takip et takip et takip et
Köşe Yazıları

13 Kasım 2019 - 09:46:23 - 206 Okunma

BİZ BU DEĞİLİZ!.. AMMA NEDEN!..

İnsanın değil, insanların da değil, insanlığı baki kaldığı, onun güzelliklerinin kalıcı izler bıraktığı dünyamızda ve de bizim güzel ülkemizde ne yazık ki acılar, şaşkınlıkları sapkınlıklar, akıl tutulmaları kutsal, ulusal ve kültürel değerlerin ve hatta ahlak ve adaletin önüne geçiyor. Çıldırıyoruz galiba demekten alamıyor insan kendini.

Gün değil, saat geçmiyor ki yanı başımızda, yakın çevremizde veya bir başka yörede görülen, yaşanan, işitilen onlarca çirkinlikleri izleme, duymak ve bire bir yaşamak durumunda kalmayalım. Olaylar çok acı gerçeklerin üst taraf görüntüleri dipte kıyametin koptuğu açık ve net. Gözlere perde inmiş, yürekler taşlaşmış, sevgisiz, duygusuz bir yaşam sürecinde seyrediyoruz belli ki.  Bir insan olarak, bir anne olarak, bir eğitimci olarak, “Benim ülkemin güzel insanları bunlar olamazlar!..” diye feryadı figan edesim geliyor.

Biz bir millet olabilmişsek, ulus olabilmişsek temek niteliklerimizin özel ve güzelliklerindendir. Dilimizle, kültürümüzle, ortak tarih ve coğrafyamızla aynı değerler için can verdiğimiz bu topraklar kutsaldır, kıymetlidir.

Bizleri birbirine bağlayan kutsal, ulusal ve kültürel değerlerimizdir. Bu değerler ulusların devamlılığı içinde temel esaslardandır.

Lâkin feryadım var!.. Canım acıyor!.. Bu değerlerimiz bir bir avuçlarımızdan kayıp giderken nemelazımcılık, vurdum duymazcılık, doyumsuzluk, güvensizlik bir karabasan misali abanmış toplumun üzerine.

Sorulmaz mı o vakit. Ne oldu bizlere?.. diye.

Öyle ki; Acıların, hüzünlerin, üzüntülerin ve kaybedilenlerin arkasında “Baş sağlığı dileriz…” Allah sabır versin… Geride kalanlara ömürler… Kader bu ne diyelim… Işıklar içinde uyusun… En acısı da ne biliyor musunuz? Vatan sağ olsun” söylenen bu sözler artık güncel konuşma dilimize yerleşerek kanıksandı. Bu söylemlerle ve bu anonimleşen dileklerle günü kurtardığımızı zannediyoruz. Oysa madalyonun diğer yüzünü kimse görmek, sorgulamak, duymak istemiyor. Zira oradaki gerçekler çok acı ve karanlık.,

Sözde küreselleşen dünyada israf ve konforun arasındaki kopmaz bağ bulaşıcı hastalık gibi insanları sarmaladı. Bu iki olgunun arasına sıkışan toplumun bireylerinde ki acıma, paylaşma, hoşgörü vefa, sevgi, saygı, güven kavramları da genetik değiştirerek o insanların dünyasına giriverdi. Ve bugünlere taşındık. Peki..! Ne oldu bize..? Bizi millet yapan onlarca özellik ve güzellikler nereye kayboldu.

Toplumun en küçük ve en kutsal parçası olan aile birliktelikleri sistematik şekilde değişime uğratıldı. Öz değerler askıya alınarak, değişik projeler adıyla servis yapılır oldu.

Yaratılan uygun ortamlarda da bu insanların acı ve ızdıraplarından nemalanan türler meydan aldılar elbetteki.

