takip et takip et takip et
Köşe Yazıları

3 Temmuz 2020 - 11:45:38 - 371 Okunma

Bu Sevdadan Vazgeçmemiz İsteniyor!

Çocuklarımız bu sevdadan vazgeçmemizi istiyorlar. Torunlarımız bu sevdadan vazgeçmemizi istiyorlar. Eşlerimiz bu sevdadan vazgeçmemizi istiyorlar. Gelinlerimiz bu sevdadan vazgeçmemizi istiyorlar. Kısacası kendi yaşam tarzlarına görüntü kirliliği, ses kirliliği oluşturduğumuz herkes bu sevdadan vazgeçmemizi istiyorlar.

Peki, biz kimiz? Biz 67 kuşağıyız. Biz 12 Eylül öncesi vatan diyen nesilleriz. Biz 12 Eylül öncesinden beri bağımsızlık, adalet, Filistin, Siyonizim, Türk gençliğinin korunması, Türk dünyasının ve İslam âleminin öne-mini kavramış kelaynaklarız! Biz Siyonizmi, Emperyalizmi, Kapitalizmi, Komünizmi çocuk yaşta öğrenmiş insanlarız. Biz kitap okuruz, haber dinleriz, analiz ederiz, olayların iç yüzünü anlamaya çalışırız. Onun için biz azınlıktayız, biz zoruz, biz banalız! Biz eğlencelerin karnitürü olamayız, biz eğlendiremeyiz, biz aldatamayız; hem kendimizi hem de başkalarını. Biz haz ve hız çağının otomobilleri olamayız! Onun için bizden kaçılıyor, dinlenilmiyoruz, zor ve çağdışı görülüyoruz. Evet, çağ dışıyız! Çünkü bu çağın kendisi zaten çağ dışıdır!

Nedir bu sevda? Dünyayı doğru anlama, insanlığın durumu, ülkemiz üzerinde oynanan oyunlar, bizi yavaş yavaş yok etme oyunları. Geçmişlerimize, kültürümüze, geleneklerimize sahip çıkma sevdası. İslam’ı daha doğru anlama ve yaşama gayreti. Tarihi doğru anlama ve ona göre milleti uyarma gayreti…

Çanakkale şehitlerimiz, Kut-ul Amare şehitleri, Sakarya, Dumlupınar şehitleri… de sevdalarından vazgeçseler bugün biz olabilir miydik? Bir süre vazgeçtik de ne oldu? Bu azınlığın sesi kesildi de ne oldu? Dört bir tarafımız düşmanla çevrilmedi mi? Suriye’nin başına gelenler ve sınırımıza dayanmalar ne anlama geliyor? İslam dünyasını kime kaptırdık? Yalnızlaştırılmadık mı? Bu gün biz de sahip çıkmazsak kendi çocuklarımızı bekleyen akıbeti görebiliyor muyuz? Nitekim herkes bu ülkenin geleceğinden endişe duymuyor mu?

Bu gün Türkiye’nin sınırlarını koruyan, içteki ve dıştaki düşmanlara aman vermeyen, şehitliği vatanın selameti olarak gören yiğitler kimler? Hangi düşünce dünyasına sahipler? 5000 yıllık anlayışı sürdüren, 1400 yıl önceki o Peygamber ve arkadaşlarının ruhunu ruhuna işlemiş gençler, bu gün bu ülkenin namusunu korumak için vatan savunmasına koşuyorlar. Ve aynı ruha sahip babalar da, dedeler de, bu zor günde, zor durumda milletin yardımına koşuyorlar. Bu zor günde Amerika’nın, İtalya’nın, İspanya’nın, İngiltere’nin durumuna düşmemek için ve hiçbir zorlama da olmadan ekmeğini paylaşıyorlar. Yarın muhtemel bir kaosta devletinin yanında olacak bu fedakâr insanlar. Bunlar sayesinde devlet muhtemel krizleri daha kolay yönetebilecek. Ama sonra… İşte o zaman ne olacağı meçhul!

Evet, bu babalar veya dedeler; çocuklarının, kızlarının-evlatlarının, gelinlerinin, bazen de eşlerinin çağdaş yaşamları önünde birer engel olarak görülüyor. Onların önemsedikleri konuları önemsemezler, sohbetleri çekilmez bulunur, endişeleri yersiz bulunur, Allah’a yakınlıkları aşırı bulunur, hassaslıkları onları yorar. Onların sosyal medyadaki yazıları, paylaşımları, beğenileri hoşlarına gitmez. Çünkü arkadaşları tarafından eleştirileceklerinden korkarlar, bu yüzden de arkadaşlarından utanırlar. Bu kuşağın okuduğu kitaplar hoşlarına gitmez. Onlara bir şey anlatsan öğrenmekten korkarlar. Öğrenmenin kendilerini değiştirmesinden korkarlar.

