takip et takip et takip et
Köşe Yazıları

22 Kasım 2019 - 15:06:36 - 162 Okunma

GÜZ GÜLLERİ

BİR YIL ÖNCE BUNLARI YAZMIŞIM… Bir Kelime Değiştirdim… Dün Almus İmam Hatip Ortaokulunda öğretmenlerle yaptığım sohbetten sonra benzer duyguları yeniden yaşadım…

 

GÜZ GÜLLERİ

Geçti baharımız, geçti yaz, düştü gönle ayaz,

Saçlar çoktan oldu hepsi beyaz ötesi beyaz

Dost gönlünde kalsak da bazen bi-haberdir gönül

Sen kabrimdeki taşa ”Garip geldi, garip gitti!” yaz…

 

Geçtiğimiz hafta bilmediğim bir rüyanın eşiğinde ansızın uyandım. Yüreğim yanıyor sandım. Apar topar üstümü başımı giydim; indim aşağıya, bindim arabaya, bastım gaza, dokundum yüreğimdeki saza, yollara düştüm. Sabah alaca karanlıkta kuşların bile uyanmadığı gecenin sabaha koşan vaktinde pırıl pırıl yıldızlarla dolu bir semanın altında kıvrılan, kıvrıldıkça içimi burkan yolların büyüsüne kapılarak bir kuş yüreği gibi çırpınan yüreğimin sesine uyarak güz güllerinin ruhumu uzun yıllardır okşadığı bir koya yaklaştım. Arkamda çam ve pelit ağaçlarının semaya uzanan büyülü kolları, mest etmek için beni sararken; önümde, ta Asmalı dağa kadar uzayıp giden Almus baraj gölünün sularındaki seslere kulak kabarttım. Gölün üzerinde “Şırak! Şrak” ederek sabahın ışıklarını selamlamak isteyen balıkların raksı, ormanın derinliklerinden gelen puhu, köroo ve adını bilmediğim garip bir melodiyi fısıldayan kuşların sesi, beni sonsuzluk diyarında çıkmış bir seyyah gibi hissettirdi.

Mevsim güz… Yüreğim öksüz… Farkında olmadığım bir acının içinde kıvranan yüreğim, yetim çocukları gibi ağlıyor. Çoğuna göre bu mevsim, hüznün ve umutsuzluğun mevsimi… Ben karar veremedim. Her ne kadar duygularımın bin biri de hüznü çağıyor olsa da, gönül dünyam bu hüzün yüklü dış dünyanın derinliklerinde uhrevi pırıltılar seziyor. Yalnızlık gibi, sessizlik gibi…

Yalnızlığın ve sessizliğin içinde kendini gizleyen Sırlar Sırrı gibi…

Bu Sırlar Sırrı: Her şekilde, her varlıkta, her nesnede, her nefeste mevcudiyetini hissettiren İlahi cezbenin naif duygulardan bir parçadır…

Bu duyguyla, gecenin rutubetiyle hâlâ yeşilliğini koruyan soğuk çimenlerin üzerine ateş gibi yanan alnımı korken içim içime sığmıyordu… Orada ve o anda, gözyaşlarımı tutamayarak içimdeki derinliğin çığlığını dudaklarımdan sessizce nüksettirdim.

Ey Yüceler Yücesi!…

Yarattığın her varlıkta nakış nakış sırrını bahşeden Yüce Allah’ım!

Senden başka sığınacak, Senden başka, yardım isteyecek kimsemiz yok!

Sen varlığının Hakkı için Âlem-i İslam’ın üzerindeki acıları dindir…

Sen haddini bilmeyenlere, haddini bildir!…

Sen dünyanın dört bir yanında, aç biilaç hayatlarını sürdüren kardeşlerimize yardım et!…

Biliyorum Müslümanlar büyük imtihan içinde… Bu imtihanda onların başarılı olmaları için gönüllerine ilham ver!…

Şu ormanın içinde adını her sabah zikreden kuşların rızkını veren Allah’ım, şu güzel gölde dünyamızı aydınlatan güneşi karşılamak için çırpınan balıkları koruyup kollayan, suyun zerresindeki atomların bile Seni zikrederken başlarını döndüren Güzeller Güzeli, Güzel Rabbim!…

Sen, Sana yönelen gönülleri boş çevirmezsin, Senin adaletin şaşmaz adalettir. Sen asla acele etmezsin!…

Rabbim ülkemin üstündeki karanlık bulutları, geceleri kovan güneşin aydınlığı gibi kov!… “Amin!… Amin!… Sen her şeye Kadirsin Rabb’ül-Âlemin!…”

Başımı kaldırdım. Etrafım, güneşin altın rengiyle boyanmış yapraklarla bezenmişti. Her biri bir güz gülü gibiydi. Ne zaman rüzgâr esti, ne zaman yanıma, yöreme düştü? Anlayamadım. Sanki her bir güz yaprağı, bana sunulmuş İlahi bir muştu gibiydi. Bir an düşündüm. Kâinatı yaratan Allah (cc) bizi her an eğitime tabii tutuyor.

Gerçek Muallim Yüce Yaratıcımız bizse öğrenen yani talebe… Son nefesimize kadar da öğrenmeye devam edeceğiz… Ve öğrendiklerimizi, çocuklarımıza öğretmeye, anlatmaya gayret edeceğiz… Bunca kitabın yazılmasının asıl sebebi bu değil de nedir?

Hazan mevsimi, hüzün mevsimiymiş? Güldüm.

O an, gözümün önüne yayılan eşsiz manzarayı gördüm.

 

Geçtiğimiz hafta Mevlid Kandiliydi. Müminlerin en güzel günlerinden biriydi. Gül yüzlü Rasulullah’ın dünyaya teşriflerinin yıl dönümü…

Bugün Cuma, yine güzel bir gün Müslümanların Bayramı…

Pazar günü “Öğretmenler Günü”… O da bir başka bayram…

Her gününüz bayram ola, her gününüz güz gülleriyle dola…

"Mehmet Emin Ulu" diğer yazıları için tıklayın.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

PressTR.com © Copyright Tüm Hakları Saklıdır

PressTR

tokat haberleri

tokat haber

tokat haber 60

tokat gazetesi

tokat gündem

tokat merkez haberleri

son dakika tokat haberleri

tokat haberi
tokat haberi oku