takip et takip et takip et
Köşe Yazıları

8 Mayıs 2020 - 12:27:29 - 369 Okunma

HOŞ GELDİN BAHAR…

“Güneşin doğduğu yer” diye cümlelerin içine yüklenen söylemler, hitaplar, dünya görüşleri, inançlar ve milletler topluluğu ile ilgili yazılanlar o kadar çok ki hayata dair çok önemli bilgi ve belgelere ulaşıyorsunuz.

                Mutluluk mu gelir. Acı mı? Savaşlar oradan mı başlar. Oturduğumuz mekânların pencereleri hep doğuya mı açılır.

                Özellikle batı kültürü eksenli yazar ve düşünürler doğu kültürü ve akıntılarına sıcak bakmazlar. Kendilerini üst kültür içinde görenleri çoğunluktadır.

                Medeniyet, bilim ve teknoloji midir? Kültür, güçlü olmanın küresel tanımı olabilir mi? Onlarca soruyu çözmek için uğraşmak, maddi ve manevi harcama yapmak elbette mümkündür.

                Yaşadığımız günlerde süratle değişen dünyamızın tahlil yapılacak onlarca alanı var.

Bulutlar çözülüyor. Gökyüzü her yeni gün sabahında yeniden aydınlanıyor. Akşam geceye saldığımız güneş her sabah yeniden geliyor. Dünyaya ısı ve ışık veriyor.  Mevsimlere göre beklenilen tüm ihtiyaçları gideriyor.

Tabii bahar diğerlerine göre daha çok istek alıyor. Seviliyor. Yeniden doğuşun ve dirilişin sunumuyla sevinç ve umut dağıtıyor.

Havada turlayan ılık esinti, tenlerimizi kış konumundan çıkarıyor tatlı bir dokunuşla yüreklere hitap ediyor. Gönül harekete geçiyor, kuşların, ağaçların sebze ve meyvelerin, karıncaların velhasıl gördüğümüz ve görmediğimiz tüm canlıların yeryüzü hayatı yeniden başlıyor, şekilleniyor. Bir de görmediklerimiz ve bilmediklerimiz var. Hissediyor sanki varlıklarından haberdarız. İşte oradasınız, görüyorum diyemiyorsunuz.

Gün oluyor bir arıya takılıyorsunuz. Gün boyu onlarca çiçeğe uğruyor. Dünyanın en tatlı ve önemli yiyeceği balı insanoğluna sunmak için gün boyu mesai yapıyor. Karıncalar yaşam tarzları ile canlılara örnek oluyor. Kuşlar muhabbetin ve uçmanın tadı ve lezzetini veriyor.

                Akşamları balkon sefamızı süsleyen yıldızlar. Ay etrafında gönül birliği olan muhteşem parlayışların geceye baharı müjdeleyen sevda ateşinin merkezi. Yürek bayramı, bütün bedeni etki altına alan titreşim. Köze ve kora sessiz yolculuğun başladığı dakikalar. Dirilişin gündüz ile geceyi birleştirdiği anlar.

                Var olanların, görüntü ve dokunuşla hayallerden öteye uzun ince seslenişi. Dünya hayatımızda gerçekleşen ve gerçekleşmeyenlerin selamlaşması, el uzatışları, samanyolu akıntılarıyla birlikte nefesleniş ritmiyle vakte teslimiyet. 

Bahar, bizim bahar. Her kesin kendine özel yaşantılarının güzelliği. Elbette benim, sizin ve onun yaşadığı bahar farklı farklıdır. Coşmak, çağlamak, ağlamak şahsa özeldir.

Hayatın, doğanın gülümseyişi, tebessüm etmesi, nefsin şükürle beslenmesi, kalpteki birikimlerin vakte uyumu ve kanatlanmak üzere hazır hale gelişi… 

İşte, dünya hayatının azın azı dediğimiz bir damla ile ifade edebileceğimiz duygulardan bir demet yaptık.

Doğudan batıya mini bir yolculuk bizi bahara ulaştırdı. Atmış yıllık dünya hayatımızda gördüklerimiz, okuduklarımız ve birikimlerimiz doğu ve batı dünyasını bize öğretmiştir. Bu nedenle kimsenin kimseden üstünlüğü de yoktur. Son yaşadıklarımız da bilgilerimizin doğruluğunu öğretmiştir.

                Sonsuzluğun sahibine ulaşmak, dua ve şükür etmek velhasıl “ol” hükmünce pişmek ve ufka yolculuğun şuuruyla günü günlere eklemek.

                Usul usul, sessiz sessiz, nefes nefese seninleyim.

                Hoş geldin bahar…

Osman BAŞ

"Osman Baş" diğer yazıları için tıklayın.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

PressTR.com © Copyright Tüm Hakları Saklıdır.

PressTR

tokat haberleri

tokat haber

tokat haber 60

tokat gazetesi

tokat gündem

tokat merkez haberleri

son dakika tokat haberleri

tokat haberi
tokat haberi oku