takip et takip et takip et
Gündem

4 Kasım 2019 - 109 Okunma

BİRLEŞİK KAMU İŞ’TEN 2020 BÜTÇESİ ELEŞTİRİSİ

Birleşik Kamu İş Konfederasyonu Genel Başkanı Mehmet Balık yaptığı yazılı açıklamada, “Ülkemizde çalışma yaşamını, yurttaşların mutfaklarına girecek gıdaları, asgari ücretlileri, ailelerin temel tüketim malları ile doğalgaz ve elektrik gibi pek çok hizmeti etkileyecek “2020 Merkez Yönetim Bütçe Kanun Tasarısı” yoksuldan toplanıp zengine dağıtılan bir anlayışla hazırlanmıştır.” İfadelerine yer verdi.

2020’de 1 trilyon 96 milyar TL olması öngörülen bütçenin kamu kurumları içerisinde eğitime %16,1; sağlığa %17,2; Büyükşehir belediyeleri ile il özel idarelerine %18,2,  savunmaya %12,8, Diyanet İşleri Bakanlığı’na %34 oranında bütçe ayrılması planlandığını vurgulayan Başkan Mehmet Balık açıklamasında şu ifadelere yer verdi, “Diyanet İşleri Bakanlığı bütçesi 7.7 milyar liradan 10.5 milyar liraya çıkarılırken eğitim için genel bütçeden 125 milyar lira pay ayrılırken bütçenin %73’ü personel maaşları, %11’i ise personelin sosyal güvenlik giderleri için ayrılmıştır. MEB’in merkezi yönetim bütçesinden geçen yıl aldığı %16.81 oranındaki pay, 2020’de %16.1’e gerilemiştir. 2020 yılı bütçesinde sağlığa 188,6 milyar lira kaynak ayrılırken Büyükşehir belediyelerimizle il özel idarelerini de 97,3 milyar lira kaynak ayrılmıştır.

Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı Naci Ağbal’ın,  bütçenin en yüksek payının 188,6 milyarla sağlığa, 176 milyarla da eğitime ayrıldığını ve giderlerinde %88’inin vatandaşa hizmet olarak döndüğünü açıklaması gerçekçi değildir.

Eğitim ve sağlığın tamamıyla paralı hale getirildiği koşullarda kamucu politikalar neredeyse ortadan kaldırılmıştır. Eğitimi ve sağlığı tamamen ‘piyasacı” bir bakış açısıyla yönetmeye çalışan siyasal iktidar; eğitim ve sağlıkta başta olmak üzere toplumsal yaşamın hemen her alanında müşteri odaklı yaklaşım sergilemektedir. Eğitimde ve sağlıkta yaşanan ticarileştirme ve özelleştirme sonucunda ortaya çıkan uygulama bir çöküntü yaratmıştır.

2020 yılı bütçesi AKP iktidarının 17 yıldır uygulanan ranta dayalı, dışa bağımlı bir ekonomi politikasının sonucunu yansıtmaktadır. Bütçe yurttaşların ekmeğini küçültmektedir, kriz ve ekonomik durgunluğu artırmaktadır.

Kamu emekçilerine %3-4 oranında ücret artışı reva gören AKP iktidarı, doğalgazdan elektriğe ve temel tüketim mallarına %40-50 gibi yüksek oranda zam yapmıştır. İşçilere, kamu emekçilerine, çiftçilere, EYT’lilere, öğrencilere kaynak ayırmaktan çok uzak olan bütçe sermayenin krizini çözmeye dönük politikalardan oluşturulmuştur. Gelir vergilerinde yüzde 11’lik bir artış öngörülürken, emekçiler tarafından üstlenilen ÖTV, Harçlar, Motorlu Taşıtlar Vergisi ve KDV gibi dolaylı vergilerde yüzde 35’e yakın artış öngörülmektedir.

AKP hükümetinin kamu harcamalarını kısması, tasarruf tedbirleri almaya çalışması yurttaşları aldatmaya dönüktür. 2019 bütçesinin yurttaşlar için daha az maaş artışı ve ek zam ve vergi artışı olarak planlanmıştır. Halka ‘kemer sıkmayı’ dayatan iktidar; doğalgaza, elektriğe, köprü ve otoyol geçişlerine, tren, posta, alkollü içecek, sigara fiyatlarına ve birçok kamusal hizmete zam yapmıştır.

