takip et takip et takip et
Köşe Yazıları

15 Eylül 2020 - 10:06:39 - 291 Okunma

BİZİM KUMRULAR

Güneye bakan mütevazı balkonumuzun hemen önünde sitemizin, çam ve dut ağaçları yükselir. Yaklaşık on metre ilerimizde il kütüphanesinin dev çınarları ve diğer ağaçları boy verir. Yaz mevsiminde kahvaltımızı yaparken kırda piknik yaptığımızı, bulutlu havalarda ise yayla havasını soluduğumuzu hissederiz. Yeşilliğimiz bunlarla da sınırlı değildir. Kafamızı kaldırınca sol uzağımızdaki GIjgıj’ın, sağ uzağımızda kalenin bedenlerinin yeşil örtüleri görünür…

Gecesi de güzeldir balkonumuzun bulutsuz gökyüzünde ay ile Venüs yan yana gözükürler. Ay henüz çıkmamışsa çoban ya da Zühre yıldızı denen Venüs, öyle parlak, öyle yakın görünür ki sanki balkonumuza inecek sanırız. Zaman ilerledikçe o da kayar batıya doğru.

Ay ve yıldızları izlemek pek romantiktir. Ayı eskiden beri biliyorduk ama Venüs bizim yeni gözdemiz oldu. Zühre yıldızı ile ilgili neler yazılmamış ki? Batılılar boşuna güzellik tanrısı seçmemişler onu?

Son yıllarda balkonumuzu camlattık. Tavana kadar uzanan camlar, açılınca katlanarak yan yana dururlar. Bu duruş, kumrularımızın gözüne dal gibi görünmüş olmalı ki oraya yuva yapmaya karar vermişler. Açılan camların oluşturduğu yüksekliği gözlerine kestirmişler. Camları açıp kapattıkça balkona bir dolu çer çöp dökülüyor.

Dökülen çöpler, titiz eşimi sinirlere boğuyor. Biz inat ettik, kumrular inat ettiler. Kapıdan kovduk, bacadan düştüler. Sonunda başa çıkamayınca “Bir kuş bir çalıya siner. Çalı kadar da mı gölgemiz yok” diyerek pes ettik.

Yapıp çatmış bir yuva sahibi olmuşlar. Camı kapatacak olsak yuva, darma dağın olacak. Bir gün baktım ki yuvasına yerleşen bir kumru bizi gözetliyor yukardan.

Zaman geldi. Yuvadaki kuş hiç değişmiyor anladık ki kuş kuluçkaya yatmış. Kuluçka boyunca bir kuş ne yer ne içer diye düşünürken, bir başka kuş kondu yuvaya, öbürü fırlayıp gidince yeni gelen kuş onun yerini alıp masumene oturuyor. Demek ki bunlar, birbirinin eşi ve nöbetleşe yatıyorlarmış, kuluçkaya.

Biri büyük, biri küçük, iki yavru çıkardılar. Yavruların beslenmesini de izledik. Ebeveynlerden birisi gelince yavrular açabildikleri kadar açıyorlar ağızlarını kumru da oraya boşaltıyor ne getirdiyse. Hani bir tekerleme vardır. “Ağzım ile ot, memem ile süt getireceğim” gibi. Kumrular da kursaklarıyla yiyecek getiriyorlar.

Bu sabah balkona çıkınca büyük toruna güven gelmiş olmalı. Yuvadan inmiş balkonda düşünüyor. Büyük baba mıyım, dede miyim bilmem ama birisinin yuvadan uçma vaktinin geldiğini anladım, içime bir gariplik çöktü.

Torunu rahatsız etmemek için kahvaltımızı mutfakta yaptık. Tekrar çıktığımda balkona, torunun yerinde yeller esiyordu.

Sen ne kadar fedakârlık edersen et. Herkes cinsine çekiyor. Hani derler ya “Katranı kaynatmakla olur mu şeker? Herkes cinsine çeker.” Kuştur gidecek tabii, gitmesine bir şey demiyorum da bir “Allaha ısmarladık!” bari yok muydu yani…

Ne yapalım, biz de küçük torunumuzla avunuruz. Ne kadar kalacaksa yanımızda… Sevgi sevgiyle kalsa demişler. Tavuk cücüğüyle kalırmış. Nelere katlandık, şimdiye kadar ona mı katlanamayacağız? Yolları ve şansları açık olsun. Canları sağ olsun da iyi haberlerini alalım yeter.

Bir bizim başımızda değil ki ayrılık…

"Rasim Canbolat" diğer yazıları için tıklayın.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

PressTR.com © Copyright Tüm Hakları Saklıdır.

PressTR

tokat haberleri

tokat haber

tokat haber 60

tokat gazetesi

tokat gündem

tokat merkez haberleri

son dakika tokat haberleri

tokat haberi
tokat haberi oku