takip et takip et takip et
Köşe Yazıları

10 Ocak 2020 - 12:46:40 - 241 Okunma

Gerçekten Kitap Okuyor Muyuz?

Doğru Bir Kitap Ne İşe Yarar?

Kitaplar bir milletin kurtuluş reçetesidir

Kitap, insana konuşmayı, diyalog kurmayı öğretir.

Kitap, insana yazı yazmayı öğretir.

Kitap, insana hayatı öğretir.

Kitap, insana insan olmayı öğretir.

Kitap, insanlar için aynı zamanda meşru bir eğlence kaynağıdır.

Niçin kitap okunur?

Bir konu hakkında bilgi edinmek, öğrenmek için,

Sorunlarımızı daha iyi çözebilmek için,

Bakış açımızı genişletmek için,

Zaman geçirmek için,

Zamanımızı doğru değerlendirmek için,

Olumlu davranışlar gerçekleştirmek için,

Kolay ve doğru soru sorabilmek için.

Kitaplar, okunduklarında bir işe yararlar. Kitaba bakmak ile kitabı okumak aynı şey değildir. Çünkü kitap okumak sadece gözle yapılan salt bir eylem değildir. Okumak bir amaç için yapılır. Okumak, tıpkı diğer işler gibi bir iştir ve doğru ürün elde etmek için bir iş yapılır. Aksi takdirde boşa zaman geçirilmiş olur. Bilgi sahibi olmak ve hayata bakış açısı değiştirmek ya da hayatı kolaylaştırmak, olgunlaşmak için kitap okunur. Bir kitap insanda olumlu yönde herhangi bir gelişmeye neden olmuyorsa; okunan kitap ya doğru bir kitap değil ya da okuyan kişi kitap okuduğunu zannetmiş ama aslında kitabın sayfalarını boş boş çevirmiş demektir. Ya da tıpkı Hindistanlılar gibi logaritma cetvelini ezberliyor, yarışmalar için bir şeyler ezberliyor olabilir.

Kâinatın en önemli kitabı Kur’an’ı kerimdir. Kur’an’ı kerim, doğru yaşamın anlatıldığı, izah edildiği ilahi bir kitaptır. Dili Arapça’dır. Ömür boyu Arapça olarak okumak ve de Arapçayı bilmiyorsak sadece Kur’an’ı okuma hızını artırırız, -eskiden dakikada okunan kelime sayısı ile yarış yapılırdı- ondan hiçbir şey öğrene-mez, hayatımızda olumlu gelişmelere de neden olamaz. Oysa okuma amacımız, ondan bir şeyler öğrenme ve hayatımıza tatbik etmek olsaydı onun Türkçesini okurduk. Amacımız onu anlamak ise, Kur’an’ı okumak onu Türkçe okumak şeklinde olmalıdır. Çünkü Türkçe okuduğumuzda amacımıza matuf bir iş yapmış oluruz. Kur’an’ı anlayarak okumuş olsaydık Müslümanların ve İslam âleminin hali böyle olmazdı! Çünkü günümüzde Kur’an’ı okumak tıpkı Arapça bilmeyen birinin enstrümansız bir Arapça müzik duyduğunda onu Kur’an ayeti algılayıp saygı duyması gibidir. Okumak kitabın dilini anlamayla olur. Kitabın dilini anlamadığımız sürece bizde olumlu bir değişim gerçekleştirmesini beklemek cahilliktir! “Okumuş cahil” işte bunlara denir.

Ebeveynler olsun, çocuklar olsun, pek çoğumuz kitap okuyoruz. Okullarda öğrencilere kitap okutuluyor ve istatistikleri tutuluyor. Bunlar milli eğitim bakanlığında kayıt altına alınıyor ve başarı grafikleri çıkartılıyor. Sonuçta ödüller dağıtılıyor, yöneticiler taltif ediliyor. Aile ortamlarında, derneklerde vb kurumlarda okuma saatleri düzenleniyor. Devlet okuma-yazma kurslarıyla okuma yazma oranını yüzde yüze çıkarmaya çalışıyor. Türkiye’nin okuma karnesindeki notlar yükseliyor! Ancak kovanda bir türlü istenilen düzeyde bal birikmiyor. Ya arılar yanlış çiçeklere konuyor ya da polenleri yolda düşürüyor!

Bu kadar okumalar yaptığımız halde okuma karnemiz aşağıdaki gibi oluyor:

-Aile bağları daha fazla gelişmiyor.

-Adalet bir türlü sağlanamıyor.

-Milli değerlere daha çok sahip çıkılamıyor.

