takip et takip et takip et
Köşe Yazıları

18 Mayıs 2020 - 15:31:52 - 584 Okunma

BİLİNÇLİ EBEVEYN

Son zamanlarda gençlerin doyumsuz olduğundan bahsediliyor. Bazı aileler, çocuklarının tüketmeyi amaç edinmiş olduklarından şikâyetçi. “Çocuğumuza her fedakarlığı yaptık ancak nankör  oldu ”deniyor. Yemedik yedirdik, saçımızı süpürge ettik ama sonuç hüsran oldu. Yeni kuşağın çok tembel olduğundan, hiçbir işi beğenmediklerinden bahsediliyor. Hemen zengin olmak, çabasız para kazanmak istediklerine değiniliyor. Y kuşağı iş hayatına başladı ve üniversitede olan Z kuşağı da gümbür gümbür geliyor.

Kuşaklar arası çatışma her daim var ancak bir sonraki kuşak, hep bir öncekinden daha iyi kanımca.  Ancak yaşarken tersini düşünebiliyoruz. Milattan önce 3500’lü yıllarda yazılmış Sümer yazıtlarında görülen, gelecek çok kötüye gidiyor yazılarına rastlanması gibi. Şu an teknoloji çağı ve doğar doğmaz nerdeyse eline telefon, tablet tutuşturuluyor çocukların. Denge ve sınırlama çok önemli burada. Ebeveyn bilinçli olduğunda herşey çok daha kolay. Çocuklarımıza sınır koymayı bilmemiz gerekiyor çünkü çocuklarımız istediği zaman değil herşey kurallar dâhilinde olduğu zaman huzur geliyor. “Çocuğunuza Sınır Koyma“ kitabını öneririm. Yazarı RobertJ. Mackenzie. Çocuklar haz odaklıdır ve istedikleri olsun diye beklerler. Ancak bizler güzel bir dille onlara anlatmalıyız. Kurallar ve sınırlar koymalıyız. Örneğin Çocuklar ağlayarak yaptırmak isterler her şeyi, ancak kararlı tutumumuzla bundan vazgeçmelerini sağlayabiliriz. Ağlamaları ve bağırmalarının açıklaması ise  bana sınır koy demektir. Çocuklar içgüdüsel olarak güçlü anne babaya sahip olmak isterler. Ağzına yemek götüren, yemeğini yediren değildir sadece ebeveynlik. 12 aylık bir bebek kaşık tutmayı bilmelidir mesela. Yurtdışında çocuklar, pedagoglar tarafından her ay kontrol edilmektedir. Çocuğa her ay ne öğretilmesi gerektiği ebeveyne anlatılmaktadır.

Keşke ebeveynlik öğretilse ve bu eğitim zorunlu olsa. Bizler anne baba olmayı bilmiyoruz kendi ailemizden gördüğümüzü ve çevremizden öğrendiğimizi uyguluyoruz. Kendimize bağımlı çocuklar olsun istiyoruz güdüsel olarak. Şikayet ettiğimiz gençlerimizin bugün bu durumda olmasını sağlayan bizleriz. Onları dünyanın 8. Harikası olarak gördük. Bizler için kral, kraliçeydi çocuklarımız.  Biz onlara ne öğrettiysek onlar bunu yansıtıyorlar sonuçta. çocuklarımıza çok deger verdik , onların dediklerini yaptık ve kıyamadık. Onlar mutlu olsun istedik ve onlar için çalıştık kendimizden bile geçtik. Ancak istediğimiz sonucu alamadık çünkü bedel ödetmedik çocuklarımıza. Önüne  herşey sunulan,  bunun degerini de bilemez çünkü elde etmek için bir çaba harcamamıştır.

Bedel ödemek , çaba ve emek harcamaktır. Emeksiz yemek olmaz. Çabamızın sonucunda elde ettiğimiz herşey bize mutluluk verir. Özgüvenimiz artar, yaratıcı gücümüz gelişir. Elimizdekileri kaybetsek bile tekrar özgüvenimizle elde edebileceğimizi biliriz. Bedel ödeyenler başarılıdır, kıymet bilir, mutludur , özgüvenlidir, azimlidir, uyumludur, çözümcüldür.

Evde sorumluluk vermeliyiz çocuklarımıza. Ailenin bir parçası olduğunu, herkesin bir görevinin olduğunu bilmeli çocuklarımız. Kendini değerli hissetmeli, aidiyet duygusu gelişmeli. Evde aile toplantıları yapmalı ve çocukların da fikri alınarak ebeveyn tarafından karar verilmeli. Akşam yemekleri birbirimize aktarımlarımız için çok değerli. Demokratik aile yapısında büyüyen çocuk her zaman sorumluluk sahibi oluyor. Akademik, özel ve sosyal hayatlarında da başarı kaçınılmaz oluyor. Her şeyin kararı çocuğa bırakıldığı zaman roller yer değiştirdiği için işler ilerleyen yıllarda çıkmaza giriyor. Bu konuda da Doğan Cüceloğlu’nun  “Geliştiren anne baba” kitabını öneririm.

