takip et takip et takip et
Köşe Yazıları

26 Kasım 2019 - 09:20:53 - 617 Okunma

GÖÇ VE MÜBADELE

İzmir Buca’da eşimle birlikte Kasaplar meydanının yanındaki otoparktan geçmekteyiz. Yola doğru girmiş iki katlı eski bir evin önündeki tek kişilik kaldırımdan geçerken “neden bu evi geri çekmezler” diye içimden geçirdim. Evin giriş kapısında “Göç ve Mübadele Anı Evi” yazısını gördüm. Kapıda duran güvenlik görevlisine selam verip,”gezebilir miyiz beyefendi?” Dedim. Güvenlik “Buyurun gezebilirsiniz” dedi.

Küçük bir bahçeden, iki basamaklı eski bir kapıdan daracık koridora döşenmiş tahtaların üzerinden giderken ağaçların gıcırtısını duyarsınız? Koridorlara, odalara resimlerle tarih kokan eşyalarla süslenmişti. Bunlar mübadeleden gelen insanların eski eşyalarıydı. Mübadelede kullandıkları bez koliler, tahta valizler, çeyiz sandığı, giyim ve kuşamlar, kaşıklar, tabaklar erkek ve bayanlara ait birçok eşya. Geçmişi durduran resimler, yazılar bugünkü canlılığını hala gezenlere yaşatıyordu. Girit adasından getirilen yaklaşık yüz yıllık ayna bakanlara acı gerçeği tüm çıplaklığıyla insanların yüzüne vuruyordu. Mübadil bir ailenin çocuğunun izci elbisesinin içinde ne hayalleri duruyordu kim bilir? 1900’lü yıllara ait Girit işi erkek gömleği, Balkan coğrafyasına ait nişan kıyafeti, farklı yörelere özgü el işi dokumalar. Girit’ten gelirken hatıra olarak evin duvarından sökülüp getirilen kırık tuğla, memleket hasretini anlatan bir mektup gibiydi. Tuğla üzerinde ( 1901 altında A-Z)yazmaktaydı.

Mübadele, karşılıklı değiş-tokuş demektir. Türkiye ve Yunanistan arasında 30 Ocak 1923 yılında imzalanan bir sözleşmeyle Türk Devletine tabi Ortodoks Rumlar ile Yunan Devletine tabi Müslüman Türklerin karşılıklı olarak değişimini ifade etmektedir. Türkiye ve Yunanistan arasında Lozan’da imzalanan (Yunan ve Türk haklarının mübadelesine ilişkin sözleşme ve protokol) On Dokuz maddeden oluşmaktadır. Nüfus değişiminden sadece İstanbul’da yaşayan Rumlar ile Batı Trakya’da yaşayan Türkler muaf tutulmuştur. Anlaşma öncesinde gelen ve gidenlerle birlikte yaklaşık 1.200.000 Ortodoks / Rum Yunanistan’a, 500.000 ‘e yakın Türk/ Müslüman da Türkiye’ye göç etmek zorunda kalmıştır.” (Kaynak göç ve mübadele anı Evi Buca-İzmir broşüründen alındı.)

Anı evinin bahçesindeki çeşme üzerinde 1904 yazısı bulunmaktadır. Bu tarih binanın inşa tarihini gösterir. Aynı taş üzerinde (G ve r) Yunanca harflerinde bu binayı yaptıranın baş harfleri olduğu sanılmaktadır. Bu bina 1900’lü yılların başında yapıldığı sanılmaktadır. 2013 Yılında İzmir il özel idaresinin katkılarıyla İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yenileme proje eserin sahibi Öget Nevin Cöcen’dir.

