takip et takip et takip et
Köşe Yazıları

26 Aralık 2019 - 10:05:16 - 182 Okunma

Biz Yalnızız Biz Yalnızız, Yalnızız…

*Eskiden derdim ki, insanın başına gelebilecek en kötü şey, bir gün yapayalnız kalmasıdır. Öğrendim ki hayatta insanın başına gelebilecek en kötü şey; yapayalnız hissetmesine neden olan insanlarla yaşamasıdır. (Goethe)

Yalnızlık dışarıdan gelmez. İnsanın içindedir…(?)

-Bir insan saçma şeylere  bile gülebiliyorsa o kişi yalnızlık duygusu içindedir.(?)

Yalnızlığına iyi bak, sahip çık. Kaç kişinin emeği var onda kim bilir.(?)

İkiyüzlü  insanları görünce yalnızlığı öpesim geliyor.(?)

Kusursuz bir insan ararsan, dört dörtlük bir yalnızlık yaşarsın .(Aldous Huxley)

Yalnızlığı Teknoloji Mi İcat Etti?

Otobüste cep telefonu, sokaktaki arkadaşımız cep telefonu(!), arkadaş ortamında cep telefonu, yemek yerken cep telefonu, tuvalette cep telefonu(!), yatarken cep telefonu, toplantıda cep telefonu… Cep telefonları elimizden düşmüyor.

Cep telefonu bozulan veya cep telefonu kaybolan ya da cep telefonunu modeli eskiyen birinin hali sudan çıkmış balığın haline benziyor. Eskiden internet, bilgisayar, televizyonlara bağımlılık vardı şimdi “cep telefonu bağımlılığı” kanserden daha zararlı bir hastalık haline geldi. Tüm bunlar aslında insanlardaki “yalnızlığın” bir sonucudur.

Yalnızlık hissi yaşayan birini hayal etmemiz gerekse aklımıza hemen yaşlı bir insan gelir. BBC’nin yaptığı “yalnızlık deneyinde” 75 yaş üstü yaşlıların yüzde 27’si kendilerini yalnız hissettiği sonucuna varılmış. Ancak yaş grupları arasındaki farklar oldukça çarpıcı. 16-24 yaş grubundaki gençlerin yüzde 40’ı yalnızlık hissine kapıldıklarını ifade ediyorlar.

Yalnızlık şu anda modern insanın kâbusu olmuş durumda. Herkes birbirinin gözü önünde yalnız yaşamaktadır. Modern çağın en büyük felaketi haline geldi yalnızlık. Çağın hastalığı haline gelen yalnızlık, sadece bizim toplumumuzun sorunu değil, tüm dünyanın sorunu haline gelmiştir.

Yalnızlık hissi yalnız olmakla aynı anlama gelmediği malumunuzdur. Yalnızlık bir kopukluk hissidir. Etrafınızdaki hiç kimsenin sizi anlamadığı ve kurmak istediğiniz anlamlı ilişkilere sahip olmadığınız hissi şeklinde tezahür eder. Yalnızlık bir nevi insanın kendini izole etmesi demektir. Bir dedenin, bir ninenin yalnızlığıyla gençlerin yalnızlığı aynı değildir. Onların yalnızlığı bambaşka. Onların dostu telefon, televizyon, sosyal medya; yalnızlığı ise insanlar olmuş.

“İnsanlar köprü kuracakları yerde, duvar ördükleri için yalnız kalırlar.” (Isaac Newton)

Nе zаmаn mutlu olmаyа kаlksаm otur diyor yalnızlığım, otur. (Küçük İskеndеr)

Akıllı Telefonlar İnsanı Gerçekten Yalnızlaştırıyor mu?

