takip et takip et takip et
Köşe Yazıları

26 Temmuz 2019 - 12:41:11 - 7 Okunma

ERZİNCAN’IN HAVASI MUNZUR’UN SUYU

Gece saat Üçü gösteriyordu. Uyku tatlı, yatak sıcaktı. Verilmiş söz ayağa kalkmamı söylüyordu. Kalkıp soğuk su ile yüzümü yıkadığımda bile gözüm yatağı, ayaklarım yolu gösteriyordu. Üzerimi giymemle dışarı çıkmam On Beş dakika olmamıştı. Haziran ayının Tokat’ın temiz havası karanlığa karışmış, gökyüzünde ki yıldızlar oldukça yakından göz kırpıyordu. Hüseyin Kömür, telefonda; "Süleyman Erkan hocam hazır mısınız?” dedi. Arabada kameraman Salih Ergenç vardı. Üç arkadaş yola koyulduk.

                Erzincan’a girdiğimizde saat Yediyi gösteriyordu. Asıl zorlu yolculuk Erzincan’dan Kemaliye ilçesine bağlı Baş bağlar köyü arasında olacaktı. Kemah, İliç ovası inişli çıkışlı dar yoldan giderken tepeleri dağları sanki incitmeden yapılmıştılar. Doğa bozulmamıştı. Dağlar, tepeler renkleri başka başkaydı. Birde sabahın kızıl güneşi dağlara vurunca sanat eseri görüntüler ortaya çıkıyordu. Sağ tarafımızda yolumuzla paralel hareket eden demir yolunun ince uzun yolu, biraz ötesinde akan sakin, nazlı Fırat’ın Karacasu nehri vardı. Sabahın ilk ışıklarında kayalara, taşlara, ırmağın kıvrımına, yolun inişine çıkışına hayal kurmadan, kendi kendine yorum yapmadan gidene aşk olsun. Kıraç toprakları kışın soğuk, yazın sıcak yakmıştı. Bu topraklarda ekilebilen yer, yer ekin tarlası, bağ bahçeye rastlamak insana mutluluk veriyordu. Kemah-İliç arasındaki yol daracık, kıvrım, kıvrım eğilip bükülürken, Fırat’ın Karasu kolunu takip ediyorduk. Yol almak, ilerlemek ne kadarda zordu. İnsan zevk alırken yorulmuyoruz da değiliz hani. Nereden bilebilirdik ki Kemaliye’nin yüksek dağların arasına sıkışmış, Fırat’la kucaklaşmış kalyonlu deresiyle yüksek dağın eteğine tutunmuş bir ilçe olduğunu. Yüzlerce yıllık geçmişten bu günlere gülümseyen yüzünü göreceğimiz aklımıza gelmezdi. Yollar dereler, geçitler ne kadar zor diyorduk ki asıl korkulu adrenalin dolu yollara gelmemiştik daha. Kemaliye’nin içinden geçerken tarih kokan evlerine, nazlı, nazlı bakan Fırat’ın durgun suyunun maviliğiyle, bahçelerin yeşilliği birbirine karışmıştı. Tarihe meydan okuyan eski evlerin duvarlarından klarnet, saz, davul, cümbüş seslerine yanık ağıt sesleri karışıyordu.

"Eğin dedikleri de gurban küçük bir şehir ölem, ölem.

Anam ben cahilim n’idem çekemem kahır.

Yediğim içtiğim de guzim aguyla zehir ölem, ölem.

Engel yavrum engel canım Eğinli misin?

Sılaya gelmeye de yavrum yeminli misin?

Fırat kenarında da yavrum kayık değilem ölem, ölem.

Senden ayrılalı da yavrum ayık değilim.

Bir çift selamına da n’idem layık değilim ölem, ölem.

Engel yavrum engel de yine git.

Akan gözyaşımı da yavrum sil de gene git..  Mustafa Özgül.