Evet, asıl sorunun bu kuşak olmadığını herkes bal gibi biliyor. Bu dönem çok daha iyi anlaşılmıştır bu durum. Sokağa çıkmayan kim, söz dinleyen kim, devletine katkı sağlayan kim, evde yaramazlık yapmayan kim? Evet bu hassas insanlar. Bunları gerici, yobaz, banal görenlerin devlete kambur olduklarını, sürekli problem çıkardıklarını ve çıkaracaklarını bu bir aylık dönemde görme fırsatı oldu. Türkiye’nin sorunlarına kafa yormayan, “ne olacak bu dünyanın sonu” diye düşünmeyen, bunlar için kafa yormayan ve çözüm aramayan başlı başına kendisi bir sorundur.

Biz yavaş yavaş gidiyoruz. 12 Eylül öncesi zamanda yetişmiş olan duyarlı anne-baba ve dedeler, amcalar, dayılar, teyzeler, halalar, nineler; yavaş yavaş gerçek yurduna hicret ediyor! Değerleri anlaşılmadan, bir süre sonra işe yaramaz ya da engel olarak görülenler yavaş yavaş yok oluyorlar! Cahillerini bir kenara bırakırsak; sanal okuma yapmayan ama gerçek okuma yapan, tefekkür eden, kafa yoran, düşünen fedakâr bir nesil gidiyor. Toplumun elindeki son değerler yok oluyor. Aynı neslin devamını FETÖ harcadı! Bu neslin de akil olabilecek adamları gidiyor. Kim kime, “dur oğlum, dur evladım, mesele senin bildiğin gibi değil” diye-cek? Kim bu milleti Macarlaşmaktan kurtaracak? İşiniz zor olacak ey yeni nesil! Yeni nesil; oturun onlarla sohbet edin, onları dinleyin, tecrübelerinden bedava faydalanın. Sonra arasanız bile, milyonları verseniz bile bulamayacaksınız. Evet, onlar birer canlı kütüphanedir. Endülüsdeki kütüphane gibi yakmayın bu kütüphaneleri, Timur gibi Dicle nehrine dökmeyin kitapları.

Evet, siz kelaynaklar! Sizlerin de gitmeden önce biraz daha gayret etmeniz gerekiyor. Küsmeden, kırılmadan, inadına tecrübelerinizi aktarmaya gayret etmelisiniz. Durmak yok, yola devam. İyi, doğru, güzel gördüğünüz yolda…

***

Hala beyinleri takır takır işleyen kelaynaklar! Sizi bir fıkrayla tebessüm ettirip öyle bitireyim.

Adamın biri yeni ulaştığı otele kaydını yaptırır.

Odasına girdiğinde masada bir bilgisayar görür ve karısına e-mail atmaya karar verir.

Fakat yazdığı mesajı farkında olmadan yanlış bir adrese gönderir…

Tam bu sırada maili yanlışlıkla attığı kadın, kocasının cenaze töreninden evine yeni dönmüştür ve bilgi-sayarındaki maili görür ve maili okuyunca olduğu yere yığılıp kalır.

Odaya giren annesi yerde yatan kızını ve ekrandaki mesajı görür.

Kime: Sevgili karıma

Konu: Yeni ulaştım.

Tarih: 16 Mart 2020

Benden haber aldığına şaşıracağından eminim. Burada bilgisayar var ve sevdiklerimize e-mail gönderebiliyoruz. Buraya yeni ulaştım ve kaydımı yaptırdım. Her şey yarın senin buraya geleceğin düşünülerek hazırlanmış. Seninle buluşmayı dört gözle bekliyorum. Umarım benim gibi sorunsuz bir yolculuk geçirirsin.

Not: Burası çok sıcak.

İsmet YALÇINKAYA

16.04.2020

"İsmet Yalçınkaya" diğer yazıları için tıklayın.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

PressTR.com © Copyright Tüm Hakları Saklıdır.

PressTR

tokat haberleri

tokat haber

tokat haber 60

tokat gazetesi

tokat gündem

tokat merkez haberleri

son dakika tokat haberleri

tokat haberi
tokat haberi oku