takip et takip et takip et
Köşe Yazıları

4 Kasım 2019 - 10:08:02 - 135 Okunma

GÖÇEBE ÇALIŞANLAR

Çapar İsmail oğluna seslendi:

Ercan, gazları tavukları içeri al. Kanatlı kapıyı arkadan kilitle. Çayıra göçerler gelmiş, hepsini çalarlar. Ambar evinin kapısı da kilitli değilse kilitle tamam mı?

Ercan babasının dediklerini yaptı.

Göçerlerin ne olduğunu bilmiyordu. Korkulacak bir şey olmasa babası kapıları kilitlemek için o kadar çaba göstermezdi. Bu yaptıklarının kendince güvenli bir şey olduğunu düşündü.  Yatağına girdi.  Gözüne uyku girmeden, içine korku girdi.

Sabah sofrasında baba çocuklarına şunları anlattı:  “ Önceden göçerler tehlikeliydi. Şimdi çok değiştiler. Gittikleri yerlerde her şeyleri çalarlardı.  Hatta boş evlere girer hırsızlık yaparlardı. Artık bu kötü alışkanlıklarını bıraktılar.

Çadırlarına uğradım. Boş kimseyi görmedim. Hepsi çalışıyorlar.

Elek, hal bur, büyük gözer, ince elek, tel elek yapıyorlar. Bu işlerden başka, içlerinde dişçi, berber, sünnetçiler var.

Hele diş yapanlar hem normal, hem altın diş yapıyor.

Cıbır Ali,  oğlunu sünnet ettirecek göçer sünnetçiye. Ercan’ın yüzü kırmızılaştı.  Gözlerindeki korku, babasının gözleriyle buluştu. Telaşını bir anda herkes anladı. Ercan’ım sen bunlardan korkma. Ben seni göçere sünnet ettirmem.

Çadırdaki kalabalık nüfus, kuşluk zamanı köyün içine dağıldı. Yakındaki başka köylere de gidenler oldu.

Her sokakta canlılık vardı. Elek, halbur satanların pazarlık yapması, Fal bakanların kelimeleri uzatarak karşısındakinin yüzüne üflemesi… Meraklı çocukların onların yanına toplanmasıyla köy canlandı.

İkindi geçmişti. Güneş batmak üzereydi.  Kadınların her biri omzunda buğday çuvallarıyla okula gittiler. Okuldan boş çuvallarla döndüler. O köyden topladıkları buğdayları öğretmene satmışlardı.

Gün boyu olanları gözlemleyen Çapar İsmail yanındakilere anlatmaya başladı:

“ Komşular bizim öğretmen işini biliyor.  Göçerlerin topladığı buğdayı hep aldı. Hem de çok ucuz fiyatla aldı.  Onu orta halburdan eliyormuş.  Alta geçeni (ufak taneleri)  tavuklara yediriyor, üstte kalan irisini de yıkayıp öğütüyormuş Kışlık unu her yıl böyle yaparmış öğretmen. Hem kendisi ucuz ekmek yiyor, hem tavuklarına ucuz yem yediriyor.  Valla hocayı takdir ettim.”

Onları dinleyen Hacı  Memüş,  “ Allah işini bilene daha çok verir İsmail.”

O günden sonra her yıl köylerine gelen bu göçebe insanların korkulacak kimseler olmadığını anladılar.

"Osman Kablan" diğer yazıları için tıklayın.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?




PressTR.com © Copyright Tüm Hakları Saklıdır

PressTR

tokat haberleri

tokat haber

tokat haber 60

tokat gazetesi

tokat gündem

tokat merkez haberleri

son dakika tokat haberleri

tokat haberi
tokat haberi oku