2020 yılı bütçesinde hem vergiler hem de dolaylı vergiler artırılmaktadır. Hükümet mevcut vergilerin yanı sıra Dijital Hizmet Vergisi ve Değerli Konut Vergisi adı altında iki vergi türüyle yeni gelir hedeflemektedir.

2020 yılı bütçesinden kamu personeline 333,9 milyar lira, emekli aylıkları için 365,9 milyar lira kaynak ayrılmıştır.  Genel devlet bütçesinden hem kamu emekçilerine hem de emeklilere yapılan ödemelerin toplam tutarı 700 milyar lira olacağı öngörülmüştür.

Ülkemizde işsizlik artış hızı sürekli yükselmektedir. Temmuz 2019 döneminde işsizlik oranı yüzde 13,9’a işsiz sayısı 4 milyon 596 bin kişiye yükseldi. Genç işsizlik yüzde 30’a yaklaştı. Kayıt dışı istihdamdaki artış sorunu istihdam boyutlarını büyütmektedir. Bu tablonun sürdürülemez olduğu, işsizlik sorununun geldiği noktada oldukça uzun bir süre ülkenin gündemindeki en çözümsüz ve yakıcı sorunların başında yer almayı sürdüreceği anlaşılmaktadır. Yeni Ekonomi Programı ve Orta Vadeli Mali Program’da, 2020 bütçe yasa tasarısında öngörülen, üst üste kesintisiz yüzde 5 büyüme hızı hedefinin gerçekleştiği varsayılsa bile bu veriler, işsizliğin gelecek yıllar boyunca en ağır ekonomik ve sosyal mesele olmaya devam edeceğini göstermektedir.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan’ın TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda müteahhitlere garanti ödemesi yapmak için “Hane Halkına Transferler” kalemi ile Karayolları Genel Müdürlüğü’nün 2020 yılı bütçesinin en büyük ödeneklerinden birini oluşturmaktadır. “Mega projeler” nedeniyle müteahhitlere verilen araç ve yolcu garantisi ödemelerinin yapıldığı “Hane Halkına Transferler” kalemine 2020 yılı için 7.8 milyar TL’lik ödenek konuldu. Uzun yıllar sürecek garanti ödemeleri 2020 bütçesinde açıklanmıştır. Buna göre, 2020 yılında 7 milyar 876 milyon, 2021’de 10 milyar 714 milyon, 2022’de ise 12 milyar 684 milyon lira garanti ödemesi yapılması öngörülmektedir.

Buna göre 2020, 2021 ve 2022 yıllarında tamamına yakını AKP iktidarlarının gözde müteahhitlik şirketleri olan gruplara 31 milyar 274 milyon lira daha garanti ödemesi yapılması planlanmıştır.

2020’de Kamu Özel İşbirliği projelerine 18.9 milyar lira ayrıldığı belirtilen açıklamada “İktidar halkın zaten dar olan bütçesi ile ve halka hiçbir yarar sağlamayan KÖİ projeleri ve özellikle enerji ve inşaat şirketleri milyarlarca dolarlık borçlarından kurtarılmakta, krizin tüm faturası halka çıkarılmaktadır.

Kamu Özel İşbirliği kapsamındaki halkın geçemediği köprüler ile Mega projelere yüklü bir kaynak ayırmaya devam etmektedir. KÖİ modeliyle iktidara yakın şirketlere verilen otoyol, köprü, tünel, şehir hastaneleri projelerindeki dolar-euro endeksli hazine garantileri, geçiş ve hasta sayısı garantileri giderek bütçeyi zorlamaktadır. 25-40 yıl arasında değişen garanti süreleri dikkate alındığında üç yılda üçe katlanan garanti ödeneklerinin, yakın gelecekte bütçeye ve ülke ekonomisine getireceği yükü artıracaktır.

Bu alanlardaki ekonomik yükün eğitim, sağlık, istihdam, tarım, gıda, teknoloji vs alanlarına baskı oluşturacak ve kamusal hizmetlere ayrılacak bütçe kaynaklarında kesinti yapılması kaçınılmaz olacaktır.

2020 bütçesi 138,9 milyar TL açık hedefiyle hazırlanırken, 2019 bütçesi Eylül ayında 17,7 milyar TL açık vermiştir. Ocak-Eylül dönemi dokuz aylık bütçe açığı, 85,8 milyar TL’ye ulaşmıştır.

