takip et takip et takip et
Köşe Yazıları

15 Nisan 2020 - 11:11:25 - 686 Okunma

HÖLLÜK

Günümüzde nasıl zorluklarla yaşadığımızı düşünüyoruz değil mi? Elbette geçmişteki yaşanılan hayat hikâyelerini bilmeyenler için günümüz koşulları zor ve çetin gelebilir. Bundan yarım asır önceki insan manzaralarına baktığımızda görünen yaşam mücadelesi günümüzün beş katı zorluktaydı. İnsanlar o nünün koşullarında da mutlu, huzurlu yaşamayı biliyorlardı. O günlerde Anadolu kadının adı olmasa da, yaşamda derin ayak izleri vardı.
Kadının sevdası başlık parasının arasında saklı dururdu. Ailesinin seçeceği birey ile evlenir, yurt yuva kurabilirdi. ‘ Bazı aydın okumuş, görmüş ailelerin dışındakiler hariç’. Kadına “itaat et kurtul” felsefesi düşmekteydi. Kadına düşen, ya itaat edecek, ya da asi olup kaçacak. Son çare güzelim canına noktayı koyacak. Günümüz kadınları eski yaşama göre oldukça şanslılar.
Kadın evinin işlerini yapan, tarlada, bağda, bahçede erkeğinin yanında, çocuklarını koruyup kollayan, evinin yemek, temizlik işlerini yapan. Birde çocuk doğuran… Bebek doğunca ilk haftadan itibaren tahta beşikte, höllükle sarılı bezde uyutulurdu. Kadının işi çok olduğundan beslenme saatinin ve günde birkaç defa altını değiştirmenin dışında yanına uğramazdı. Evde küçük çocuk varsa ağlayan bebeği sallama görevi onundu.
Anadolu’da yaşamış bugün yaşı elle ve üzeri insanların çoğu höllükle belenerek büyümüşlerdir. Höllük toprağı özeldir. Höllük “ Anadolu’nun kimi yerlerinde, kundak çocuklarının altına kundak içi bezi yerine konulan, kara elenmiş ince toprak. ” Bazı bölgelerde turuncu renkte olan höllük bazen siyahtır. Killi olan toprak, o zamanlar höllük satan insanlar vardı. İş yapamayan, paraya ihtiyacı olan yaşlı kadın ve ihtiyatlar höllük satarak haclıklarını çıkartırlardı. Höllük çıkartılan ocaktan kazma ile toprağı eşer, kalburdan geçirerek, bulgur tanesi büyüklüğündeki höllükler bir çuvala konularak eve getirilir. Güneşin bol olduğu alana serilerek kurutulur. Evin serin, havadar bir yerine istiflenir. İhtiyaç karşılığı ailelere para karşılığı verilirdi. Bazı yörelerde höllük yerine ince kumu ısıtarak höllük yerine bebeklerinin altına konulurdu.
Bir çuval höllük çocuğun bir bucuk iki yaşına kadar yeterdi. Anne alt bezini mumlayarak sıvının ve ısının dışarı çıkması önlenirdi. İkinci bir bezin üzerine ısıtılmış höllüğü serer eliyle karıştırırdı. Höllük bebeğin vücudunu yakmayacak şekilde üzerine yatırılır. Bebeğin bacaklarının altına, göbekten aşağı höllük konulur, güzelce sarılırdı. Üst beziyle de kolları sarılır, kafasına şapkası giydirilirdi. Ağaçtan bezenerek yapılmış takta beşiğe konur sallandırılırdı. Anne bebeğini uyutmak için sevgisini, duygusunu, acısını bebeğine sesli türkü şeklinde anlatırdı. Bebek konuşamasa da annesinin duygularını içten içe algılardı. Sevincine, üzüntüsüne ortak olurdu.
Bebeğin altı değişeceği zaman anne, ıslanmış kısmı ile büyük çişini alır atardı. Geri kalan höllüğe bir miktar höllük katarak tekrar güzelce ısıtırdı. Höllük ziyan olmaz, tekrar bebeğin altına konur kullanırdı. Anadolulun soğuk bölgelerinde bebek sıcak höllük sayesinde üşümez sıcacık yatardı. Doğu Anadolu’da yaşanlar mutlaka höllük kullanarak bebeklerinin sıcak yatmasını sağlarlardı.Höllükte yatan bebenin pişiği, mantarı, gazı olmazdı. Toprak bebekteki enerjiyi alarak sağlıklı büyümesine sebep olurdu. Bazı bilim adamları yanlış kullanılan höllük toprağının bebeklerin sağlığını bozduğunu iddia edenlerde var.
Höllük, maniler, şiirler, edebiyatımız ve türkülerimizde yerini almıştır. “ Eledim eledim höllük eledim. Aynalı beşikte yavrum bebek beledim. Büyüttüm besledim asker eyledim. Gitti de gelmedi buna ne çare.” Yoklukta aynalı beşikte bebeğini büyütüp değer verdiğini, askere gönderdiğini ve şehit olup gelen oğluna yakılan ağıtın ezgileri gelir kulağımıza. Ana için evlat nedir diye bir anaya sorulduğunda ‘ evlat yaşamdır, nefestir, ekmektir, bayraktır, candır’ der. Evladı olmayan yüce dağ başında meyvesiz ağaçtır.
İstedim ki günümüzde adı unutulmuş, geçmişte her birimizde derin izler bırakmış höllüğü hatırlayalım. Geçmişini hatırlamayanın geleceği olmaz. Bizleri büyütüp besleyenler buğun değerleri unutuluyor. Yarın bizlerde aynı çizgiye geldiğimizde bir sonrakilerine kızmaya hakkımız olmaz. “ Ne ekersen onu biçersin ”. Yaşlılarımız, büyüklerimiz bu gün bizlerin misafirleridir. Gittikten sonra üzülmek boşuna… Toprağın nimetlerinden olan höllük adını hatırlayın istedim.
Süleyman Erkan 08-04-2020 Çarşamba Hasköy- Beyoğlu- İstanbul.

"Süleyman Erkan" diğer yazıları için tıklayın.

Yorumlar (1 Yorum)

  • Ertuğrul YAMAN

    Süleyman Bey, höllük neslinden birisi olarak tebrik ve teşekkürlerimi sunuyorum. Elinize ve emeğinize sağlık. Yazı çok güzel olmuş… Ben de iki küçük katkı yapmak istedim. Biz höllük nesli çok şanslı idik. Çünkü, höllük toprak olduğu için insanın yaratılış hammaddesi olarak çok daha doğal idi. Şimdiki nesil ne yazık ki sentetik naylonla büyüyor. İkincisi ise, höllük kelimesi Türkçenin en eski ve özgün kelimelerinden birisidir. Eski Türkçede “öl” yaşlık, ıslaklık demektir. Yani, ıslaklık toprağı. Baştaki H sesi sonradan türemiştir. Günümüz Türkistan lehçelerinde bu kelime “öl=ıslak” şeklinde hâlen yaşamaktadır. Selam, saygı ve muhabbetle… Prof.Dr.Ertuğrul YAMAN

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

PressTR.com © Copyright Tüm Hakları Saklıdır.

PressTR

tokat haberleri

tokat haber

tokat haber 60

tokat gazetesi

tokat gündem

tokat merkez haberleri

son dakika tokat haberleri

tokat haberi
tokat haberi oku