Göç ve mübadele anı evinin bahçesinde bina sorumlu müdürü Ayşe Hazal Beytaş ile karşılaştık. Bize çay ikram etti. Kafamdaki soruları hanımefendiye sordum. Akıcı bir dille, gülen yüzüyle tarihi bilgileri bizlere aktardı. Kültürlü, bilgili, çok kitap okuduğu her halinden belliydi. Müzenin açıldığı günden bu güne kadar tüm yaşananlara tanıklık etmiş. “Göç ve mübadele anı evinin açılış hazırlıklarını yapmıştık. Sanatçılar, konuşmacılar, davetiyeler hazırlandı. Yaylacık mahallesi bayanları anneler günü için Marmaris’e giderken Sakar geçidinde araçları kaza yapar. 20 insan kaza sonulun da hayatlarını kaybeder. Göç ve mübadele anı evi Altı ay sonraya ertelenir. 20-Ekim 2017 ‘de İzmir Büyük Şehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu tarafından açılır.” Biz söyleşi yaparken İzmir Girit Mübadililer Derneği Başkan Mustafa Bung ve arkadaşları geldiler. Bu binada 22 Kasım 2019 Cuma günü etkinlik yapacaklarını söylediler. Beni de o gün için davet ettiler. Etkinlikte, Girit rembetiko müzik dinletisini Evrim Ateşler seslendirecek. Girit fotoğraf sergisini Mert Rüstem’in koleksiyonu salonu süsleyecek. Giritli kadınlar yemek çeşitlerini evlerinde yapıp, gelen konuklarına tadımlık ikram edecekler. İzmir Girit Mübadele Derneği Başkanı Mustafa Bung, üyeleri Ahmet Bung, Ahmet Ertek, Dilek Bircan, Arzu Bung, Duygu katman, Seyit Özmen, Fatma Bung kadın kollarından Nersin Ortan, Ergin Morateş ve adını sayamadığım diğer yöneticiler etkinlikten önce yerlerini almışlardı.

Etkinliğe gelen misafirleri ağırlamak, renk vermek ve bu günün önemine istinaden en güzel giysilerini giyinmişlerdi. Görmedikleri hemşerilerini görecek, tanımadıkları insanlarla tanışacaklardı. Her birinin içinde memleketinde ki yaşanmış ezik duyguları, buruk acısı yüzündeki gülümsemeyle örtülmüştü. Etkinlikteki bireylerin bayrak, vatan, cumhuriyet, Atatürk sevgisini davranışlarıyla sergiliyorlardı.

Açılıştan önce Girit yiyecekleri tadımlık konuklarına ikram edilmişti. Açılış için salona toplandığımızda yanımda duran kısa boylu bir bey efendiyle konuştuk. Adının İrfan Eryılmaz 1952 yılında Üsküp’ün Umova köyünde doğduğunu söyledi. Kendimi tanıttıktan sonra, aramızda şöyle bir söyleşi gerçekleşti. “Ben ailemle 1963 yılında Türkiye’ye on bir yaşında geldim. Bizim köy tamamen boşaldı. Çoğunluğu İzmir Buca’ya yerleşti. Bazıları da Bursa ve Avrupa’nın değişik ülkelerine yerleştiler. Üsküp’ün merkez Umova köyü, Dracevisa, Svetova iki Yugoslavya köyleri arasındadır. Günümüzde Güney Mekodanya olarak söylenir. Zamanın Yugoslavya Başbakanı Josıp Broz Tito Türk kadınlarının peçelerinin açılması için zorlama yaptı. Türkiye’de ki Başbakan Adnan Menderes’de bu ve benzeri göçmenleri 1963 yılında Türkiye’ye getirtti. Bizde bu gelenlerin arasındanız?”

Etkinliğe gelen insanlar giyimleri davranışlarıyla bir zarafet sergiliyorlardı. Tüm insanlar yüksek eğitim görmüş, yüksek mevkilerde yer alan insanlardı. Pek az insan az eğitim görmüşlerdendi. Hangi bireyle konuşsam derya denizdi.