-Dedikodu bir türlü azalmıyor, hatta tersine artıyor.

-Birlik beraberlik sağlanamıyor.

-Aile içi şiddet azalmıyor. (Kur’an’ı okuyup anlayan bir ailede şiddet asla olmamalı)

-Doğru beslenmeyi beceremiyoruz.

-Hırsızlık, şiddet gibi basit suçlar azalmıyor.

-Çocuklarda saygı, büyüklerde sevgi ve hoşgörü artmıyor.

-İnsanlarda doğuştan kodlanmış olan vicdan, bir türlü kendisini gösteremiyor.

-Çocuklarda düzen anlayışı gelişmiyor. Odaları bir türlü çöplükten, düzensizlikten kurtulamıyor.

-Empati kültürümüz gelişmiyor.

-Selamlaşma, teşekkür etme gibi insani görevleri yerine getiremiyoruz.

-Komşuluk ilişkileri gelişmiyor, komşuluk hakkına saygı gösterilmiyor.

-Yardımlaşma duygusu gelişmiyor.

-En önemlisi; soru sormayı beceremiyoruz, öğrenmenin önünü açamıyoruz.

Bütün bunlara baktığımızda; ya okumuyoruz veya okuyorsak eğer okur gibi yapıyoruz ya da okuyorsak yanlış şeyler okuyoruz. Çünkü insanların zararına olan kitaplar da vardır. Okuyacağımız kitapları doğru seçmek de önemlidir! İş hayatında olduğu gibi okuma olayında da “mış gibi okuduğumuz ortaya çıkıyor. Mesela, gürültülü ortamlarda, TV izlerken… yapılan okumalar ile yanlış seçilmiş kitapları okuma, “mış gibi” okumalardır. Amacına uygun okumalar yapmadığımız sürece konduğumuz çiçeklerin hiçbirinden bal alamaya-cağımız/alamadığımız yukarıdaki olumluya dönüşemeyen davranışlarımızdan belli olmaktadır.

İlim soru sormayla başlar. Akıllı insan soru sormayı bilebilen insandır. Hayvanlar soru soramaz, sorabilselerdi, mesela hamile hayvanları avlamazlardı! Soru sorabilmek veya düşünebilmek için hiç birimizin filozof olmasına gerek yoktur. Okuyan, düşünen her insan soru sorabilir. Okumayan soru soramaz, soru soramayan da hayatta ilerleyemez, olduğu yerde çakılı kalır.

Herkes bakar, fakat herkes göremez. Görebilmek için de çok okumamız gerekiyor. Görmek ile kafamızdaki iki gözün faaliyetinden bahsetmiyorum elbet. Okumayan insanın gönlü ve beyni kördür. Beynin ve gönlün gözü okumayla açılır! Okumayanın zihni boş olur ve hakikati  görmekte zorlanır.

Nefes alıp verebilmek için ciğerdeki oksijen ne kadar önemliyse bir insan için, “bilgi“de bir o kadar mühimdir. Bilgisiz beyin, ölü beyindir. Dolayısıyla bilgi beyinin vitaminidir. Vitamin de doğru okuma ile dışarıdan alınır. Vitaminsiz beyin büyük işlere imza atamaz.

“Okumak, kadın ve erkek her Müslümana farzdır.” Hz. Muhammed (a.s.)

“Okumadan edindiğim biricik fayda bilgisizliğimi gittikçe daha iyi görmek olmuştur.“ Descartes

“Okuma ihtiyacı barut gibidir, bir kere tutuşunca artık sönmez.“ Victor Hugo

“Okuma zevkini kazanmayanın öğrenimi yarıda kalmıştır.” P.PEACUT

Eğer kendimizi, ülkemizi, yaşadığımız toplumu değiştirmek istiyorsak veya değişmesini arzuluyorsak, okumayı göz ardı etmemeliyiz. Unutmayalım, medeniyetleri kitaplar kurar. Kendimizde büyük fetihler ger-çekleştirmek peşindeysek eğer, önce düzgün kitaplarla dost olmak zorundayız. Dünyayı idare edenler, en çok kütüphane ve en çok müşteriye sahip olan ülkelerdir.

 

İsmet YALÇINKAYA

08.01.2020

"İsmet Yalçınkaya" diğer yazıları için tıklayın.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

PressTR.com © Copyright Tüm Hakları Saklıdır.

PressTR

tokat haberleri

tokat haber

tokat haber 60

tokat gazetesi

tokat gündem

tokat merkez haberleri

son dakika tokat haberleri

tokat haberi
tokat haberi oku