Artan teknoloji kullanımının insanların yalnızlaşmasının ana sebeplerinden biri olduğu uzmanlar tarafından belirtilmektedir. İnsanlar boş zamanlarının çoğunu medyada ortamında (internet, facebook, twitter, TV vs.) elinde cep telefonu kendisini dış dünyayla etkileşime kapatarak geçiriyorlar. Aile üyeleri, şehir hayatı, uzayıp giden iş saatleri nedeniyle birbiriyle görüşemiyorlar. Bu durum sokakta, iş yerinde, okulda ve evde nerede olursa olsun canlı iletişimi ortadan kaldırmaktadır. Aile üyeleri akşam bir araya geldiklerinde sohbet yerine, dertlerini ve sevinçlerini paylaşmak yerine farklı odalarda ayrı TV’ler izliyorlar. İki arkadaş bir kafede bile bir araya geldiklerinde karşılıklı oturunca sohbet yerine sürekli cep telefonlarıyla oynar, sosyal medya hesaplarından başka birileriyle konuşur oldular. Sohbetlerimizin konusunu ne yazık ki sosyal medya belirler oldu. Çocuklar bütün gün bilgisayar başında beyinlerini iğfal eden oyunlarla iç içe olurken, ailelerini rahatlatırken(!), aileler de rahatlıklarının tadını çıkarıyorlar! … Halbuki telefon ve elektronik oyunlar insan beynini hayal gücünü köreltiyor, insani ilişkileri dumura uğratıyor, insanı yalnızlaştırıyor. Teknoloji hastası haline gelen bu çocuklar sosyalleşemediği gibi ailesinden bile uzaklaşıyorlar.

Bütün bunlar, insanların zamanla birbirlerine yabancılaşmasını, birbirinden ve hatta kendilerinden uzaklaşmasını doğurmakta ve doğal iletişimin azalmasına neden olmaktadır. Bunun sonucu özellikle çocuklar ve gençler; dünyayı, ilişkileri, değer yargılarını, gelenek görenekleri, insani paylaşımı, sevgiyi, ilgiyi, kendine güveni, dünyaya güveni, ebeveynleri ve çevredeki diğer yakın kişilerle teması öğrenememektedir. Bütün bunların nedeni aile fertlerinin birbirine bedenen yakın (bir kapı kadar) ruhen (duygusal ve zihinsel) uzak olmalarından kaynaklanmaktadır. Bu durum çocuklarda içsel yalnızlık- kendi içinde yalnız hissetme; yani diğerleri tarafından anlaşılamadığı, değer görmediği, sevilmediği hatta hiç görülmediği hissini uyandırmaktadır. Bunu yaşayan kişilerin çevreleri ne kadar kalabalık olursa olsun kendilerini kalabalıklar içinde yalnız hissetmesi kaçınılmaz olmaktadır.

Evet, teknolojinin insan hayatına getirdiği kolaylıklar her ne kadar inkâr edilemese de çoğu insanın teknoloji tarafından kullanılması(!) zaviyesinden bakıldığında, teknolojinin bireyi yalnızlaştırdığı rahatlıkla söylenebilir. Ve biz buna küçük yaştaki çocuklarımıza göz yumarak, yanlış algılarımızla çanak tutuyoruz! Mesela, cep telefonunu çok iyi kullanan çocukları çok zeki olarak algılıyoruz. Küçücük bir çocuğun elimizden telefonu alıp kullandığında ne kadar zeki diye şaşırıyoruz. Aslında bir göz yanılmasından farklı olmayan bu durum, küçük yaşlarda biz bu teknolojiyi bu telefonu kullanamadığımız için bize olağanüstü geliyor. Bu masum gibi görünen cahillik, çocukların yalnızlaşmasına açılan ilk kapıdır.

Yalnızlığın sağlığa verdiği zararlar ayrı bir konu. Onu doktorlara, psikologlara bırakmak lazım. Zira bununla ilgili yurt içi ve yurt dışında binlerce araştırma var. Teknoloji yokken yalnızlık yoktu. İnsanlar okurdu,  tartışırdı, sohbet ederdi, misafirlik kültürü çok üst düzeydeydi. Yalnızlığın sebepleri insanlara kitap okumayı unutturuyor. Hâlbuki kitaplar insanların en yakın dostlarıdır. Kitap dostları yalnızlık çekmez, iç dünyaları sürekli yenilenir/gelişir. Sosyal medyada geçirdiğimiz gereksiz zamanı kitap okuyarak ya da bir enstrüman çalarak geçirebileceğimizi düşünürsek;  bir yılda en az otuz kitap okunur, bir enstrümanı çalabilir hale gelebilir ya da bir yabancı dil öğrenilebilir. Bu uğraşlar insanı hiçbir zaman yalnızlaştırmaz. Zamanının bir kısmını kitap okumayla, bir kısmını enstrüman çalmayla ve bu birikimle bir kısmını da sohbetle geçiren birinin yalnızlık diye bir derdi olur mu?

