takip et takip et takip et
Köşe Yazıları

31 Aralık 2019 - 10:36:47 - 559 Okunma

GURBETİ TRENİ, 1970 1980’li YILLARI

Muhannet çetindi,  muhannetin derin izlerini ustura yarası gibi kılçıklı arpa tarlasına dönmüş sakallı yüzlerinde taşıyorlardı. Namerde muhtaç olmadan yarı aç, yarı tok yaşayıp giderlerdi.

Daha çocuk denecek yaşlarda, kutnu kumaşlarla köpünmüş yorganı, toprak ve ahır kokan döşeği, kınalı keklik boynu gibi işlemeli yastıkları bir kilime sarıp gurbetin yollarını tutarlardı memleketimizin o zamanki çocukları. Gurbette gençliğe ulaşır, oralarda olgunlaşıp yaşlanırlardı.

Kimisi İstanbul’a, Ankara’ya, kimisi de, Bursa ya, İzmir’e,  Adapazarı’na giderlerdi. Genelde inşaatlarda kalıpçılık, sıvacılık, fayans, karo ve amelelik gibi işlerde, bazıları da fabrikalarda çalışırdı.

Geride bıraktıkları çoluk çocuklarını aylarca görmeden uğraşır didinir, yatar kalkar terlerini akıtarak çalışır, kapitalist düzenden nasiplerine düşeni alarak dönerlerdi memleketlerine. Hüzünlerini ve hasretliklerini, gözyaşı dolu bir mektupla memlekete gönderirlerdi.

Dönüp memleketlerine geldikleri zaman, gördükleri ve yaşadıkları onlar için hikâyelere dönüşür, ağızdan ağza, dilden dile, evden eve dolaşırdı. Herkesin bir öyküsü mutlaka olurdu, abartarak bire bin katarak efsaneleştirilerek anlatırlardı. Hanya ile Gonya onlar için hiçte önemli değildi, onların gördüğü ve tanık olduğu olaylar önemliydi, gerisi boştu…

Mesleği, usta çırak ilişkisiyle öğrenirlerdi. Biraz eli kazma kürek tutan çocuk hemen çalışmaya gider, gurbette olgunlaşır, böylece hayatın kurallarını yaşayarak öğrenirdi.

Gurbete gidenlerin burnunda memleketleri üzerlik otu gibi, çocukken analarımız bizi çimdirirken suya attığı yavşan otu gibi,  dağların taşların arasındaki anıh gibi, pınarın ayağındaki narpız gibi, burcu burcu kokardı.

Çünkü bu topraklarda doğmuşlardı, bu toprağın kokusu onlar için analarının memesiydi, sevdaydı. Tomusun sıcağında bir avuç soğuk suydu.  Arpa tarlasında koyun yoğurdundan bir tas çalkamaydı. Yufka ekmeğin içinde tereyağı ile çökelik dürümüydü. On tane İstanbul, Ankara, verselerdi yine de değişmezlerdi memleketlerini. Memleketleri onlar için kutsal yerdi, taşı toprağı altındı, nereye gitseler buraya değişmezlerdi, bambaşka bir yerdi…

**

Ve yıllar geçti,

Zamanla gurbet;

Yurt oldu, Vatan oldu…

Arkandan bekleyenlerin de unuttu seni,sende de bir küskünlük bir kırgınlık oluştu, tabi karşılıklı iletişimsizliklerin arasına zaman da girince soğuma ve kırılmalar iyice çoğaldı.

Belki unuttun, belki unutuldun, yabancılığa düştün ama bir gerçek var, baba, ana, ata, ecdat sevgisi gibi kutsal değerler nereye gidersen git, ne kadar uzaklaşırsan uzaklaş hep aklında, aklında memlekette kaldı.

İlk sevgi pınarın, anaya babaya ciğer oluşun, kardeşin bacının gözdesi olduğun yerdi orası.

Yalın ayak, yırtık gömlek, yamalı pantolon, sıradan sofra, doğallık, samimiyet ve sınırsız özgürlükler orada kaldı.

Şartların gereği ve yaşam hakkın için gittiğin, el içi dediğin gurbet diyarları yurdun vatanın oldu…

Doğup büyüdüğün yerin özlemi ile uzun süre gurbette yaşadın…

Berrak sularını içtiğin pınarları, yorulunca uzandığın koyakları, unutamadığın yoğurtmacı, çökeleği, çalkamayı, koyun yoğurdunu, ilk arkadaşlarını, ilk göz ağrılarının bulunduğu, baba ocağın sıla gözünde tüter oldu.

İnsanlar hatıralarından uzaklaşamaz, Hatıralarınızı yad etmek, Çoluğunuzla çocuğunuza size farklı duygular tattırmak için, yılda en az  bir defa memlekete gitmek gerek..

Saygılarımla ….

"İhsan Genç" diğer yazıları için tıklayın.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

PressTR.com © Copyright Tüm Hakları Saklıdır

PressTR

tokat haberleri

tokat haber

tokat haber 60

tokat gazetesi

tokat gündem

tokat merkez haberleri

son dakika tokat haberleri

tokat haberi
tokat haberi oku