takip et takip et takip et
Köşe Yazıları

9 Ekim 2020 - 09:45:49 - 492 Okunma

BEHZAT ÇARŞISI’NIN ÜÇÇEYREĞİ (III)

İşte Behzat Çarşısının Pek Çoğu Aramızda Olmayan Güzel İnsanları

“Avukatların, arzuhalcilerin, fotoğrafçıların, bakkalların yoğunlaştığı bölüm “

Behzat Çarşısı aslında bilinen kuruluşundan beri dar bir koridordan ibaretti. Altta kimi büyükçe çoğu daracık dükkânlar üstlerinde iki ya da üç katlı ahşap pek sanat değeri olmayan evler vardı. Bazı iş yerlerinin üzerinde de çok küçük depo niteliğinde bir kat daha bulunuyordu. Evlerin pek çoğunun selamlık bölümleri olmasa da eski komşuluk geleneğinin birer numunesi olarak inşa edilen bu evler birbirlerini çok rahat görüyordu.

Sanki uzun bir çadır çeksek üzerine bu koridora kapalı çarşılardan farkı olmazdı diyebilirim. Elbette bu evlerin çoğu zamanla insanlar gibi hastalandılar, ömürlerini tamamlayıp harap oldular ve nihayetinde hızla değişen zamana ayak uyduramayıp yenik düştüler. Altlarındaki dükkânlar da sık sık tadilata, değişime uğradı. Bunlardan çok azı eski haliyle sahipleri tarafından bakıma alınarak ayakta kalabildi. Yine de Sulusokak ve Meydan Çarşılarının bugünkü durumunu göz önüne alırsak Behzat Çarşısı’nın diğerlerine göre biraz daha kimliğini koruduğunu söyleyebiliriz.

Ancak bu hızlı değişim içinde Behzat Çarşısı’nın son yıllarını –takriben yirmi yılın – esnaflarını çalışmamıza alamadık. Dilerim bizden sonraki yazar, çizerler de bu dönemi araştırıp belgelere geçirirler.

Biz, Saaathane civarından başlayalım, ara sıra zikzak da çizeceğimiz esnaf ziyaretlerimize. Zikzak diyoruz, çünkü araştırmalarımızda görüyoruz ki bazı esnaflar kira, iş yeri yıkımı, meslek değişimi vb. sebeplerle yer değiştirmişler. Öyle ki bir dükkânda zaman içinde bazıları da farklı mesleklerden olmak üzere yedi sekiz esnafı görmek mümkün. Şu anda da Kuru Kahveci Mustafa Üncü’nün oğlu Ercan Üncü dışında eskilerden hiç kimse yok.

Saathanenin kuzey tarafında seyyar fotoğrafçılardan üç ayaklı körüklü fotoğraf makinalarıyla –özellikle hükümetteki işerinde kullanmak üzere vatandaşlara dakikalık fotoğraf çeken-Vahit Akgül, güney tarafında fotoğrafçı ve mühür kazıyıcısı Rıza Çakar hizmet veriyordu. Bugün ırmak kıyısında park olarak değerlendirilen uzun dar alan faytoncuların durağıydı.

Saathanenin altında Arzuhalci Ali Çağlayan (Gazeloğlu)  , şehrin en modern kunduracısı, Tonca Topuk marka ayakkabılar satan meşhur Müzisyen Necati Başara’nın ağabeyi Hayati Başara’nın dükkânı bulunuyordu.

Saathane Karşısı Sol Taraftan başlayıp Atlamataş Caddesine Doğru

Saat kulesinin karşısında Perviz Sokağı’ndan komşumuz Behzat Camii İmamı Hacı Mehmet Sözen’in, kavurduğu nohutların kokusunun neredeyse bir kilometre uzaktan duyulan leblebici dükkânı vardı. Daha sonra burası Tokat Milletvekilliği de yapan Av. Ömer Dedeoğlu’nun (XVI. dönem Tokat Milletvekili) yazıhanesi oldu.

Köşede uzun yıllar Soğukpınar Mahallesi Muhtarlığı da yapan :” Haydi bakalım çocuklar yerler mühürlendi evlerinize  “diyerek akşam ezanı sonrası bizlere hapseden “Perviz Sokağı’ndan karşı komşumuz yeminli mütercim Arzuhalcı Hayri Sağlık, yanında Arzuhalci Muhlis Tokuş’un yeri, arada dişçilik ve hacamat da yapan Berber Halil Özenir’in dükkânı vardı.