                Yüksek yalcın dağlar, ulaşımı zor yamaçların eteğinde göz nuru el emeğiyle, insan gücüyle dağları oyarak yapılan yol, tüneller, derenin derinliklerinde akan suyun adı zalim Fırat’tır. Yalcın kayalıklarında kartallar, şahinler barınır, deresinde balıklar. Çetin coğrafyanın arasına sıkışan insanlar yaşama dört elle sarılmışlardır buralarda. Kemaliye(Eğin) Erzincan’a bağlı şirin bir ilçemizdir.

                Erzincan, Kemaliye yolu dünyanın en zor yolları arasında yer almaktadır. Taşları keserek, delerek, düzleyerek yapılan yollar. Bir yanda taş kayalık, öbür yanın uçurum Fırat’ın mavi-yeşilimsi suyu. Arada iki arabanın zor geçeceği dar, kıvrımlı yollardan korkmayan bilin ki kördür. Kemaliye- Divriği arasında ki taş yollarda çok sayıda tünel, dönemeç, keskin uçurumlar vardır. Bu yolun yapımı 132 yıl sürdüğünü söylüyorlar. Yedi kilometre boyunca araçlar birbirini göremezler. Burası Dünya’nın en zor yollarından biridir. Yol üzerinde 400-500 metre sarp, sert kayalıklar arasında ki kalyonda Otuz Sekiz tünel bulunmaktadır. Adrelin tutkunları, macera yaşamak isteyenler mutlaka burayı görmeleri gerekmektedir. Dağlarla, Fırat Karasuyun kolu geçit vermez ikilisinin arasında ki kalyonda insanların yüz yıllardır nasıl yaşam mücadelesi verdiklerini hayranlıkla seyreder, keyif alırsınız? Erzincan, Kemaliye arası 151 kilometredir. Bu mesafeyi yolun durumuna göre Üç-Dört saatte alırsınız?

                Baş bağlar köyü Erzincan ili, Kemaliye ilçesine bağlı, ulaşımı zor en uzak köylerinden biridir. Bu köy Tunceli’ye Yedi kilometre mesafededir. Bilinmeyen bu köyün adı 1993 yılında terör olayı ile duyuldu. 2 –Temmuz’da Sivas’ta Pir Sultan Abdal anma etkinlikleri yapılırken, gelen misafirleri ve sanatçılara saldırı düzenleyerek Madımak otelinde 37 insanı yakarak katlettiler. Üç gün sonra Kemaliye ilçesine bağlı Baş bağlar köyüne terör örgütü P.K.K ‘lı gözü dönmüş kişiler basarak 28 insanı kurşuna düzdüler. Beş kişide sığındıkları evlerinde yakılarak öldürüldü. 33 insanımızı katlettiler. Sivas’ta yapılan olaylarda, Baş bağlarda yapılan olaylarda ülkenin birliğini beraberliğini bozmaya kalkışan hainlerdir. Alevi- Sünni kardeşlerini bir birine düşürerek ülkenin birliğini dirliğini bozup cumhuriyeti yıkmak isteyen dış güçlerin oyunudur. Türk insanı yapılan bu oyunu bozarak birlik ve beraberliğine sahip çıkarak, diş güçlerin oyununu bozdular. Cumhuriyetine, ülke birliğini korudular.

                Baş bağlara giderken Fırat’ın kolu Karasu nehrinin üzerine yapılan demir köprüden geçerken "Recep Yazıcı oğlu” köprüsü levhası yazılıydı. Bu köprü zor şartlarda terörle mücadele edilerek yapılmıştır. PKK burada masum insanların canlarını alıp, bir sürü olaylara şahit olmuştur. Bu yörenin insanı açlıkla, cahillikle, tabiatın çetin setliğiyle öyle yüzleşmişler ki ham demire su verilmiş çeliğe dönmüşler. Öylesine basında yer almıştır ki “ Köprü” adlı filmi izlerken insanları ilgi ile ekran başına toplamıştır. Fırat ”Karasu” geçilmezliğini yalçın dağların boyun eğmezliğin öyküsünü burada görür izlersiniz? Kim bilir buralarda sessiz, sahipsiz, kimsesiz ne öyküler, anılar, acılar yatmaktadır yüreklerde.