Yalnızlık modern şehirlerin ortaya çıkmasıyla başlardı, iletişim araçlarının modernleşmesiyle(!) ayyuka çıktı. Şehirleşmede empati kültürü zaafa uğradı, paylaşarak mutlu olmak rafa kalktı. Oyunlar doğal ortamdan evlerin içine girdi, doğallığını kaybetti, çokluktan bireyselliğe dönüştü. Çocuklar neredeyse her gün yan yana olmasına rağmen oyun oynamıyor, hiçbir şeyi tartışmıyorlar. Kolektif sporlar azaldı bireysel sporlar arttı. Sağlık yerine vücut geliştirmeler, bayanlarda platesler, fitness salonları doğal sporların yerini aldı, insanları salonlarda yalnızlaştırdı. İnsanların birbiriyle paralarıyla, giyimleriyle, sosyal medya arkadaşlıklarıyla, vücut ölçüleriyle yarıştığı ortamlarda, ruhların dostluğu mümkün olur mu? Vicdan, sağduyu, empati, değergamlık olmadığı ortamda yalnızlık kaçınılmazdır.

En yalnız insanlar, Hazret-i Muhammet, Hazret-i Hatice, Hazret-i Ali,  Hazret-i Ebû Bekir, Hazret-i Zeyd bin Hârise, Hazret-i Bilâl-i Habeşî (ilk beş Müslüman) idi. Her türlü eziyet ve ambargoya uğradıkları, dünyayla tecrit edildikleri halde kendilerini hiç yalnız hissetmediler. Buna benze pek çok örnek vardır. Düşman zindanlarında her türlü işkenceye uğradıkları halde oradan çok daha iradeli bir şekilde özgürlüğe kavuşan insanlar azımsanmayacak kadar çoktur. Evet, yalnızlığın temel ilacı “inançlar”dır. Allah’ın olduğu bir âlemde yalnızlık diye bir şey olmaz. Seni yaratan, sonsuz rızıkları sana veren tanrın, sana şah damarından daha yakın ise sen nasıl yalnız olabilirsin? O halde içimizdeki inanma alanını boş bırakmadığımız sürece kâinatın neresinde olursak olalım yalnız kalmayız diye düşünüyorum. Zira bunun örnekleri tarihin her döneminde yaşanmıştır?

Yalnızlıktan kurtulmak mümkün mü? Evet, kurtulmak mümkündür. Öncelikle yalnızlığınızın farkında olacaksınız. Bunun yanında, her ne kadar dışarıdan yardım alınsa da asıl ilacın kendi içinizde olduğunu bileceksiniz. Eğer “yalnızlık” çektiğinizi düşünüyorsanız veya farkında iseniz kendinize birkaç soru sorun:

Yalnızlığımın sebepleri nelerdir?

Durumumu düzeltmek için yapabileceğim bir şeyler var mı?

Hayatımda bazı değişiklikler yapmam gerekiyor olabilir mi?

Gerekiyorsa ne gibi değişiklikler yapmalıyım?

Kimden yardım alabilirim?

Son söz olarak:

Unutmayın ki cennette yalnızlık yoktur.

Cehennemde yalnız yanar insanlar. Cehennem ehli acıdan başka bir şey düşünemez.

Kendi cehennemini oluşturanlar yalnızlıktan kurtulamaz.

Yalnızlıktan kurtulmak ya da yalnızlığa düşmemek için içimizdeki cenneti ortaya çıkaralım!

 

İsmet YALÇINKAYA

25/12/2019

"İsmet Yalçınkaya" diğer yazıları için tıklayın.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?




PressTR.com © Copyright Tüm Hakları Saklıdır

PressTR

tokat haberleri

tokat haber

tokat haber 60

tokat gazetesi

tokat gündem

tokat merkez haberleri

son dakika tokat haberleri

tokat haberi
tokat haberi oku