takip et takip et takip et
Köşe Yazıları

14 Ekim 2020 - 10:17:00 - 503 Okunma

BEN ESNAFIN OKUR BENİM VELİNİMETİMDİR

Emekli öğretmen olarak çevremde okuyan insanların çoğalması beni mutlu ediyor.

Okuyan göremiyorum. Mutlu olamıyorum.

Sosyal medyada bir paylaşım gördüm. Dükkân kapısı açık. Önünde sandalyeye oturmuş esnaf kitap okuyor. Belli ki kapının önünü temizlemiş. Fırça ve temizlik malzemelerini içeri koymadan, okumaya başlamış.

Sandalyesi boyuna göre küçük. Oturunca, paralel duran dizleri göbek hizasına gelmiş. Kitabı dizlerinin üstüne koymuş. Sol kolu diziyle göbeği arasına yerleşmiş. Kitabı tutuyor. Diğer eliyle sayfaları kontrol ediyor. Okudukça çeviriyor.

Kor onaya karşı önlemleri önemsemiş bir esnaf.

Siyah maskesinin üstüne okuma gözlüğü takmış. Gözünü kitaptan hiç ayırmıyor. Önünden gelip geçenler, Çevreden gelen yüksek sesler, rahatsız etmiyor. Onları duymuyor, görmüyor.

Bu resme bakmak,  okuyanı görmek beni mutlu etti.

Her gün okuryazar olanlarla bir aradayım. Hepsi kitaba, gazeteye, dergiye küsmüş durumdalar. Gözlerinin önünde, ellerinin altında olsa da bakmıyorlar.

Böyle davranmaları, âlimin kıraathanesindeki kitaplığın yok olmasına sebep oldu.

Onlarca kitap kayıp oldu. Masalar sandalyeler toplatıldı. Kimsede bunların nedenlerini sormadı, araştırmadı.

İçeri girip oturmayı da pandemi bahanesiyle yasakladı Âlim.

Şimdi herkes kapı önünde, bordür taşları üstüne veya havuzun kenarlarına oturuyorlar.

İçeri girmeseler de kıraathane önünde toplanmaya devam ediyorlar. Âlim’i çok seviyorlar. Onların sevgisi arttıkça, Âlim’in kısıtlamaları misliyle artıyor.

Burayı ne kadar çok sevdiklerini havalar soğuyunca göreceğiz.

Söz açılınca kıdemli eğitimcilere şu soruyu çok soruyorum:

“Yetişkinlere okuma alışkanlığını nasıl veririz?”

Bu konuyu çok tartıştık.  Ancak, okuyan esnafı görünce sevindim.

Esnaf:  “Müşteri velinimetimdir.”  Sözünü çok kullanır.

Bende yazar olarak: “ Okur velinimetimdir.” Dedim. Kendisini tanımaya karar verdim. 

Kapıda aynı sandalyede kitap okurken buldum onu. Selam verip, kapısı açık dükkâna girdim. O da girdi. Önceden tanışmadığımız için beni müşteri sandı. Masanın karşısındaki eski koltuğa izin istemeden oturdum.  Önce tanıştık.

“Senden,  bir şeyler öğrenmeye geldim. “

“Estağfurullah hocam benim ne bilgim var ki, ne öğreneceksin? “

Çok mütevazı davranışları var.  Saygıda hiç kusur etmiyor.

Önce köylerimizden, işimizden söz ettik. Köylerimiz yakın.  Ekeneğimiz karışık. Kendisinin Tokat ‘ta doğup büyüdüğünü söylüyor. Sözü fazla uzatmadan sorumu sordum:

“Fazla tahsilin yok.  Üniversite yüksekokul okumadın. Okuma alışkanlığını nasıl kazandın? “

Soruyu bekliyor gibiydi. Uzun konuşma yapacak gibi bir hazırlıktan sonra anlatmaya başladı:

“Üç kızımı okuttum.  Onlar öğrenciyken veli toplantılarını çok önemsedim.  Her toplantıya katıldım. Hatta birçoğuna hanımla beraber gittim. Bir toplantıda, bayan öğretmen okumanın önemini anlattı. Toplantı bitince aynı konuda hanımla ikimize konuştu. Çok etkilendim. O günden sonra okumaya başladım.  İlk günler biraz sıkıcı oldu okumak. Sonra alıştım.

Evde bir kural oluşturdum. Akşam öğrenci olan çocuklarımı odasına ders çalışmaya gönderince, benim tek olarak TV izlememin yanlış olduğunu düşündüm. O günden sonra onları odasına gönderince,  tv kapatıp kitap okumaya başladım. Bunun çok yararını gördüm. Buna iş yerimdeki boş zamanlarımda devam ettim. Okuma bağımlısı oldum. Bu halimi gören eş, dost, tanıdıklar, kültürlü kişiler, bana kitap hediye etmeye başladılar.   Beni okumaya teşvik ettiler.

Okumamın bende değişiklikler oluşturduğunu anladım.  Çocuklarıma karşı verdiğim sözleri mutlaka yerine getirdim. Bir gün kızım:

“Baba kardeşlerimizle beraber senden bir şey istiyoruz yapar mısın? “

“Ben sizin her istediğini yaparım.“ Dedim ve istek geldi:

“Bu gün saat on ikiden sonra daha sigara içmeyeceksin. Bunu çok istiyoruz.”

Cebimden sigara paketiyle çakmağı çıkardım. Kendisine sordum:

“Neden on ikiden sonra şimdi olmaz mı? “

Diyerek pakette kalan sigaraları ufalayıp attım.

Öyle güzel anlatıyordu ki, deyim yerindeyse onu ağzım açık dinledim. Bazı cümleleriyle duygulandım. Oturduğumuz bölümden arkaya açılan kapıyı kapattı. Önünde poz verip resim çekindik. Zamanım oldukça yanına uğramaya söz verdim.  Ayrıldım.

Onun sohbeti, özel ders kadar kıymetlidir. 11.10.2020

"Osman Kablan" diğer yazıları için tıklayın.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

PressTR.com © Copyright Tüm Hakları Saklıdır.

PressTR

tokat haberleri

tokat haber

tokat haber 60

tokat gazetesi

tokat gündem

tokat merkez haberleri

son dakika tokat haberleri

tokat haberi
tokat haberi oku