takip et takip et takip et
Köşe Yazıları

8 Ağustos 2020 - 10:31:26 - 497 Okunma

DENEYİMLİYİZ DİYORUZ AMA

Altmış yaş üstü arkadaşlar, her öğle sonu kameriyelerin gölgesinde buluşur, vakit geçiririz. Dün otobüs kartlarımızın vizelerini yaptırıp, arabamı yıkattığım için biraz geç kalmıştım. Allah razı olsun arkadaşlarımdan sitem eden, sorgulayan bile olmadı, nerde kaldın? Hayır mıydı diye… Her gün üç aşağı beş yukarı aynı saatlerde buluşur, gecikenleri merak ederiz.

Altmış beş yaş üstleri de kendi aralarında yetmiş üstü, seksen üstü diye ayrılırlar. Her grubun ilgi alanları yakındır, birbirine… Ben geldiğim zaman küçükler kameriyenin dışına taşınmış, rüzgârdan etkilenmeyelim diye seksen ve üstleri içerde kalmıştık.

İçeride Mehmet Tapar, parasız dağıtılan gazetelere gömülmüş, Muztafa Özcoşan ile biz ise akıllı telefonlarımızla başbaşayız. Telefonlarımız akıllı ama bizim aklımız onlara yetişemiyor ki.

Özcoşan ağabeyimizin telefonu bizimkilerden pahalı. Torunu hediye etmiş, ayrıntısını pek bilmiyor. Yalnız, aramayı, yanıtlamayı, bir de yüklenen resimlere bakmayı öğrenmiş. Bize sık sık telefonla ilgili sorular soruyor ama onun telefonu bizimkilere benzemiyor ki Ayfon mu ne çok pahalıymış.

Öyle pahalı telefonlara verecek para mı var bizde? Biz, mirasçılarımıza para biriktirme derdindeyiz. Kimimiz taksitle ikinci bir ev alırken kimimiz de döviz ve altın kurlarının takibindeyiz. Öyle yoz mala verecek samanımız yok… Bizim ki, bize yetiyor da artıyor bile…

Biz elimizdekilerle uğraşırken yetmişliklerden “Biraz da mütekaitlerle oturayım” diyerek Turan Çelik geldi. Turan gelince Özcoşan’a “Telefonun piri geldi. Ne soracaksan sor” dedim. Sosyal mesafeyi falan unutan hoca, Turan’ın başına dikilip telefonunu eline tutuşturdu. Benim gözüm ve kulağım da onlarda.

Turan, “Hızlı arama, diyor, rehber diyor, son arama diyor. Diyor da diyor. Şu yıldızı görüyor musun? Ona basınca…” Derken Turan’ın ensesinden gözünü telefona diken hoca daha iyi görmek için eğiliyor, doğruluyor, yaklaşıyor, uzaklaşıyor, gözlüğünü siliyor.

Bacak bacak üstüne atmış geriye yaslanan Turan, anlattıkça anlatıyor, bıkıp usanmadan. O, anlatıyor ama hocanın aklında kaçta kaçı kalıyor, Allah bilir. Elimizdeki kitabı bırakınca okuduklarımızı hemen unutmuyor muyuz?

Derken Mehmet Tapar kulak kabartıyor. Onun da derdi vardır, telefondan yana. “Benim rehberimde de aynı adam üç kez yazılmış. İkisini sileyim dedim. Bu kez on üçe çıktı” diyerek o da dikiliyor, Turan’n ensesine… Turan onun sorununu da çözdü, bıkkınlık göstermeden. Bu arada benim de vardı bazı sorunlarım ama hem kıyamadım Turan’a, hem de vakit hayli ilerlemişti.

Tecrübeliyiz, tecrübeliyiz ama bize soran yok diye hem hava atıyor, hem yakınıyoruz. Oysaki el kadar telefonla bile başa çıkamıyoruz. Sonra öğrendiklerimiz ve öğrettiklerimizin hayatta ne kadarının, ne kadar geçerli olduğunu hiç düşünmüyoruz…

"Rasim Canbolat" diğer yazıları için tıklayın.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

PressTR.com © Copyright Tüm Hakları Saklıdır.

PressTR

tokat haberleri

tokat haber

tokat haber 60

tokat gazetesi

tokat gündem

tokat merkez haberleri

son dakika tokat haberleri

tokat haberi
tokat haberi oku