La Casa De Papel dizisinde, kendini çocuğuna adarsan çocuğundan bile nefret edersin deniyordu. Kendi hobilerimizden, yaşamdan aldığımız zevklerden fedakârlık ettiğimiz takdirde içsel olarak da mutsuzluk geliyor ve bizi engellediğini düşünüyoruz çocuklarımızın. Oysa her şeyi planlı bir şekilde eşlerimizle işbirliği içinde yapabiliriz.

Bazı ebeveynlerin konuşma tarzından çocuklarıyla bütün olduklarını anlayabiliyoruz. Örneğin; Bizim ödevimiz var, karnemizi aldık gibi. Oysa bizim karnemiz değil, bizim ödevimiz hiç değil. Ödev çocuğa ait bir sorumluluk olmalı, nasıl ki biz büyükler üstümüze düşeni yapıyoruz çocuklar da kendi görev ve sorumluluklarını bilmeli. O yapamaz ben yapayım, o su dolduramaz ben doldurayım gibi yaklaşımlar çocuk yerine görev yapmak çocuğu özgüvensiz yapıyor maalesef. Doğan Cüceloğlu, yaptıklarına sadece tanıklık edin diyor, bırakın kendisi yapsın başarsın. Çocuk yerine yapmak çocuğu başarısızlığa itmekle eş anlamlı. Öğretebiliriz ve deneyimlemesini sağlayabiliriz. Dökse ne olur, kırılsa ne olur. Öğrenememesi daha zarar verici değil mi?

Bugün çocuklarımıza ödül niteliğinde temin edebildiğimiz şeylerin boyutu çocuğun yaşı ilerledikçe artacaktır. Küçükken bir oyuncak,  sonrasında son model telefon , sonra araba , ev,… sonsuz istekler silsilesi şeklinde bize geri dönecektir. Lütfen çocuklarımıza bedel ödetmeden hediyeler sunmayalım çünkü değersiz oluyor. Bedel ödemeyen çocuk önce nankör sonra zalim oluyormuş araştırmalara göre. Bugün kolayı seçen, yarın zorluklara hazırlıklı olsun diyor kitabında Dr. Özgür Bolat.

 “beni ödülle cezalandırma” kitabını mutlaka okumalısınız. “Ailenin kendini değiştirmesi için de davranışlarını değil, düşüncelerini değiştirmesi gerekir “diyor uzmanımız.

Uzmanlar tarafından; en tehlikeli ebeveyn müdahaleci, koruyucu, kontrolcü olanlar deniyor. Çocuklarımızın ayakları üstünde duran mutlu çocuklar olmalarını sağlayalım. İletişim kuralım ve rehberlik edelim. Akademik kariyer zaten sevgi dolu ailede yetişen çocuklarda kendiliğinden geliyor. Sağlıklı iletişim kuralım ve savaşmayalım çocuklarımızla onlara dediklerimizi yaptırmak değil olması gerekeni öğretmek vazifemiz. Her çocuk farklı mizaçta olduğu için buna göre davranmalıyız. Bizim istediğimiz gibi değil en mutlu olacakları hayatı seçmeleri için rehber olalım. Halil Cibran’ın daha önce de paylaştığım ve çok sevdiğim şiirini  tekrar hatırlayalım :

Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil,

Onlar kendi yolunu izleyen Hayat’ın oğulları ve kızları.

Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler

Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller.

Onlara sevginizi verebilirsiniz, düşüncelerinizi değil.

Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır.

Bedenlerini tutabilirsiniz, ruhlarını değil.

Çünkü ruhları yarındadır,

Siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz.

Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları

Kendiniz gibi olmaya zorlamayın.

Çünkü hayat geriye dönmez, dünle de bir alışverişi yoktur.

Siz yaysınız, çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar.

Okçu, sonsuzluk yolundaki hedefi görür

Ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar.

Okçunun önünde kıvançla eğilin

Çünkü okçu, uzaklara giden oku sevdiği kadar

Başını dimdik tutarak kalan yayı da sever

Sağlıklı , aydınlık günler dileğimle..

"Nurdan Sağol" diğer yazıları için tıklayın.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

PressTR.com © Copyright Tüm Hakları Saklıdır.

PressTR

tokat haberleri

tokat haber

tokat haber 60

tokat gazetesi

tokat gündem

tokat merkez haberleri

son dakika tokat haberleri

tokat haberi
tokat haberi oku