takip et takip et takip et
Köşe Yazıları

27 Mayıs 2020 - 12:18:12 - 209 Okunma

DAĞ BAŞINI DUMAN ALMIŞ

Dağ başında bir gurup Kuvayyi Milliyeci bir aradalar. Üç gün Üç gecenin yorgunluğunda çıkmışlardı Samsun’a, buluşmuştu Anadolu insanıyla. Vahdetin Padişah ve Damat Ferit Paşa hükümeti çaresiz emperyalistlerin her dediğine boyun eğmişlerdi. Emperyalizme boyun eğmeyen bir avuç insan çıkmışlardı dağ başına. “Tam bağımsız Türkiye” diye… Padişah idam fermanını yazmıştı çoktan.

Dağ başında “Ya istiklal, Ya ölüm” parolasıyla yola çıkan sarı saçlı, Mavi gözlü dev adam ve arkadaşları vardı. Her zaman coşku ile söylediğimiz “ Gençlik Marşı’nın” öyküsünü sizlerle paylaşmak istedim. Mustafa Kemal; “ Ben 1919 senesi Mayıs’ı içinde Samsun’a çıktığım gün, elimde hiçbir maddi kuvvet yoktu. Yanlız büyük Türk milletinin asaletinden doğan ve benim vicdanımı dolduran yüksek ve manevi bir kuvvet vardı. İşte ben bu ulusal kuvvete, bu Türk milletine güvenerek işe başladım. Samsun’dan Anadolu içlerine kırık bir otomobille gidiyordum. O kırık otomobil Anadolu içlerinde ilerlerken ben daima düşünür ve yaverime ‘ Dağ Başını Duman Almış’ marşını söylettirdim.

Ben Türk ufuklarından bir gün behemehâl bir güneş doğacağına bunun hareket ve kuvvetinin bizi ısıtacağına o kadar eminimdir ki, bunu adeta gözlerimle görüyordum.”

Gençlik Marşı İsveçli Felix Körling’in olup,  Selim Sırrı Tercan (1874-1956 yılları arası yaşadı) Bu marş 1909 yılında Türkiye’ye getirilmiştir. Marşın asıl adı “ The Trallande Jomtor” dur. (Jamtland’lı Üç şarkıcı kız; şakıyan üç kız.) Şarkının melodisini beğenen Selim Sırrı Tercan bunu Türk Gençliğine öğretmek ister. İstanbul Erkek Öğretmen Okulu’nun Türkçe öğretmeni olan arkadaşı Şair Ali Ulvi Elöve Bey’e marşın güftesini ısmarlamıştır.

Şair Ali Ulvi Elöve şöyle anlatır; “  Bir gün okulun uygulama odasının birinde çalışırken, Selim Sırrı Tercan ziyaretime geldi. O günlerde pek gözde olan bir İsveç marşı için güfte yazmamı istedi. Vakit geçirmeden çalışmaya koyuldum. 1. Dünya Savaşının aleyhimize döndüğü yıllardı o yıllar.  Gençlik ve halk kaygıya kapılmıştı. Marş yazarken başlıca amacım bu havayı dağıtmak, gençlere azim, ümit ve kalp vermek oldu.” 1915-1916 ders yılı ortasında marş tamamlanmıştı.

İnce ince yağan yağmur altında, dağ başında eski hurda bir otomobille yol almak zordu. Tarladan bozma yol cılka halinde tekerleklere yapışıyordu. Otomobil bozulur. Otomobilin şoförü gayrimüslim yaşlı bir adamdır. Otomobili tamir etmeye başlar. Mustafa Kemal ve arkadaşları bir ağacın altında biraz bekler. Sonra gülerek’ yürüyelim arkadaşlar’ der, arkasını döner yürür. Bunu gören arkadaşları da mecburen yürümeye başlarlar.  Bir saat ilerde ki Kara geçmiş köyüne varmak, geceyi orada geçirip, sabah Havza’ya ulaşmaktır gayesi.  Kafalarda milyonlarca düşünceler vardı. Sessiz yürümeleri geleceğe yüksek sesle seslenmeleriydi aslında. Mırıldanmaya başladı:

Dağ başını duman almış,

Gümüş dere durmaz akar.

Güneş ufuktan şimdi doğar,

Yürüyelim arkadaşlar! “Sizde söyleyin diye seslendi gülümseyerek, yorgunluğunuzu alır, güç verir” dedi. “Hep birlikte söyleyelim.”

Bu gök, deniz nerde var,

Nerede bu dağlar taşlar.

Bu ağaçlar, güzel kuşlar,

Yürüyelim arkadaşlar!                                                                                                                                                                      Mustafa Kemal ve arkadaşları ince ince yağan yağmurda patika yolda yürürken çamur ayaklarını sarmıştı. Her adım attıkça ağırlık git gide artıyordu. Hedef de Kara geçmiş köyü vardı.

Her geceyi güneş boğar,

Ülkemizin günü doğar.

Yol uzun da olsa ve var,

Yürüyelim arkadaşlar!

Bu sözler karanlığa çaresizliğe düşmüş Osmanlı’nın kurtuluşunda adım atılan yağışlı, çamurlu yolda atılan ilk adımdı. Özgürlük, bağımsızlık, cumhuriyet, demokrasiye, hukuka, bilime, sanata, mantığa-akla, aydınlığa giden yolda söylenen öz güven veren sözlerdi.

Devrimci Mustafa Kemal Türk ulusuna güveniyordu. Türk Milleti tarih boyunca devletsiz yaşamamıştı. Esir ve esaretliği kabul etmemişti.

Dağ başını duman almış,

Gümüş dere durmaz akar.

Güneş ufuktan şimdi doğar,

Yürüyelim arkadaşlar! Derken geleceği görüyordu Mustafa Kemal… Mazlum milletlere örnek oldu. İslam ülkelerinin içinde tek bağımsız laik, demokrat Türkiye Cumhuriyeti’ni kurdu. 1920 de T.B.M.M kurdu, 1938 de milletinin kalbine gömülen devrimci Atatürk; On Sekiz yılda Kurtuluş Savasını verdi.45 den fazla fabrikalar kurdu, binlerce insanın çalışmasına o yoksulluk döneminde sebep oldu. Fabrikalar arasında uçak fabrikası da vardı. Osmanlı’nın borçlarını ödedi. Devrimleriyle tüm dünyaya lider oldu.  Hasta denilen Osmanlının küllerinden yeni bir cumhuriyetini biz Türk milletine emanet etti. 23 Nisan’ı çocuklara,19 Mayıs Gençlik ve Spor bayramını gençlere emanet etti. Atatürk’e ne zaman doğdunuz? Denildiğinde; “ Ben 19 Mayıs 1919’da Samsun’da doğdum.” Der. Aslında Türk Milletinin yeniden doğuşuydu bu tarih…

Dağ başında yürüyen, bu çağdaş aydın devrimcilere binlerce şükran borcumuz vardır. Her biriniz nur içinde yatınız? Nice 101. Yıllarda buluşmamız dileklerimle.

SÜLEYMAN ERKAN 19 Mayıs 1919 Salı Hasköy-Beyoğlu-İstanbul.

"Süleyman Erkan" diğer yazıları için tıklayın.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

PressTR.com © Copyright Tüm Hakları Saklıdır.

PressTR

tokat haberleri

tokat haber

tokat haber 60

tokat gazetesi

tokat gündem

tokat merkez haberleri

son dakika tokat haberleri

tokat haberi
tokat haberi oku