takip et takip et takip et
Köşe Yazıları

7 Aralık 2019 - 09:57:18 - 523 Okunma

GİDERAYAK

Yazdıklarımı giderayak adında bir kitapta toplamak istedim. Çünkü nüfus kâğıdıma göre seksenime basmak üzereyim. Uzaya uzaya göğe değecek değilim ya, herkes gibi benim de bir sonum olacak ve ona hızla yaklaşıyorum. Kaçış kurtuluş yok. Ama öyle ama böyle. Önemli olan elden ayaktan düşmeden, kimsenin yardımına muhtaç olmadan elim erer, gözüm görür, kulağım duyarken olmasını isterim.

Yoksa;

“Neylersin ölüm herkesin başında

Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında

Bir namazlık saltanatın olacak

Taht misali o musalla taşında.”

Diyen Cahit Sıtkı Tarancı’ya katılmamak mümkün mü?

Şimdiye kadar yazdıklarımın türüne kimi hikâye, kimi fıkra, kimi anı diyor. Bence hiç biri değil. En güzelini, en doğrusunu sevgili dostum, sınıf arkadaşım Mesut Ramazanoğlu söyledi: “Canbolat, gördüğünü yazar”

Öykü yazamam mesela. Empati yaparak seçtiğim karakterin düşünce dünyasına giremem ki. Yeri geliyor, insan elli yaşındaki çocuğunu bile tanıyamıyor. Ben karakterimin canının ne istediğini hareketlerine hangi düşüncenin yön verdiğini nereden bilebilirim?

Katil cezaevinden kaçmış. Canı bir silah edinip bir ya da birden çok adam öldürmek istemiş. Bir dükkândan çaldığı bıçakla zavallı bir genç kızın peşine düşmüş. O kızcağızın yerinde kadın, erkek, genç, yaşlı hepimiz olabilirdik. Öbürü canavarlaşmış bir kere. Önüne kim çıkarsa onu öldürmeyi kafaya koymuş. Öykü yazmaya kalksam da bu canavarı ya da kurbanını tip olarak seçsem onların yerine kendimi koyamam, yani empati yapamam ki. O yüzden haddimi bilip gücümü zorlamamalıyım. Bu arada öykü ve roman yazanlara hayranlığımla beraber saygılarımı da belirtmek isterim. Onları kesinlikle kıskanmıyorum. Çünkü kendimi de biliyorum, yeteneğimin sınırlarını da…

Yazmak için bir kuştan, bir daldan, yaprak ve benzerlerinden esinlendiğim olmuştur. Bir haber, bir güzel ya da kötü söz, yazma nedenim olabilir. Serçenin çınar dalını gagalayarak beslenmesi ilgimi çeker. Sararmış, düşmemek için direnen çınar yaprağının küçük bir esintiyle dalından ayrılmak zorunda kalmasına hüzünlenirim. Yağmur sonu güneşle uyanan taze ve körpe çimlerde, yaşama sevinci bulurum. Aynı zamanda bütün bu olup bitenlerin, tabiat kanunun doğal hükmü olduğunun da bilincindeyim..

Bazen de bir söz, bir dize yardımıma koşar. Veysel’in “İnsan kısım kısım, yer damar damar” tespitini, ya da Neşet Ertaş’ın “Kalpten kalbe bir yol vardır / Gözünle görünmez sırdır” gerçeğini bir yazar kaç sayfada anlatabilir?

Anlatmak istediğimi derleyip toparlamakta dizelerin, özlü sözlerin, deyim, tabir ve deyişlerin yardımlarını çok gördüm. Hepsine ayrı ayrı minnettarım. Yalnız insana minnet duyulmaz ki yeri gelince taşa toprağa, kurda kuşa, yağmura kara, güneşe rüzgâra da minnet duyulur.

İnsanlar, yardımını gördüğü canlı cansız hiç bir nesneyi unutmamalı diyor, cümleye esenlikler diliyorum…

"Rasim Canbolat" diğer yazıları için tıklayın.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?




PressTR.com © Copyright Tüm Hakları Saklıdır

PressTR

tokat haberleri

tokat haber

tokat haber 60

tokat gazetesi

tokat gündem

tokat merkez haberleri

son dakika tokat haberleri

tokat haberi
tokat haberi oku