetinden kurtarın.’ Ben de dediğini yaptım. Elçi Ömer’e gidince Ömer ağladı. Sonra da;

‘Allah Ebubekir’e merhamet etsin. Kendisinden sonra geleni şiddetli zora soktu. Allah Ebubekir’e mer-hamet etsin. Kendisinden sonra geleni şiddetli zora soktu.’ dedi.”

“Onun bu tatbikatı millet malına karşı verasını göstermektedir. Halbuki o, Müslümanların idare işini yüklendiğinden kendi ticaretinden ve kendi işinden uzaklaşmıştı. Hilafet işleri ile meşgul olduğundan karnını doyuracak  ve avretini örtecek kadar nafakayı beytülmalden almak zorundaydı. Öleceği zaman da elindeki mala bakılmasını ve ondan gelen malın geri iadesini emrediyordu. Bakıldığında eldeki malın düşük bir şey olduğu görülüyordu. Öyle de olsa huzur ve güven içinde Rabbe mülaki olmak için onun geri verilmesini emrediyordu. İşte bu takvanın eseriydi. Elleri boştu, ama imanı bütündü. Bunda akıl sahipleri için alınacak ibretler var.” (Eşheru Meşahir’i İslam 1/94)

Aişe’nin radıyallahu anh nakline göre:

Ebubekir ona: ‘Rasûlullah hangi gün vefat etti? diye sordu. O; ‘Pazartesi günü’ dedi. Ebubekir ‘Ümit ederim ki ben de bugünde ölürüm.’ dedi. Sonra da: ‘Onu ne ile kefenlediniz?’ diye sordu. Aişe ‘Onu Yemen işi, tek kat iplikten dokunmuş beyaz bezden üç parça içine kefenledik. Onlar arasında gömlek de yoktu.’ dedi. Ebubekir:

‘Bu elbiseme bak. Onda zağferan ya da kırmızı çamur lekesi var, onu yıka ve onun yanında iki parça kumaş daha ilave et.’ dedi. Ona: ‘Allah ihsan etmiş vermiş, seni yeni kumaşlarla kefenleyeceğiz.’ denildi de o: ‘Diri olan kişiler ona ölülerden daha muhtaçlar. Zira ölüler bozulup çürüyecekler.’ dedi.

Ebubekir kendisini hanımı Esma binti Ümeys’in yıkamasını ve Rasûlullah’ın yanı başına defnedilmesini vasiyet etti. Ebubekir bu dünyadan göçmeden evvel en son söylediği söz,

‘Beni Müslüman olarak öldür ve beni salihler zümresine kat.’ ayeti idi.

…Ali b. Ebi Talip acele geldi. O da ağlıyordu. “İnna lillahi ve inna ileyhi raciun”dedi ve Ebubekir (r.a)’ın başucunda durarak;

“Allah’ın rahmeti üzerine olsun ey Ebubekir. Resulullah (sav)’in can dostu, yol arkadaşı, yardımcısı, iti-mat ettiği dostu, sır arkadaşı ve müsteşarı idin. İnsanlardan ilk Müslüman olan, en samimi olan, yakini en şiddetli olan, Allah’tan en çok korkan, Allah azze ve cellenin dinine en çok bağlı olan, Resulüllah (sav)’i en iyi bilen, İslam’a en çok hizmet eden, dostluğunu en iyi ifa eden, menkıbesi en çok olan, birçok hayırda önde olan, derecesi en yüksek olan, harekât ve sekenatında Resulullah(sav)’e en çok benzeyen, makamı en yüksek olan sendin. İnsanlar Allah’ı yalanladığında onu sen tasdik ettin. O’nun gözü kulağı mesabesindeydin. Allahu Teala seni Kur’an’ı Kerimde Sıddık ismiyle isimlendirdi ve ‘gerçeği getirene ve onu doğrulayana gelince, işte takva sahipleri onlardır’ buyurdu. İnsanlar cimrilik gösterdiğinde sen cömertlik ettin. İnsanlar durup oturduğunda sen zorluklara karşı onula mücadele ettin. En sıkıntılı anlarında onunla birlikte oldun. Onun mağaradaki arkadaşı, ikinin ikincisi sendin. Üzerine sekinet indirilen de sendin. Hicrette onun yoldaşı idin. Ondan sonra Allah’ın dini ve İslam ümmeti üzerine Allah Resulünün halifesi oldun. İnsanlar dinden döndüğünde sen hilafeti en iyi şekilde ifa ettin. Peygamberlere halife olanlardan hiç biri görevini senin gibi ifa edemedi. Ashap gevşediğinde sen harekete geçtin. Onlar zayıfladığında sen güçlü oldun. Onlar gevşeklik gösterdiğinde Resulüllah(sav)’in getirdiği ilkelere sağlamca tuttun.

Resulullah (sav)’ın senin hakkında buyurduğu gibi bedenen zayıf, Allah’ın emrinde güçlü, kendi nefsinde mütevazi, Allah’ın katında aziz, insanlar nezdinde kadru kıymeti yüce biri idin. O insanlardan hiçbiri senin hakkında ne dedikodu, ne de birbirine kaş göz işareti yaptılar. Mahlûkattan hiçbiri senin katında hafife alınmadı. Zayıf senin yanında her daim güçlü oldu. İnsanlar arasında sana en yakın olanlar Allah azze ve celleye en çok itaat edenlerdi… Senin işin hak, doğruluk ve şefkatten ibaretti. Sözün hikmet içeriyordu, net-ti. Emrin hilm içeriyordu, kesindi. Din seninle ayakta durdu. İman seninle güçlendi ve Allah’ın emri zuhur etti. Allah’a and olsun ki sen bu işte çok büyük mesafeler kat ettin. Kendinden sonra gelecek olanı yordun. Bu sebeple çokça hayırlara nail oldun. İnna lillahi ve inna ileyhi raciun. Senin hükmüne ve idareciliğine razı olduk. Allah’a and olsun ki Resulüllah (sav)’den sonra bu ümmet senin gibisini görmeyecek. Sen dini aziz tutar, korurdun” dedi. (Tebsira, İbnu’l Cevzi 1/477-479)

Ebubekir (ra) üzerine örtü örtüldükten sonra Ali (ra) içeri girmiş ve;

“Allah’u Teala’nın sahifesini dürdüğü hiç kimse bu örtü altındaki kişiden daha sevgili olmamıştır” dedi. (Tarihu’z Zehebi 120)

Allah Ebubekir’e rahmet etsin. Bizi Firdevs cennetlerinde bir araya getirsin. (Nakiller Ali Muhammed Sallabi’nin kitabından yapıldı.)

İsmet YALÇINKAYA

08.04.2020

"İsmet Yalçınkaya" diğer yazıları için tıklayın.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

PressTR.com © Copyright Tüm Hakları Saklıdır.

PressTR

tokat haberleri

tokat haber

tokat haber 60

tokat gazetesi

tokat gündem

tokat merkez haberleri

son dakika tokat haberleri

tokat haberi
tokat haberi oku