Bir başka arkadaşa yaklaştım. Adı Mert Rüstem, İzmir’de fotoğraf sanatçısı, sergiye de resim getiren insandı. Bana Girit’ten geliş hikâyesini şöyle anlattı. “Biz soydan gelen fotoğrafçıyız. Dedem Hamza Rüstem 1872 yılında Kandiye kentinde doğmuş. İyi bir eğitim gören dedem Arapça, Farsça, Fransızca, İngilizceyi anadili Türkçeye yakın bilirdi. Askeri mühendislik okulunu bitirmiş. 1895 yılında Jön Türk hareketi yazışmalarıyla tutuklanır. Hakkında ölüm cezası verirler. Birkaç arkadaşının desteğiyle İzmir üzerinden Girit’e kaçırırlar. Daha sonra bir jön Türk olan, İstanbul’da tanıdığı Rahmizade Behaeddin Bediz’in yanına gider. Fotoğraf stüdyosunda fotoğrafçılığa başlar. Osmanlı imparatorluğu sınırları içinde ilk fotoğraf stüdyosunu açan Müslüman Türk fotoğrafçı Behaeddin Bediz’dir. Dini inanışlar nedeniyle fotoğrafçılık azınlıkların elindeydi. Hamza Rüstem öğrendiği fotoğrafçılığı 1925 yılına kadar Girit’te devam ettirir. 1925 yılından sonra mübadil olarak ailecek İzmir’e gelirler. Hamza Rüstem İzmir’de birçok yeniliklere imza atar. Çocuklarına iyi bir eğitim aldırır. Oğulları Hüseyin, Nuri, Metin Rüstem ilk fotoğraf ve ticaret eğitimini babasından alırlar.” Mert Rüstem’le konuşurken çevresindekilerle de selamlaşmayı, kısa sorulara da cevap vermeyi ihmal etmiyordu.

“Dedem Hamza Rüstem fotoğrafhanesinde İzmir tarihini belgeleyen bir şahıstır. (Atatürk, İsmet İnönü, İran Şahı Rıza Pehlevi, Afkan kralı) gibi İzmir’e gelen tüm devlet adamlarının resmini çekmiştir. Hüseyin Rüstem (1922-1962) İstanbul Robert koleji mezunu. Amerika da yüksek elektrik mühendisliğini bitirdi. İzmir’de babası Hamza Rüstem’le fotoğrafçılık yapmaya başladı. Motosiklet kazasında hayatını kaybetti. Nuri Rüstem (1928-1996) Fotoğrafçılık sanatıyla ilgili birçok kurum ve kişilerden eğitim aldı. (Fotoğraflarla Türkiye adlı albüm hazırladı.) Baba sanatı fotoğrafçılığı devam ettirdi. Mazhar Metin Rüstem 1931 yılında İzmir’de doğdu. Karşıyaka erkek lisesi mezunu, Fransızca biliyor. Babası Hamza Rüstem’in yanında çalışarak, çağın koşullarına göre fotoğrafçılık sanatını geliştirdi.

Ben, Mert Rüstem Hamza Rüstem’in torunuyum Dokuz Eylül Üniversitesi makine bölümü mezunuyum. 1991 yılında amcam Nuri Rüstem çalışmalarına bırakması nedeniyle ben fotoğrafçılık mesleğini yürütüyorum. Genç cumhuriyetin kuruluşundan bu güne kadar aile fotoğrafçılığını nesiler boyu sürdürüyoruz. Hala İzmir’de köklü fotoğrafçısıyız?”

Mert Rüstem beyle konular çok zaman kısa, ayaküstü konuştuk. Coşku ile Evrim Ateşlerin Girit türkülerini dinledik. Bir olmanın, beraberce geçmiş acıları bal eylemenin, paylaşmanın mutluluğunu yaşadılar. Her biri bir köşede konuşurken geçmişin acısını sarıyorlardı sanki.

İzmir Giritliler derneğinin etkinliğini Göç ve Mübadele Anı Evi’nde izledim. Yaşadığım şahit olduğum bu etkinliği sizlerle paylaşmaktan mutlu oldum.

Süleyman ERKAN 22.11.2019 Cuma Buca İzmir.

"Süleyman Erkan" diğer yazıları için tıklayın.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

PressTR.com © Copyright Tüm Hakları Saklıdır

PressTR

tokat haberleri

tokat haber

tokat haber 60

tokat gazetesi

tokat gündem

tokat merkez haberleri

son dakika tokat haberleri

tokat haberi
tokat haberi oku