Buralarda 1942 yılındaki selde satışını yaptığı bütün damga pulu varlığını kaybeden, 1950-1954 yılları arasında görev yapan Tokat Müftüsü Ahmet Gürgünoğlu’nun dostlarıyla sohbet ettiği bir yazıhanesi bulunmaktaydı. Onun yanında zamanın toptancısı gibi çalışan Muhasebeci Saip Gökçe’nin babası Bakkal Hasan Gökçe’ (Kavoğlu) nin yeri ve Emekli başçavuş, Arzuhalci Mehmet Perçin’in yazıhanesi vardı.

Sonrasında burası Perviz Sokağı’ndan komşumuz Tokat Askerlik Şubesi kâtipliğinden emekli soyadı gibi gerçekten sessiz Arzuhalci Osman Sessiz’in yazıhanesi oldu. Arzuhalcıların (istidacı) dilekçe yazma, danışmanlık yapmanın yanı sıra diğer bir işi de damga pulu satmaktı. Çünkü o dönemlerde yazılan dilekçelere damga pulu yapıştırmak zorunluluğu vardı. Bazılarında nadir de olsa posta pulu da bulunurdu. Çoğu takım elbiseli ve kravatlı olan arzuhalcıların bazıları yazı yazarken kolları kirlenmesin diye kolluk da takarlardı.

Devamında Irak’ın Kufe şehrinden büyük bir varlıkla gelip Tokat’a yerleşen yakın köylerden arazi satın alan ve Meydan Çarşısına han yaptıran Kufe oğullarından Mustafa Efendi’nin inşa ettirdiği   (Halk zamanla bu ismi Küflüoğullarına çevirmiştir)  Küflüoğullarının iki katlı ahşap büyük evin altında Av. Ahmet Turan Keskin’in yazıhanesi vardı. (1955-1960 yılları arasında Baro Başkanlığı yapmıştır)  Kendisi İzmit’e nakledince yerine Özel İdare Müdür Yardımcılığından emekli Arzuhalcı Kamil Aydın gelmiştir.

Yanında Bünyamin Akıncının dedesi Arzuhalci Abdulhalim Akıncı , (sonraları buraya Pastacı Osman Akgül tatlı dükkânı açtı)  Bakkal Rıza İnceer,  Av. Cemil Yoğurtçuoğlu (1962-1974,1986-1988 yılları arasında Baro Başkanlığı yapmıştır), Avukat Yılmaz Altınok (1986-1988 yılları arasında Baro Başkanlığı yapmıştır), Avukat Hacı Ali Dizman, (12.dönem Tokat Milletvekili 1974-1980 yılları arasında Baro Başkanlığı yapmıştır)  ve Arzuhalci Osman Güler (Topal Osman)  bulunuyordu. Bu bölüm, özelliğini taşımasa da bana göre adeta bir adliyeciler hanını andırıyordu.

O mahaldeki sıraya devamla Halil Akman’ın daha çok somun çıkaran yarım ekmeğin bile satıldığı ekmek fırını bulunuyordu. Bu aralarda Hüsnü Kural’ın oldukça küçük tuzcu dükkânı yer alıyordu.

Ali Gözaçan’ın (Kambur Ali) kışın kadayıf,  yazın kebap yaptığı iş yeri, Yemenici Kasım Başçı, Kalaycı Halil Kuyumcu (daha sonraları buraya Kunduracı Hasan Çağıranbaş mağaza açtı ama işyerini daha sonra Yüksek Otel yakınına yapılan Belediye dükkânlarına taşıdılar).

 Kunduracı Şakir Çoban (o da sonraları Yüksek Kahvenin yan tarafına yapılan Belediye dükkânlarına taşındı), ve Leblebici Halis Gürsoy’un dükkânları vardı. (burada daha sonra Bakkal Sami Öğreten,  Özlem Sucukları markasıyla sucuk imal etti.)

Bitişiğinde Arzuhalci Kazım Çağlar, Bakkal Ömer Koçbay, Arzuhalci Ahmet Sürücü (Topal Ahmet),Arzuhalci Hamdi Gürsesli (Hasan Gökçe’nin yerinde)  Bakkal Haydar (sonraları onun yerinde Bakkal Dursun Şenyazoğlu (Kamışın Dursun-) bakkal çalıştırdı.