(ah yavrum) Apçağa dağını düze dönderdin.

(ah ölem) Yaktın yüreğimi köze dönderdin.

Yazmıştın ki yaz bahar geleceğim,

Yaz bahar ayını güze dönderdin.

(ah yavrum) Apçağa dağından kar yiyeyim mi?

(ah ölem)  Her seni gördükçe eriyem mi?

Eğer aşıksan gel tut elimden,

Yoksa bu sevdadan feriyeyim mi?

(ah yavrum) Bizim pencereler yele karşıdır.

(ah ölem)  Muhabbet dediğin karşı karıdır.

Dünyanın güzeli benim olsa,

Gene muhabbetim sana karşıdır. Mustafa Özgül.        

                Başpınar Vali Recep Yazıcıoğlu köprüsünü geçmek ayrı bir güzelliğe selam vermek gibidir. Kıvrım, kıvrım giden yolda yükselirken, Fırat’ın azgın suları dere misali küçülür, derelerin dibinde öbek, öbek küçük evlerin bir araya gelip köy oluşturduklarını görürsünüz? Aklınızdan geçen ilk soru “Bu evlerin tarım arazisi, hayvan otlatacak yerleri yoksa geçimlerini nereden nasıl sağlamaktadır.”  Ulaşımı zor, yolu yok, geçimi zor, ama köyü var. Tek güzelliği havası, suyu, manzarası ve yalcın kayaların yüksek dağların özgürlüğü gibi bir yaşamı vardır buraların.

                Kemaliye ile Başbağlar arasındaki yolu Üç saatte alırsınız? Zirveye çıktığınızda uçağın penceresiz camından yeryüzüne bakarcasına özgürlüğünüzü yaşarsınız? Zirvenin üstündeyken karşı köyleri hayal meyal görme şansınız vardır. Fırat’ın çizdiği derin sularına inat, yalçın kayalardan oluşan dağların başının şapkasıdır bulutlar, rüzgârlar, oyuklarında birikmiş kar yığıntıları. Karlar bu dağlarda yaz kış eksik olmaz.

                Arabamızı durdurduk manzarayı seyrederken bir başka arabada yanımıza durdu. Bu yörenin insanı bana yöreyi tanıtmaya başladı; “Karşı dağların Munzur sıra dağlarıdır.  Erzincan’la Tunceli sınırını Fırat suyu ayırır. Karasu aşağıda görünen, Murat nehri de ilerde birleşirler. Fırat oluşur. Fırat’ın önünü Keban barajı keser. Aşağıda Elazığ, Malatya vardır. Batı tarafımızda Sivas ili, düşer. Bak şu karşı tepede Ocaklı köyü var, orada (Hıdır Abdal) türbesi vardır. Bu tekke Alevi- Bektaşi inancına sahiptir. Düşkünler ocağıdır. Küskünler, dargınlar barıştırılır, suçlular cezalandırılır.  (Hıdır Abdal) ocağı tarikatta halkla birlikte karar verilen mahkemedir. Bu ocakta bulunan (Hıdır Abdal) türbesini Türkiye’nin dört bir yanından ziyaretçileri gelir.(Hıdır abdal )dedeleri hala tarikatlarda cem yürütürler. O köy çevre köylere örnek köydür.” Anlatan yaşlı amcaya gençlerinde birkaç söz eklediler. Vedalaşıp ayrıldık.  Günümüzde buralarda gezmek, ulaşım mümkündür. Düşünün ki yüz yıllar önce, insanların yürümek bile mümkün olmayan dik, sarp, yalçın kayalıkların üzerinde nasıl yaşamışlardır diye düşünmeden insan kendini alamıyor.