Göremez, duyamaz, konuşamaz oldu insanlık ve insanlarımız. Bizim o inşalarımız ki;

  • Engin yüreklerini dolduran acıma duygularının zenginliğiyle “Yaradandan ötürü yaradılanı” severdi hep,
  • Misafir, onun için tanrının yolladığı, nasipleriyle gelen ilâhi bir konuk ve manevi güzellikti,
  • Hak ve ordiliyetin “Kul hakkı” üzerindeki önem ve değerlerini tartışmasız bilen ona göre yaşantısını devam ettirendi,
  • Bir dilim ekmeğini, bir tas çorbasını komşularıyla paylaşıp, onlar açken tok yatamayandı,
  • Karıncanın yolundaki engelleri parmaklarıyla temizleyip onun yuvasına daha güvenli gitmesini sağlayandı,
  • Yoksulları, güçsüzleri, darda kalmış çaresizleri kollayıp gözetendi,
  • Ve bizi ulus yapan, büyük millet yapan ulusal değerlerimizi namusu, şerefi kabul eden o kocaman yürekler bizim değil miydi?..

Sormak Lâzım.. Haykırmak lazım..!

Bilirkişilere, yöneticilere, siyasilere, bürokratlara, öğretmenler, işçi, memur, ana ve babalara herkese, her kesime sormak lazım. İnsani değerlerimiz aynı zamanda bizim ilahi güçlerimiz değil midir. İmandan imkanlar yaratan bir ulusun fertleri olarak sormak lazım.

  • Henüz bebekken Türk bayrağını tanıyan ona sevgiyle gülümseyen bizler değil miydik. Alfabemizdeki Atatürk’le başlıyordu okulumuz. Andımız vardı, onunla başlıyorduk her yeni güne. Yemin olsun diyorduk büyükleri sayıp, küçüklerimizi koruyacağımıza. Çalışkan olmak ilk vazifemiz olurken, Türk ve doğru olmak en kutsal olgularımızdı.

Yüz yıla yakın bu duygularla ve şevkle beslenerek büyüyen bir nesil, bir kuşak bir toplumduk… Ne oldu bize?.. Kim ne etti!..

  • Yüreklerimiz paslanmış, sevgiyi, saygıyı unutmuşsak,
  • Misafirlerimizi otellerden, konukevlerinden ağırlayıp, restoranlardan yolculuyorsak,
  • Milli ve dini bayramlarda evden kaçış projeleriyle donanımlı olarak eylemlere geçiyorsak,
  • Çevremizdeki insanların açlığı, üzüntüsü, sevinci, tasası ve hatta apartman komşumuzun kim olduğu, varlığı, yokluğu bizi hiç ilgilendirmiyorsa,
  • Ve paylaşımlarda payın en büyüğünü kapabilme hesapları yapıyorsak,

Ne oldu bize!.. Sormak Lâzım değil mi!..

Tüm insani güzellikler yavaş yavaş eriyor yok olurken, yüzüncü yılına üç kala bizlere en güzel yaşam biçimini sunan Cumhuriyetle ve onun kurucusu Atatürk ve eserleriyle hala yüzleşme peşindeyiz.

Peki de, neden?..

Neden hiç kimse canlarımız çocuklarımıza, dinimize, sosyal, ulusal ve kültürel değerlerimize kasteden dahili ve harici bedhahlar ile ve bu musibetlerle yüzleşelim demiyor, diyemiyor.

Sonuç açık ve net… Oluşan her durumda vazife çıkararak nemalanan emperyalizmin canavar hizmetkarları eğitimde, siyasette, sosyal hayatta ve bir çok sistemlerde konuşlanarak, aslında kendi zekalarından değil, rakiplerinin beceriksiz, liyakatsizliklerinde beslenerek plan ve projelerinde başarılı olma çabası veriyorlar. Ve çoğu kez de başarılı oluyorlar.

Böyle olunca da ülke insanları fakru zaruret içinde harap ve bitap ağlıyor, evlatlar ağlıyor, canlar yanıyor.

Dileğin odur ki; Son zaman dilimini yaşadığımız 2019 yılı, acılarıyla, olumsuzluklarıyla gerilerde kaldı artık. Gelecek günlere aydınlık ve barış içinde yelken açılsın, milli birlik ve beraberlikle Atatürk’ün Cumhuriyeti ve onun idealleri sonsuza dek yaşatılsın.

Çünkü başka Türkiye yoook!..

Esen Kalın

"Şerare Kıvrak" diğer yazıları için tıklayın.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

PressTR.com © Copyright Tüm Hakları Saklıdır

PressTR

tokat haberleri

tokat haber

tokat haber 60

tokat gazetesi

tokat gündem

tokat merkez haberleri

son dakika tokat haberleri

tokat haberi
tokat haberi oku