Kamunun sırtına yüklenen bu açıklar ve devlet garantisindeki Mega projeler ve yandaş müteahhitlere sağlanan bu garanti ödemeler 2020 bütçesini anlatmaya yetmektedir.

Devletin 2020 yılında 195,6 milyar alacağını sermayeye bağışlaması kabul edilemez. EYT’lilere 26,1 milyarı çok gören AKP hükümeti sermayeden almaktan vazgeçtiği bu paralarla EYT’lilerin sorununu çözmesi mümkündür. Bu devasa parayla binlerce kişiye istihdam yaratılır ve çiftçinin ve küçük esnafın sorunları çözülebilir.

Devletin şirketleşmesine geçişin simgesi olan Türkiye Varlık Fonu A.Ş, ülke kaynaklarını kullanarak borçlanmaya ve bu borçla iktidara yakın şirketleri kurtarmaya devam etmektedir. Bütçede öne çıkan bir diğer husus da hesap verilmeden kullanılan örtülü ödenek ve yedek ödeneğin bütçe teklifi içindeki toplamının 14,1 milyar liraya ulaşmasıdır

2020 bütçesinde sanayi üretimi güçlendirmek adına yeterli kaynak ayrılmamıştır. Sanayisizleşme ve yatırımsızlık anlayışı korunarak 2019 bütçesinde yüzde 4 düşürülen Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bütçesi, 2020’de de olduğu gibi korunmuştur.

AKP iktidarının, TÜİK rakamlarına müdahale ederek enflasyonu düşürdüğünü ve hayatın gerçeklerine baktığımız zaman aslında hayatın olağan akışına uymayan enflasyon rakamı açıklanmaktadır.

Ülkemizde enflasyon, zamlar, faizler, adaletsiz vergi dilimleri, döviz kurundaki artış ve işsizlik sürekli artmaktadır. Açlığın ve yoksulluğun ülkemizde adeta sıradanlaştığı koşulları yaşanmaktadır. İşçinin ve kamu emekçinin yaşam şartlarının zorlaştığı dönemde krizin bedeli emekçilerin sırtına yüklenmektedir.

2020 bütçesinin emekçiden yana olmadığını belirtiyoruz ve hazırlanan bütçeyi kabul etmiyoruz.

Kalıcı ve kronikleşmiş enflasyon ve işsizlik sorununu çözmemektedir.

Ekonomik-mali açmazları artırmaktadır.

Yurttaşların açlık-yoksulluk sorunlarına umut olamamaktadır.

Bütçenin hedefleri ciddi ve gerçekçi değildir, ülkenin kalkınması yurttaşların sırtına yüklenen vergilerle gerçekleşemez.

Emekçilerin mutfağını daraltan sermayenin karını artıran planlamadan oluşmaktadır.

Kamunun ve ekonominin dış borcunu artırmaya yöneliktir.

Emekliyi ve EYT’lilerin sorunlarını görmezden gelinmektedir.

Çarşı pazar fiyatlarını artırmaya yöneliktir.

İşçilerin ve kamu emekçilerin artan oranda vergisini artırmaktadır.

Sonuç olarak, krizi derinleştiren, ekonomik-mali açmazları büyüten, uzun vadeli kalkınma planlamayan, kamucu politikaları terk eden, istihdamı, işsizliği öncelemeyen, sağlam ve sürdürülebilir kamu hizmeti olmayan 2020 bütçesi halkın değildir, AKP iktidarının yandaş şirketlerinin ve iş adamlarındır.”


" BİRLEŞİK KAMU İŞ’TEN 2020 BÜTÇESİ ELEŞTİRİSİ konulu haberimizde tokat haberleri olarak sizlere BİRLEŞİK KAMU İŞ’TEN 2020 BÜTÇESİ ELEŞTİRİSİ ile ilgili son gelişmeleri aktarmak istedik. Tokat haber olarak hemen yukarıda BİRLEŞİK KAMU İŞ’TEN 2020 BÜTÇESİ ELEŞTİRİSİ ile ilgili yorum ve görüşleri inceleyerek sizlerde yorum bırakabilirsiniz. "

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

PressTR.com © Copyright Tüm Hakları Saklıdır

PressTR

tokat haberleri

tokat haber

tokat haber 60

tokat gazetesi

tokat gündem

tokat merkez haberleri

son dakika tokat haberleri

tokat haberi
tokat haberi oku