                Başbağlar köyünde ki törene katıldık. Köy derneğinin önünde toplanan değişik yöreden gelen insanlar ve köylülerle dolup taşmıştı. Siyasi partilerin temsilcileri, milletvekilleri de toplantıda yerlerini almışlardı. Güvenlik üst düzeyde yerini almıştı. Anma törenine gelen AKP, CHP, MHP, DSP, İYİ Parti, BBP, İşçi Parti, Vatan Parti, Saadet Partisi temsilcilerinin kısa konuşmasını izledik. Her parti sözcüsü birlik beraberlik, ülkenin bölünmez bütünlüğünden konuştular. Pilav, helva, ayran gelen konuklara ikram edildi. Tören bittikten sonra yüzlerce araba geldiği yoldan giderken, köy yine eski sessizliğine döndü. Köy halkının gençleri gurbetçi, insanları yeterince eğitim-öğretimden uzak kalmışlardı. Yaşayanlar dede ve babadan öğrendikleri gelenek göreneklerle yaşamaya devam ediyorlardı. Köyün geliri tut, ceviz, Azda olsa küçük bahçelerde sebze yetiştirilir, birkaç büyük baş hayvan dan başka bir şey göremezsiniz? Buralarda tarıma elverişli arazi bulmak mümkün değildir.

                Geldiğimiz çetin ve zorlu yolculuğa, dönüşe devam ederken, korku heyecan bizleri bekliyordu. Sol tarafımızda Munzur dağlarının sülalesi dik yalçın asık ve heybetli bakışı bizleri korkutsa da deresinden su sesleri insanı rahatlatıyordu. Munzur dağlarının doruklarında ki karlar erimiş, çeşmelerle buluşan sular dereden taşlara çarpıp çıkardığı seslere, dere kenarında ki ağaçlardan kuş sesleri çıplak dağların sessizliğini bozuyordu. Dereden akan su dikkatimi çekti. Burada ki derenin suyu başka akıyordu. Derelerden, çeşme ayaklarından sessiz, sessiz akan sular birleştikçe gürültülü sesler çıkarıyorlardı. Sanki fikirler, güçler birleşiyor kendi özgürlüğünün şarkısını söylüyorlardı. Fırat ırmağı ile kucaklaşmaya acelesi vardı san ki? Fırat’ın da denizlere hasreti vardı. Dereden akan sular beyazımsı, mavi renge çalan, içinde yer, yer yeşile çalan rengi görürsünüz? Turkuvaz rengini andırıyordu. Bildiğim suyun rengi, kokusu olamazdı aslında. Bu renk nasıl oluştuğunu düşünmeden edemiyordum. Dağlardan aldığı madenlerden mi, renkten mi bilinmez. Bilinen tek bir şey var ki göze, gönüne hoş gelen görüntüsü ve sesi vardı.

                Buralardan akşamın karanlığına kalmadan gün ışığında geçmeliydik, nelerin olacağını kimse kestiremezdi. Yurdumun her köşesi gibi buraların da güzelliği baş döndürüyordu. Gezilip, görülecek yerlerden bir bölgedir.

                Süleyman Erkan 20-07-2019 Cumartesi Bedestenlioğlu-Tokat.

"Süleyman Erkan" diğer yazıları için tıklayın.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

TAKIMLAR O G B M A Y Av P
1Alanyaspor5410125713
2Fenerbahçe5311116510
3Gaziantep FK53111010010
4D. G. Sivasspor52218538
5Yukatel Denizlispor52215238
6Rizespor52215418
7Galatasaray52216608
8BTC Türk Y. Malatyaspor521211657
9Trabzonspor51317706
10İttifak Holding Konyaspor51314406
11Beşiktaş512278-15
12M. Başakşehir512258-35
13Göztepe512214-35
14Antalyaspor512259-45
15MKE Ankaragücü512237-45
16Kasımpaşa511357-24
17Kayserispor503268-23
18Gençlerbirliği5023510-52

PressTR.com © Copyright Tüm Hakları Saklıdır

PressTR

tokat haberleri

tokat haber

tokat haber 60

tokat gazetesi

tokat gündem

tokat merkez haberleri

son dakika tokat haberleri

tokat haberi
tokat haberi oku