Devamında, imza atamayanların mühür için müracaat ettikleri, çok sayıda eleman yetiştiren-duayen fotoğrafçı, gazeteci, TRT Muhabirliği de yapan Hüsamettin Turgut dâhil – fotoğrafçı ve mühür kazıyıcı İsmail Arı bulunuyordu.

Behzat Camiinin karşısına belediye tarafından arkalı önlü betonarme dükkânlar yapılmıştı. Ön cephede Meşhur Kurukahveci ve çemenci Hacı Mustafa Üncü ve oğlu Ercan Üncü, İlkokul ikici sınıfta da çırak olarak çalıştığım Perviz Sokağı’ndan komşumuz Arzuhalcı, Dava Vekili Şevket Şenel, soyadını bir türlü bulamadığımız arzuhalcı Rüştü, Av. Cemil Yoğurtçuoğlu, Kunduracı Hasan Kireçci, vardı.

Devamında Sesimiz Gazetesi (Sahibi Hikmet Uluözlü ve ortakları Fethi Günesen, Mehmet Camgözoğlu )  ve o dükkânlar yıkılmadan Sezai ve Seyfi Kaymak kardeşlerin Dilek Matbaaları yer alırken arka tarafında Emin Özen’in çay ocağı, Kadayıfçı Necati Örgel, Sobacı Mehmet Örgel’in iş yerleri bulunuyordu.

Bir dönem Tokat Belediye Başkanlığını yapan Dr. Remzi Topçam’ın ilk muayenehanesi de Behzat Camii karşısında yer almıştır.

Behzat Köprüsünün Karşısındaki Ucu çıkmaz Sokak

Behzat Köprüsünün karşısındaki sokağın solunda bilinen eski belediye binası, bir dönem Halk Fırkası Tokat Şubesi, sonraki yıllarda Tokat Ticaret ve Sanayi Odası, daha sonra Devlet Su İşleri Lokali oldu.

Altında Arif Ağa’nın (Samur) işlettiği, düğünlerde bayanlara kiraya da verilen oldukça büyük iki kapılı Yeşilırmak Kıraathanesi vardı. Kahvenin içindeki mevcut masalardan birinde zabit kâtipliğinden emekli Rüştü Efendi’nin bir daktilosu durur arzuhalcilik yapardı. Kahvenin bitişiğinde Osman Bağdatlı’nın bakkaliyesi vardı. Sık sık tadilata uğrayan buralarda bildiğim Ömer ağabeyimin arkadaşı, ortaokul yıllarında ara sıra tıraş olduğumuz Yıldızelli Berber Mehmet Öztürk ve en son Necati Behzat’ın inşaat malzemeleri satılan dükkânı vardı.

Köşede daha çok müskirat (içki satan)Bakkal Tayyar ve oğlu Selahattin Susoy’un bakkalı bulunuyordu. Burayı daha sonra bizim ailenin en çok alışveriş yaptığı Bedirkale Köyü’nden Kadıoğlu Osman ve oğlu Mustafa Solmaz alarak uzun yıllar işlettiler.

Sokağın içinde Bey Sokağı’nda oturan Ahmet Nurettin Doğan’a ait Cumhuriyet Hanı vardı, üst kat gelen yolcular için kullanılırken hanın altında at ve eşeklerin ayak bakımlarını yapan Nalbant Sadullah Başdağlı, Nalbant Ali Efendi ve yanında nal döven Osman bulunuyordu. Yanında 1957 yılında esnaflığa başlayan Tenekeci Mehmet Ali Bultan Sobacı dükkânı açmıştı. (Şu an Aksu Mahallesi Muhtarı olan Dursun Bultan da babası ile aynı mesleği yapmıştır.)

Hanı daha sonra Ahmet Nurettin Doğan’ın oğlu Zeki Doğan çalıştırdı. Ondan sonra da Hacı Ömer Emmi diye Gümüşhaneli bir şahıs ve Sadık Efendi uzun müddet bu hanı işletti. Bu hanın yanı başında Nafiz ve Atıf Özdilek kardeşlerin Şehir Matbaası ve sokağın tam karşısında Mozaikçi, Mermerci Necmi Özen’in atölyesi vardı.

"Hasan Akar" diğer yazıları için tıklayın.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

PressTR.com © Copyright Tüm Hakları Saklıdır.

PressTR

tokat haberleri

tokat haber

tokat haber 60

tokat gazetesi

tokat gündem

tokat merkez haberleri

son dakika tokat haberleri

tokat haberi
tokat haberi oku